Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 1999 doğumlu olan birinci başvurucu omuriliğindeki eğrilin (skolyoz) düzeltilmesi amacıyla 30/9/2015 tarihinde Ankara Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Hastane) ameliyat edilmiştir. Akabinde yatılı olarak tedavisi devam eden birinci başvurucu, genel durumunun kötüleşmesi üzerine 4/10/2015 tarihinde Ankara Üniversitesi Hastanesine (Üniversite Hastanesi) sevk edilmiştir. 12/11/2015 tarihine kadar Üniversite Hastanesinde tedavi gören birinci başvurucu, solunum destek cihazına bağlı şekilde ve bilinci kapalı olarak taburcu edilmiştir. Başvurucunun diğer sağlık kurumlarındaki tedavilerinden de bir sonuç alınamadığı anlaşılmıştır. Başvurucular 22/4/2016 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde; ameliyatı gerçekleştiren sağlık görevlilerinin hatalı müdahaleleri sonucunda birinci başvurucunun bitkisel hayata girdiğini, iyileşme imkânı bulunmadığını ve %100 engelli hâle geldiğini belirten başvurucular fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 000 TL maddi tazminatın ödenmesini talep etmiştir. Mahkeme, dosyayı bilirkişi incelemesi için Adli Tıp Kurumuna (ATK) göndermiştir. ATK İhtisas Kurulunun 31/10/2018 tarihli raporunda; başvurucudaki skolyoz tanısının doğru olduğu, ameliyatın gereklilik taşıdığı, oluşan neticenin komplikasyon olduğu, başvurucuya yönelik tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Hastanede yapılan tüm tanı, tedavi ve takip işlemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, idarenin kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. Başvurucular bu rapora itiraz ederek ameliyatı gerçekleştiren sağlık görevlilerinin hatası sonucunda birinci başvurucunun yatağa bağımlı hâle geldiğini ayrıca tıbbi müdahale öncesinde bu operasyonun muhtemel sonuçlarının kendilerine açıklanmaması nedeniyle de idarenin kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme 24/9/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçede; ATK raporuna atıfla Hastanede yapılan teşhis, tedavi ve tıbbi müdahale hususunda idarenin ve sağlık görevlilerinin kusurlu hizmet ifa ettiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucular istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde; ATK raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen hususlar (bkz. § 6) yinelenmiş ayrıca Dr. N.E.Ö.nün 12/2/2016 tarihli beyanında transfüzyon setinde oluşan tıkanma nedeniyle bu işlemin sonlandırılarak kan ürünlerinin iade edildiği ve aynı gün başvurucuda solunum sıkıntısı başladığı ifade edilmesine karşın ATK raporunda ise anılan işlemin herhangi bir aksama olmadan tamamlandığının belirtildiği vurgulanarak Mahkemece bu çelişkinin giderilmediği ileri sürülmüştür. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire), 25/2/2020 tarihinde mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararı kesin olarak onamıştır. Başvurucular yasal süre içerisinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurucunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.