Başvuru; çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yürütülen yargılama süreci ve sonucu nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yürütülen yargılama süreci ve sonucu nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu; Ege Bölgesi'nde çevreyi, kültürel ve doğal varlıkları korumak amacıyla çalışmalarda bulunmak, bunların bozulmasına sebep olabilecek faaliyetler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek ve söz konusu faaliyetleri önlemek için gerekli hukuksal yollara başvurmak, demokratik baskı grubu işlevini görmek amacıyla kurulmuş, merkezi İzmir'de bulunan bir özel hukuk tüzel kişisidir. Başvurucu İzmir'in Aliağa ilçesi sınırları içinde kurulması planlanan İzdemir Enerji Santrali için düzenlenen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptaline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu Aliağa bölgesine yapılan enerji yatırımlarının bölgedeki diğer sanayi tesisleriyle birlikte planlanmadığını, bu alandaki çevre kirliliğinin tarım ve hayvancılık üzerindeki olumsuz etkilerinin giderek arttığını vurgulamıştır. Ayrıca ÇED olumlu kararına konu termik santral için kullanılacağı belirtilen kül depolama alanın tarım arazisi niteliğinde olduğunu, alandaki flora ve faunaya yönelik saha çalışması yapılmadığını ifade eden başvurucu, ÇED olumlu kararına konu projenin tarıma, hayvancılığa, balıkçılığa ve iktisadi hayata etkileri olacağının tespit edildiğini ancak bu etkilerin neler olacağının açıkça orta konulmadığını belirtmiştir. İzmir İdare Mahkemesi (Mahkeme) ilk olarak 12/10/2017 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay (kapatılan) Ondördüncü Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Anılan kararın gerekçesinde nihai ÇED raporunun yeterliliği ve raporda yer alan belirlemelerin çevreye ve ekolojik dengeye etkisinin tespiti amacıyla aralarında çevre mühendisi, meteoroloji mühendisi, ziraat mühendisi olmak üzere, tarafların iddiaları da dikkate alınarak gerekirse başka dallarda da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme, Danıştay kararında belirtilen hususlar çerçevesinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporu da dikkate alarak 7/1/2019 tarihli kararıyla yeniden dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu Danıştay Altıncı Dairesinin 23/10/2019 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, ÇED olumlu kararına konu olan tesisin bulunduğu alanın nâzım imar planında termik santral alanı olarak belirlendiği, tesisin ilk ünitesinin faaliyette olduğu 2015 yılından bu yana atık depolama alanının kullanılmadığının bilirkişi raporları ile tespit edildiği, kullanılmayan depolama alanının zeytin üretimine olumsuz etkisinin ne olabileceğinin bilimsel olarak ortaya konulamadığı ve sonuç olarak ÇED olumlu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 075 TL vekâlet ücretinin başvurucunun da aralarında bulunduğu davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 3/1/2020 tarihinde öğrendikten sonra 3/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.