Ceza Genel Kurulu 2015/1189 E. , 2018/377 K. "" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi Mahkemesi :Sulh Ceza Sayısı : 61-198 Tehdit suçundan sanık ...'ın TCK’nın 106/1-2. cümle ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 1.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Eskişehir (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.03.2011 tarihli ve 61-198 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dai…
**Ceza Genel Kurulu 2015/1189 E. , 2018/377 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi Mahkemesi :Sulh Ceza Sayısı : 61-198 Tehdit suçundan sanık ...'ın TCK’nın 106/1-2. cümle ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 1.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Eskişehir (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.03.2011 tarihli ve 61-198 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 18.05.2015 tarih ve 15803-29265 sayı ile; "Sanığın, 'bu evi de seni de yakarım' diyerek katılanı tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, eyleminin TCK'nın 106/1-1. cümlesinde yer alan katılanın hayatına ve vücut dokunulmazlığına yönelik olduğu gözetilmeden, TCK'nın 106/1-2. cümlesi gereğince sair tehdit suçundan hüküm kurulmuş ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılmamıştır" eleştirisiyle onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 25.06.2015 tarih ve 265094 sayı ile; “İtiraza konu uyuşmazlık, sanığın, resmi nikahlı eşi olan katılana yönelik 'bu evi de seni de yakarım' diyerek tehdit ettiğinin kabul edilmesi ve eyleminin TCK 106/1-1. cümlesinde yer alan katılanın hayatına ve vücut dokunulmazlığına yönelik bulunduğunun belirlenmesi karşısında, Eskişehir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.03.2011 tarih ve 61-198 sayılı ilamıyla verilen doğrudan 1200 TL adli para cezasına ilişkin kararının suç vasfına yönelik olarak ve C.Y.Yasası'nın 326/son maddesi uyarınca bozulup bozulamayacağına ilişkindir. Bilindiği üzere, sanık hakkında verilen 'cezanın aleyhe değiştirememe yasağı', öğreti ve uygulamada; 'temyiz davası yalnızca sanık veya müdafisi ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında, hükümde yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir anlatımla aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması' şeklinde tanımlanmaktadır. Latince 'reformatio in pejus' olarak adlandırılan, öğreti ve uygulamada ise, 'lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme, aleyhe bozmama zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı, aleyhe bozma yasağı' olarak ifade edilen bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine bozulabileceğini düşünen sanığın bazı davalarda istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır.