Başvuru, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak başvurucu adına tescil edilmesi talebinin, taşınmazın imar ve ihya edilmediği gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak başvurucu adına tescil edilmesi talebinin, taşınmazın imar ve ihya edilmediği gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 11/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Antalya'nın Alanya ilçesi Okurcalar köyünde bulunan sınırlarını belirttiği taşınmazı yirmi yıldan fazla süredir nizasız ve fasılasız şekilde malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığını belirterek taşınmazın adına tesciline karar verilmesi istemiyle 16/10/1991 tarihinde Alanya Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Hazine aleyhine dava açmıştır. Hazine tarafından karşı dava olarak açılan E.1991/446 sayılı müdahalenin men'i ve kal davası ile E.1996/346 sayılı tescil davası Mahkemece başvurucu tarafından açılan dava dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya bu şekilde devam edilmiştir. Mahkeme 11/7/1996 tarihinde başvurucunun tescil davasının kısmen kabul kısmen reddine; Hazinenin müdahalenin men'i ve kal karşı davasının kısmen kabul kısmen reddine; Hazinenin tescil isteminin reddine karar vermiştir. Anılan karar Yargıtay Hukuk Dairesince (Daire), aynı yere ilişkin kadastro mahkemesinde görülen bir dava olup olmadığının araştırılması, varsa görevsizlik kararı verilmesi gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına uyan Mahkeme, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu aynı yere ilişkin kadastro mahkemesinde devam eden başka bir dava olmadığını tespit ederek aynı şekilde hüküm kurmuştur. Daire 14/12/2000 tarihinde, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu fakat taşınmazın niteliğinin belirlenmesi noktasında Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olmadığı, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmuş yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişi raporunda ''A2'' ve ''A3'' harfleriyle belirtilen dava konusu kısımların başvurucu adına tesciline karar verilmiştir. Daire 22/12/2005 tarihinde başvurucu lehine verilen tescil hükmünün bozulmasına hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, taşınmaz üzerine ev ve bina yapmanın imar ihya sayılamayacağı, imar ve ihyadan söz edebilmek için taşınmazın para ve emek sarfedilmek suretiyle kültür arazisi hâline getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre üzerinde tarımsal bir faaliyet yapılmadığı bilirkişi raporuyla sabit olan taşınmazın başvurucu adına tescilinin mümkün olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme 17/6/2008 tarihinde bozma kararında belirtilen gerekçelerle başvurucunun ve Hazinenin karşılıklı tescil davalarının reddine karar vermiştir. Daire 30/4/2009 tarihinde, tescil istemlerinin reddine ilişkin kararın onamasına hükmetmiştir. Fakat davalı-karşı davacı Hazinenin aynı yere ilişkin müdahalenin men'i ve kal talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı gerekçesiyle hükmün bu yönüyle bozulmasına karar vermiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 19/4/2010 tarihinde reddedilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı-karşı davacı Hazinenin aynı yere ilişkin müdahalenin men'i ve kal davasının kabulüne ve başvurucunun bu kısımlara yönelik müdahalesinin men'i ve kal'ine 2/11/2012 tarihinde karar verilmiştir. Daire tarafından 5/5/2014 tarihinde bu karar onanmış, başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 3/9/2015 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar 13/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.'' 3402 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz." 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir....Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.Özel kanun hükümleri saklıdır."