Başvuru, atanmamaya ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın başvurucu hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin masumiyet karinesi ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, atanmamaya ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın başvurucu hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin masumiyet karinesi ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, sözleşmeli infaz ve koruma memurluğu sınavında başarılı olmuştur. Başvurucunun arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atanması Bakanlık Personel Genel Müdürlüğünün 28/9/2016 tarihli işlemiyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (HAGB) bulunduğu gerekçesiyle uygun görülmemiştir. Başvurucu hakkında Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 4/6/2014 tarihli kararla kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı veya sondaj yapmak suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verilmiş, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin beşinci fıkrası uyarınca da anılan hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Başvurucu, anılan işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 14/12/2017 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda "... sözleşmeli infaz ve koruma memurluğu sınavında başarılı olan davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 2802 sayılı Kanun’un Ek maddesi ile Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin maddesi kapsamında değerlendirildiğinde davalı idarece, davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olarak değerlendirilemeyeceğinden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesine yer verilmiştir. Davalı idarenin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 20/6/2018 tarihli kararıyla istinaf talebinin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde "...topluma kazandırılması da amaçlanan tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu ceza infaz kurumlarında görev yapacak personelin, belirli niteliklere sahip bulunması, bu kapsamda geçmiş yaşantısının da özenli olması zorunlu ve gereklidir. Dolayısıyla her ne kadar davacı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, cezaya neden olan olayın özelliği, fiilin niteliği, görev yapacağı infaz kurumunun özellikli bir kuruluş olması, görevin hassasiyeti gözönüne alındığında, bu fiilin, infaz ve koruma memurluğu göreviyle bağdaşmayacak nitelik taşıdığı sonucuna varıldığından, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. " gerekçesine yer verilmiştir. Nihai karar 23/7/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun "Genel ve özel şartlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.A) Genel şartlar:... Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak....B) Özel şartlar:... Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak." 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması " kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:"Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder." 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun ek maddesi şöyledir:"Hâkim ve savcı adaylığına atanacaklar ile hâkimlik ve savcılık mesleğine kabul edilecekler ve hâkim ve savcı sınıfı dışında kalan adlî ve idarî yargıda çalıştırılacak tüm personel hakkında 1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre arşiv araştırması yapılır." 10/7/2003 tarihli ve 25164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı Memur Sınav Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin "Özel şartlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Genel şartların yanında, atama yapılacak kadroların niteliğine göre aşağıdaki şartlar aranır:...5) Koruma güvenlik görevlisi ile infaz ve koruma memuru kadrolarına atanabilmek için;...d) Güvenlik soruşturması olumlu olmak, "B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..." "Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadıa. Genel Olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) -yerleşik içtihadı uyarınca- Sözleşme ile korunan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği sürece ulusal mahkemelerce yapılan hukuki ya da maddi hataları ele almanın kendi görevi olmadığını belirtmektedir (García Ruiz/İspanya [BD], B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 28; Perez/Fransa [BD], B. No: 47287/99, 12/2/2004, § 82). Bu içtihada göre Sözleşme'nin maddesi adil yargılanma hakkını güvenceye almakla birlikte delillerin kabul edilebilirliğine ya da delillerin nasıl değerlendirileceğine ilişkin herhangi bir kural koymaz, bu hususlar öncelikli olarak ulusal hukukun ve mahkemelerin düzenleme alanına girer. Normal şartlarda ulusal mahkemelerin belirli delil unsurlarına ya da önlerindeki uyuşmazlıktaki tespit ya da değerlendirmelere tanıyacakları ağırlık gibi meseleler AİHM'in yeniden inceleme alanına girmez. AİHM, bir dördüncü derece yargı yeri gibi davranmamalıdır; dolayısıyla keyfî olduğu ya da makul olmadığı açıkça görülebilecek tespitlerde bulunmadıkları takdirde ulusal mahkemelerin kararlarını Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrası kapsamında sorgulamaz (Bochan/Ukrayna (No.2) [BD], B. No: 22251/08, 5/2/1015, § 61).b. Masumiyet Karinesine İlişkin İçtihat Sanığı yargılayan mahkemenin veya bu mahkemenin üyelerinin sanığa isnat edilen suçu işlediği ön yargısıyla hareket etmemesini ifade eden ve Sözleşme’nin maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesi, birinci fıkrada teminat altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biridir (Minelli/İsviçre, B. No: 8660/79, 25/3/1983, § 27). Masumiyet karinesi suç isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için Sözleşme’nin maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce verdiği cezai sorumluluğun bulunmadığını tespit eden kararına uygun hareket etmelidir (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. X/Avusturya [GK], B. No: 9295/81, 6/10/1982; C/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 11882/85, 7/10/1987). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararı sorgulanmadığı sürece aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, § 38). Ayrıntılı AİHM içtihatları için bkz. Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, §§ 18-