1. Hukuk Dairesi 2013/6791 E. , 2013/10498 K. "" MAHKEMESİ : BEYKOZ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2012 Yanlar arasında birleştirilerek görülen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı trafik kaydının iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis ve ayrıca ecrimisil isteği davası sonunda, yerel mahkemece davanın, davalı Z..yönünden tenkis ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, davalı Y.'ın kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine ilişkin olar…
**1. Hukuk Dairesi 2013/6791 E. , 2013/10498 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BEYKOZ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2012 Yanlar arasında birleştirilerek görülen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı trafik kaydının iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis ve ayrıca ecrimisil isteği davası sonunda, yerel mahkemece davanın, davalı Z..yönünden tenkis ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, davalı Y.'ın kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ve davalı Z..vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı trafik kaydının iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis ve ayrıca ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davalı Z..yönünden tenkis ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, davalı Yaşar'ın kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan M..'in Kadıköy – Pendik hattında çalışan dava konusu 34 M 0614 plakalı ticari minibüsünü 23.12.2003 tarihinde davalı olan oğlu Z..'ye satış suretiyle devrettiği, davalının da 27.04.2006 tarihinde dava dışı H.a, onun da 20.08.2008 tarihinde birleşen dosyada davalı olan Y..a aktardığı, asıl ve birleşen davacıların anılan devirlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtıkları, muris M.'in 21.03.2008 tarihinde öldüğü ve geride mirasçı olarak davacı çocukları Z.., A.N., A.ile davalı oğlu Z. ve dava dışı kızları G., G.ile eşi Esme'nin kaldığı anlaşılmaktadır. İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, pozitif hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede, “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. O halde muvazaa; tarafların üçünü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir. Bir başka ifadeyle, irade açıklamasında bulunan taraflar bu açıklamanın kendisine yapıldığı kişi, irade açıklamasının sonuç doğurmaması konusunda anlaşmışlar, yalnız gerçek bir hukuki işlemin bulunduğu görüşünü yaratmayı istemişlerse, muvazaadan söz edilir.