Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5750 E. , 2024/832 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/5750 Karar No : 2024/832 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Feth
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5750 E. , 2024/832 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/5750 Karar No : 2024/832 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Fethiye ilçesindeki yol üstü araç park yerlerinden sağlanan gelirlerin Büyükşehir Belediyesi hesabına yatırılması talebiyle Ulaşım Dairesi Başkanlığının ... gün ve ... sayılı yazısıyla yapılan başvurunun zımnen reddine dair davalı idare işleminin iptali ile ıslah ile fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla otopark geliri 1000-TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından istenen otopark geliri kaleminin yol üstü araç park yeri olarak belirtildiği ve davalı idarenin ise imar mevzuatı uyarınca tahsil edilen bedellerin zaten yatırıldığı, başkaca devredilecek otopark geliri kaleminin bulunmadığı gerekçesiyle istemi reddettiği, ilçe belediyesinin girişimci olarak, özel mülkünü, gerekli izinler dahilinde otopark olarak işletmesi halinde elde edeceği kazanç dışındaki otopark hizmetinden elde edilen gelirlerinin herhangi ayrıma tabi tutulmaksızın aynı statüde bulunduğu, daha önceki, Mahkemenin E:... K:... sayılı kararının da davalı idareye ait otopark gelirlerinin tamamının devrine ilişkin olduğu, bu kapsamda Mahkeme kararının gereğinin yerine getirildiği iddia edilerek otopark gelirlerinin tamamının devredilmesine gerek bulunmadığına dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, devri gereken otopark gelirlerinin bir kısmının tahsil edilmiş olmasına rağmen bir bölümünün tahakkuk ettiği fakat tahsil edilmediği, sadece tahsil edilen kısmın fiilen ödenmesinin gerekeceği, tahakkuk eden kısmın da devri gerekmekteyse de, bu devrin alacağın halefi olunması gibi yollarla giderilmesi gerektiği, tahakkuk edip tahsil edilemeyen gelirler bakımından Büyükşehir Belediyesinin Fethiye Belediyesinin küllî yasal halefi olduğundan tahakkuk edip tahsil edilemeyen gelirlerin ilgili üçüncü şahıslardan takip ve tahsil yetkisinin Büyükşehir Belediyesine geçtiği, dolayısıyla bu gelirler yönünden davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılarak 01/10/2018 tarihli ıslah dilekçesiyle artırılan tazminat isteminin 1.312.589,36 TL'lik kısmının kabulüne, 698,289,36 TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Mahkeme kararında 5216 Sayılı Kanun'un 27 maddesinin son fıkrasının dayanak gösterildiği, söz konusu fıkra 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili maddesi ve buna bağlı Otopark Yönetmeliği uyarınca alınan otopark bedellerini düzenlediği, bu yolla alınan otopark bedellerinin tamamının ilgili mevzuata uygun olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi hesaplarına intikal ettirildiği, davacı belediyenin ilçe dahilinde otopark işletmeciliği faaliyetinde bulunmadığı, faaliyette bulunmasının engellenmediği bir yerden zarar ettiği iddia edilmesinin ekonomik, hukuki ve maddi gerçekliğe uygun olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Kararın esasının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu Kararın ıslah dilekçesi ile arttırılan tazminat miktarına yürütülen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesinden; İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olup; temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır. Yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda; Mahkeme kararında "dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan 1.000 TL'nin idareye başvuru tarihi olan 12/07/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, 1.311.589,36 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 10/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine" kısmının "işlem nedeniyle yoksun kalınan 1.312.589,36 TL'nin idareye başvuru tarihi olan 12/07/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ıslah dilekçesi ile arttırılan tazminat miktarına yürütülen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 22/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.