Başvuru, ceza soruşturması kapsamında mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza soruşturması kapsamında mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1971 doğumlu olup bireysel başvuru tarihinde Manisa T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak kalmaktadır. Manisa Barosuna kayıtlı avukat olan başvurucu, olayların geçtiği tarihte Bank Asyanın avukatlığını da yapmaktadır. 2014 Ocak ayı içinde yaklaşık 000 TL paranın küçük meblağlara bölünerek Bank Asya Manisa Şubesine yatırıldığının tespiti üzerine Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) finanse edildiği şüphesiyle 29/9/2015 tarihinde soruşturma başlatılmıştır. Bu çerçevede başvurucunun Bank Asyadaki hesabına 6/1/2014 tarihinde 000 Amerikan doları yatırıldığı, 11/9/2014 tarihinde de 000 TL yatırıldığı ve söz konusu paranın 3/10/2014 tarihinde başka bir hesaba aktarılarak 028,17 dolara çevrildiği saptanmıştır. Başsavcılık 13/11/2015 tarihli yazıyla başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıkların tutuklanmasını talep etmiştir. Manisa Sulh Ceza Hâkimliği 14/11/2015 tarihli kararıyla başvurucuya yönelik tutuklama istemini reddetmiş, buna karşılık başvurucunun adli kontrol altına alınmasına hükmetmiştir. Manisa Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/12/2015 tarihli kararıyla başvurucunun Banka Asyada bulunan mevduatına el konulmasına karar verilmiştir. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. OHAL 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır. Darbe teşebbüsü sonrası Başsavcılık tarafından başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma başlatılmıştır. Manisa Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/8/2016 tarihli kararıyla başvurucunun tüm mal varlığına el konulmasına karar verilmiştir. Başvurucu, soruşturma kapsamında 10/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılığın talebi üzerine başvurucu, Manisa Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/9/2016 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucunun başvuru formundaki beyanına göre Manisa Sulh Ceza Hâkimliği elkoyma kararından yaklaşık bir yıl sonra verdiği kararla başvurucunun banka hesabından ayda 000 TL çekilmesine izin vermiştir. Başsavcılığın 12/10/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucunun terör örgütü yöneticisi olma suçundan cezalandırılması, ayrıca el konulan mal varlığının müsaderesine karar verilmesi talep edilmiştir. İddianamede başvurucu hakkında özetle şu saptamalar yer almaktadır:i. HTS kayıtlarından, FETÖ/PDY ile irtibatlı olan çok sayıda kişiyle iletişim kurduğu tespit edilmiştir.ii. Çocuğunu kanun hükmünde kararnameyle kapatılan Özel Şehzade Mehmet Kolejinde okuttuğu saptanmıştır. iii. FETÖ/PDY ile irtibatlı bulunan Manisa Sanayi ve İşadamları Derneğinin yönetim kurulu üyesi olduğu belirtilmiştir. iv. Bank Asyada bulunan hesabına 31/12/2013-24/12/2014 tarihleri arasında toplam 625,13 TL para yatırdığı ifade edilmiştir. Söz konusu hesaba bankacılık teamüllerine aykırı olarak 6/1/2014 tarihinde saat 48'de 000 Amerikan doları yatırdığı tespit edilmiştir. v. 122068 ID numarasıyla ByLock kullanıcısı olduğu ve örgüt yöneticileriyle mesajlaşmalarının bulunduğu saptanmıştır. vi. Örgüt hiyerarşisine dâhil olduğu yönünde çok sayıda gizli tanık ve tanık ifadesinin bulunduğu belirtilmiştir. Manisa Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) isteği üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kuruluna bağlı bir vergi müfettişi tarafından düzenlenen ve 26/9/2018 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesine sunulan görüş ve öneri raporunda, 1/1/2014 tarihi ve sonrasında yapılan bankacılık işlemleri haricinde suç kapsamında değerlendirilebilecek bir mal varlığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Serbest mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenerek 19/2/2018 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesine ibraz edilen raporda, başvurucu tarafından Bank Asyadaki hesabına 6/1/2014 tarihinde 000 dolar yatırıldığı, 11/9/2014 tarihinde ise 000 TL yatırıldığı ve söz konusu paranın 3/10/2014 tarihinde başka bir hesaba aktarılarak 028,17 dolara çevrildiği ifade edilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 17/10/2018 tarihinde başvurucunun terör örgütü üyeliği suçunu işlediğini sabit görerek başvurucuyu neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Kararda, başvurucunun