13. Hukuk Dairesi 2014/46613 E. , 2016/6768 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı eczacı, kurum müfettişi tarafından yapılan inceleme sonucu 2011 yılı eczane protokolünün 6.3.19. maddesi uyarınca sözleşmenin 2 y…
**13. Hukuk Dairesi 2014/46613 E. , 2016/6768 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı eczacı, kurum müfettişi tarafından yapılan inceleme sonucu 2011 yılı eczane protokolünün 6.3.19. maddesi uyarınca sözleşmenin 2 yıl süreyle feshine, 6.3.3. maddesi uyarınca 10.693,90 TL cezai şart, 6.3.10. maddesi uyarınca 216,50 TL, 6.3.19. maddesi uyarınca 255.619,70 TL cezai şart ödenmesine karar verildiğini, cezanın 2007-2008 yıllarında fatura edilen reçetelere ilişkin olup, incelemenin 2012 de yapıldığını, bazı reçetelerin sigortalıların bilgisi dışında sahte olarak düzenlendiği ve ilgilisine teslim edilmediği iddiasını kabul etmediklerini, 6.3.19. maddesinin, sahte reçete ve raporun eczacının kastı dışında gerçekleşmesi halinde uygulanamayacağını, kuruma fatura edilme tarihinden 4-5 yıl sonra hastalara sorulan cevaplara göre sahte reçete tanzimi sonucuna varıldığını, davalıyla 2012 de imzaladığı sözleşme gereği fesih sebepleri ve cezai şartlara ilişkin bir çok hükmün ortadan kaldırıldığını ileri sürerek, fesih ve cezai şart işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere birçok kişinin reçetelerde imzasının olmadığını ve ilaçların kendilerine teslim edilmediğini beyan ettiğini, doktorların da beyanlarından anlaşılacağı üzere reçete sahiplerinin bilgisi dışında birçok reçete düzenlendiği ve reçetedeki ilaçların davacının eczanesinden alınmış gibi gösterildiğini, yapılan işlemin sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, sahte olarak düzenlendiği iddia edilen 350 adet reçetenin sahte olduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı gibi, eczacı tarafından sahte olduğunun anlaşılması mümkün olmadığından reçetelerle arasında illiyet bağı bulunmayan eczacıyı sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, eczanenin hacmi ve ilaçların fatura bedelleri karşısında elde edilecek menfaatin küçük olması, daha sonra hastaya sorulduğunda işin doğası gereği ve hastalık durumu göz önününe alındığında bu ilaçları kimin aldığını hatırlayamamalarının hayatın olağan akışına uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 2 yıl süre ile fesih ve cezai şart işleminin iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş; bilirkişiden alınan 08.04.2014 tarihli rapora göre hüküm kurulmuştur. Raporda, sahte olarak düzenlendiği ileri sürülen 350 adet reçete bedeli 25.561,97 TL etmekte ise de, bu reçetelerin sahte olduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı gibi, eczacı tarafından sahte olduğunun anlaşılması mümkün bulunmadığından ve eczacı dışındaki kişilerin hastaların gıyabında ve hastalardan habersiz olarak düzenledikleri reçetelerle illiyet bağı bulunmayan eczacının sorumlu tutulmasının mümkün görülmediği belirtilmiş, ancak davaya konu reçetelerin sahte olup olmadığına ilişkin somut bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Bu yönüyle bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalıdır. Bu halde mahkemece dosyadaki tüm kayıtlar, taraf savunmaları, ve bütün deliller birlikte değerlendirilerek davaya konu reçetelerin sahte olup olmadığı hususunda nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.