Başvuru, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucuların murisi R.A.K. ile -davalıların murisi- Ç. arasında başvuru konusu 1518 m²lik taşınmaza ilişkin olarak 18/6/1969 tarihinde noterde satış vaadi sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu satış vaadi sözleşmesinde Ç. 000 eski TL bedel ile taşınmazı başvurucuların murisine sattığı ve satış bedelinin tamamı ödendiğinde bir ay içinde taşınmazın tapusunu devredeceği kararlaştırılmıştır. Buna mukabil satış vaadi alacaklısı başvurucuların murisi ise satış bedelinin 000 eski TL'sini peşin ödediğini, bakiye 000 eski TL'yi ise 1969 yılına ait farklı vade tarihli 500 eski TL bedelli 4 ayrı bono/senet ile ödemeyi kabul etmiştir. Başvurucuların murisi, 2013 ve 2014 yıllarında Ç. mirasçıları aleyhine ayrı ayrı açtığı -sonrasında birleştirilen- davalar ile başvuru konusu taşınmazın tapusunun iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir. Başvurucuların murisi, dava dilekçelerinde satış vaadi sözleşmesinden sonra senet bedellerinin ödendiğini ve davalının hiçbir alacağı kalmadığını belirterek taşınmazın kendisine teslim edildiğini beyan etmiştir. Başvurucuların murisi ayrıca 1969 yılından beri taşınmazı kesintisiz kullanmakta olduğunu, ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, satış vaat edenin 1969 yılından sonra taşınmazla hukuki ve fiilî hiçbir irtibat kalmadığını, taşınmazın tüm emlak vergilerini/beyannamelerini yatırdığını dile getirmiştir. Mahkemece satış vaadi sözleşmesine konu 000 eski TL'nin 000 eski TL’sinin ödendiği, geri kalan kısmın ödendiğinin ispatlanamadığı kabul edilerek, ödenmeyen 000 eski TL’nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca dava tarihindeki güncellenmiş değeri olarak 190,79 TL'nin depo edilmesine karar verilmiştir. Bu bedelin depo edilmesi üzerine 6/9/2016 tarihinde davaların kabulüne karar verilerek davalılar adına olan tapunun iptali ile başvurucular murisi adına tesciline hükmedilmiştir. Mahkeme kararı taraflarca istinaf edilmiştir. Başvurucuların murisi istinaf dilekçesinde satış vaadi sözleşmesine konu bedelin 000 eski TL’sinin peşin, kalanın ise verilen bonolarla süresinde ödendiğini ileri sürmüştür. Bölge adliye mahkemesince, mahkeme kararı kaldırılarak 4/7/2018 tarihinde davaların reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, bononun götürülecek borçlardan olduğu ve bizzat senet lehtarına ödenmek ve senedin iadesiyle borçtan kurtulmanın mümkün olduğu, davalı tarafın senet bedelini almadığını ispat etmek zorunda bulunmadığı, davacının bedelin ödendiğini ispat etmek zorunda olduğu ancak taşınmazın 000 eski TL’lik bakiye bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği belirtilmiştir. Buna göre dava tarihi itibarıyla taşınmazın rayiç bedeli belirlendikten sonra ödenen kısmın %28,57 oranında, ödenmeyen kısmın ise %71,42 oranında olduğu açıklanmıştır. Ardından eksik/kalan bedelin dava tarihi itibarıyla rayiç değerinin 912,67 TL olduğu vurgulanmıştır. Netice itibarıyla verilen kesin süre içerisinde 912,67 TL bakiye bedelin depo edilmemesi nedeniyle davaların reddedildiği izah edilmiştir. Başvurucuların murisi 28/9/2019 tarihinde vefat ettikten sonra taraflarca temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararı, 15/10/2019 tarihinde Yargıtay Hukuk Dairesince onanmıştır. Başvurucular nihai hükmü 7/2/2020 tarihinde öğrendikten sonra 20/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.