ByLock kullanıcısı olmasına, örgüt kurucusu olduğu ileri sürülen kişinin talimatından sonra Bank Asyadaki hesabında gerçekleşen para hareketlerine ve tanık ifadelerine dayanılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca başvurucunun hesabına 6/1/2014 tarihinde yatırılan 000 dolar ile 11/9/2014 tarihinde yatırılan ve sonrasında028,17 dolara çevirilen (bu tutar nihai olarak 361,27 dolara ulaşmıştır) 000 TL'nin örgüt tarafından Bank Asyanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrinin engellenmesi amacıyla örgüt kaynaklı olarak yatırılan paralar olduğu sonucuna ulaşarak bunların işleyen kâr payları ile birlikte ulaştığı 562,31 doların hükmün kesinleşmesini müteakip 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi uyarınca müsaderesine karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi başvurunun diğer mal varlığı üzerindeki tedbirin müsadereye ilişkin hükmün infazından sonra kaldırılmasına hükmetmiştir. Başvurucu, elkoyma tedbirinin hükmün kesinleşmesinden sonra kaldırılmasına yönelik karara karşı Manisa Ağır Ceza Mahkemesinde itiraz yoluna başvurmuştur. Anılan Mahkeme 24/10/2018 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu bu karardan sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu arada başvurucu mahkûmiyet ve müsadere hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 23/5/2019 tarihinde istinaf istemini esastan reddetmiştir. Karara karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi 27/5/2021 tarihinde başvurucunun terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetine ilişkin hüküm fıkrasını onamış ancak müsadereye ilişkin hüküm fıkrasını ise bozmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Manisa Bank Asya şubesinde müdür olarak görev yapan [N.Ş.]un, görev yaptığı dönemde ve özellikle 2014 yılı Ocak-Şubat ayları içerisinde, örgüt tarafından değişik yollarla temin ve tedarik edilen TL ve döviz cinsinden yüklü miktardaki paraları çantalar ile şubeye getirerek, belirli bir plan dahilinde yine örgüt tarafından belirlenen üyelerinin genel olarak katılım hesabı şeklinde açtırdığı çok sayıdaki hesaplarına kendileri tarafından yatırılmış gibi göstermek suretiyle değişik miktarlarda pay ederek yatırttığının, bu kapsamda sanık Hasan Gürhan Onat'ın da hesaplarına aynı dönemde para yatırıldığının, bilahare bu paraların hesaplardan çekildiğinin, sanık ve müdafiinin bu varlıkların kaynağına ilişkin makul ve ikna edici bir açıklama yapamadıklarının tespit ve kabul edilmiş olmasına, bu nedenlerle de yatırılan paralar kadar ikame değerin müsaderesine karar verildiğinin anlaşılmasına göre;5237 sayılı TCK'nın 55/ maddesi gereğince ikame müsaderesi kararı verilebilmesi için, 'müsadere konusu eşya ve maddi menfaatlere el konulmaması veya bunların merciine teslim edilmemesinin gerekmesine' nazaran sanığın hesabına yatırılan paraların örgüte ait olması nedeniyle 'müsadere konusu eşya ve maddi menfaat' kapsamında olduğunun ve bu haliyle sanığın malvarlığına dahil edildiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından; sanığın hesabına yatırılan ve örgüte ait olduğu kabul edilen paraların sanık tarafından çekilip çekilmediğinin gerekirse banka evrakları üzerinde imza incelemesi de yaptırılmak suretiyle saptanmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi,Kanuna aykırı ... olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/ maddesi uyarınca BOZULMASINA," A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;a) Taşınmazlara,b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,e) Kıymetli evraka,f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,g) Kiralık kasa mevcutlarına,h) Diğer mal varlığı değerlerine,Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir. (2) Birinci fıkra hükmü;a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),...Hakkında uygulanır...." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir" 5271 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. (2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir. (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: "(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır." 5237 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir. (2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir. (3) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir." 5237 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763, 24/5/2018, §§ 48-