Başvuru, dokunulmazlık hakkını yeniden kazanan milletvekilinin bir ceza mahkemesinde yargılanmaya devam etmesinin seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını, bir gazetede yayımlanan köşe yazısındaki sözleri nedeniyle iftira suçundan cezalandırılmasının ise ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, dokunulmazlık hakkını yeniden kazanan milletvekilinin bir ceza mahkemesinde yargılanmaya devam etmesinin seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını, bir gazetede yayımlanan köşe yazısındaki sözleri nedeniyle iftira suçundan cezalandırılmasının ise ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Olayların meydana geldiği tarihte -2014 yılında- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve dönem milletvekili olan başvurucu, ulusal ölçekte yayın yapan Birgün gazetesinde 21/4/2014 tarihinde "Her Devrin Kasası " başlığıyla bir köşe yazısı yayımlamıştır. Söz konusu yazıda özetle iktidar partilerince; kamu ihalelerinin nin (müşteki) de aralarında bulunduğu belirli kişilere verildiği, ihale ve özelleştirme süreçlerinde kamu zararına yol açan çok sayıda usulsüzlük yapıldığı, bu usulsüzlüklerle ilgili hukuki süreçlerin sürüncemede bırakıldığı şeklinde iddialara yer verilmiştir. Ayrıca söz konusu yazı, aynı gazetenin www.birgun.net adlı internet sitesinde aynı başlıkla, www.odatv.com adlı internet sitesinde ise "Bakın Daha Önce Kimin Kasasıymış?" isimli başlıkla yayımlamıştır. nin şikâyeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) bahse konu köşe yazısında yer alan bazı açıklamaların suç oluşturduğu iddiasıyla başvurucu hakkında bir ceza soruşturması başlatmıştır. Söz konusu soruşturma kapsamında, Anayasa'nın maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz." hükmü uyarınca başvurucunun yasama dokunulmazlığının kaldırılması için 12/11/2014 tarihli bir fezleke düzenlenmiş ve bu fezleke Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmak üzere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük bir bölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayından itibaren ülkede yaşanan terör saldırılarının artması dolayısıyla siyasi çevrelerde ve kamuoyunda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması hususunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda bu yönde değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifi 12/4/2016 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştur. TBMM Genel Kurulunda 20/5/2016 tarihinde kabul edilen 6718 sayılı Kanun'un maddesiyle Anayasa'ya geçici madde eklenmiştir. Söz konusu Anayasa değişikliği 8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göre TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıyla maddede sayılan mercilere intikal etmiş dosyalar hakkında Anayasa'nın maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasama dokunulmazlığına ilişkin hüküm uygulanmayacaktır. Böylece Adalet Bakanlığı verilerine göre Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) grubuna mensup 29 milletvekiline ait 50, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) grubuna mensup 59 milletvekiline ait 215, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) grubuna mensup 10 milletvekiline ait 23, HDP grubuna mensup 55 milletvekiline ait 518 ve 1 bağımsız milletvekiline ait 5 fezlekeyle ilgili olarak yasama donulmazlığına ilişkin hükümler uygulanmamış ve bu dosyalar gereği için ilgili mercilere iade edilmiştir. Başvurucunun yasama dokunulmazlığı da 8/6/2016 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa'nın geçici maddesi ile kalkmıştır. Anılan madde kapsamında dokunulmazlığı kaldırılan başvurucunun hakaret ve iftira suçlarından cezalandırılması için Başsavcılıkça bir kamu davası açılmıştır. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlayan başvurucu, yargılama süreci devam ederken 24/6/2018 tarihinde yapılan genel seçimde yeniden milletvekili seçilerek dönem milletvekili olmuştur. Başvurucunun yeniden milletvekili olması nedeniyle yargılamada durma kararı verilmesine yönelik talebi Mahkemece reddedilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir. Bahse konu yargılama sonucunda başvurucu, yayın yolu ile alenen hakaret suçundan 045 TL adli para cezası ve iftira suçundan da bir yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Hapis cezası ertelenmiştir. İlk derece mahkemesi hakaret ve iftira suçuna ilişkin bazı açıklamalar yaptıktan sonra davaya konu yazıdan uzunca bir alıntı yapmış ve daha fazla gerekçeye yer vermeden aşağıdaki gerekçe ile başvurucunun her iki suçtan da cezalandırılmasına karar vermiştir: "...söz konusu gazete yazısında yer alan ifadelerin, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğu, ayrıca yazıdaki ifadelerle şikayetçi hakkında bir yargı kararı olmamasına rağmen kesin yargı kararı varmış gibi suç isnadı yapıldığı gerekçeleriyle katılanın hukuka aykırı veya suç teşkil eden birçok olayla ilişkilendirilerek "onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte fiil veya olguların isnat edilerek hakkında bir yargı kararı olmamasına rağmen kesin yargı kararı varmış gibi suç isnadı yapıldığı " böylelikle "alenen yayın yolu ile hakaret" ve "iftira" suçunun unsurlarının oluştuğu değerlendirilerek sanığın eylemine karşılık gelen TCK'nun 125/2-4, 267/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş..." Başvurucu, ilk derece mahkemesinin anılan kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesi, herhangi bir değerlendirmeye yer vermeden başvurucunun açıklamalarının bir bütün hâlinde iftira suçunun unsurlarını oluşturduğunu kabul ederek ilk derece mahkemesinin hakaret suçuna yönelik mahkûmiyet hükmünü kaldırmış; iftira suçuna yönelik istinaf talebini ise kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, nihai kararı 3/4/2019 tarihinde öğrendikten sonra 22/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.