Başvuru, bir siyasi parti lideri olan başvurucunun dile getirdiği bazı iddialardan dolayı tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir siyasi parti lideri olan başvurucunun dile getirdiği bazı iddialardan dolayı tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu -olayların geçtiği tarihte ve hâlen- Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) Genel Başkanıdır. Başvurucu, başka birçok platform yanında Partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki (TBMM) grup toplantılarında ve TBMM Genel Kurulunda da belirli periyotlarla gündeme dair görüşlerini açıklamaktadır. Başvurucu, 2010 yılı sonunda TBMM Genel Kurulunda (2011 yılı bütçe görüşmeleri), CHP grup toplantılarında, bazı basın açıklamalarında ve televizyon programlarında Kayseri Büyükşehir Belediyesiyle (Belediye) ilgili birtakım yolsuzluk iddialarını kamuoyuyla paylaşmıştır (ayrıntılar için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018, §§ 13-16). Anılan iddialar özetle şöyledir:"....2007 tarihinde ... diye bir yurttaş -Kayseri Büyükşehir Belediyesinde çalışıyor- gidiyor polise rüşvet çarkının nasıl döndüğünü ayrıntılarıyla anlatıyor, 26 sayfa. Arkasından imzalıyor ve kendisi bu itiraflarda bulunuyor ... Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı [Ö.] ve belediye görevlilerine isnat edilen suç Türk Ceza Kanunu 252'sine giriyor, rüşvet suçunu oluşturduğundan...","...biz o on yedi kişilik çeteyi nasıl bire indirdin, hangi gerekçeyle bire indirdin, biz onu soruyoruz..... Kayseri'de dönen rüşvet tezgahının bir parçası olur... rüşveti ben alıyordum, dağıtıyordum. Bizim bir çetemiz vardı diyen adam şu anda Ergenekon'da yatıyor..." Dönemin Belediye Başkanı Ö. (davacı), başvurucunun anılan konuşmasında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) manevi tazminat davası açmıştır. Davacı; başvurucunun gündeme getirdiği iddialarla kendisini çete üyesi olarak nitelendirdiğini ve rüşvet suçu ile ilişkilendirdiğini belirtmiş ve itibarının zarar gördüğünü ileri sürmüştür. Mahkeme 11/9/2012 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile başvurucunun davacıya 000 TL tazminat ödemesine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde öncelikle yargılamanın 2011 yılına ilişkin bütçe görüşmelerinde yapılan konuşma ile sınırlı tutulduğunu ve konuşmada davacıya yönelik açık bir isnatta bulunulmasa da davacının adının konuşmada geçmesi ve iddiaların yöneldiği belediyenin başkanı olması nedenleriyle matufiyet unsurunun varlığının kabul edildiğini belirtmiştir. Mahkeme, konuşmaya konu iddiaların kaynağı H.A.H. isimli kişi, iddia edilen hususlar ve iddiaların yöneldiği kişiler hakkında yapılan adli ve idari soruşturma sonuçlarını (ayrıntılar için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu (3), § 11) bir bütün hâlinde değerlendirmiş ve başvurucunun Meclis konuşmasında ileri sürdüğü iddiaların sabit olmadığına kanaat getirmiştir. Nihayetinde Mahkeme, anılan iddiaların Meclis görüşmesinde dile getirilerek geniş kitlelere ulaştığına ve bu yolla davacının kişilik haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Davanın dayanağının davalının TBMM'nde 13/12/2010 tarihinde 2011 yılı bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşma oluşturmaktadır... Davaya konu 13/12/2010 tarihli konuşma metni incelendiğinde davalının Kayseri Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzluk iddiaları ile ilgili olarak açıklamalarda bulunduğu, bu açıklamalarında açıkça davacıya yönelik bir isnatta bulunmamış ise de Kayseri Büyükşehir Belediyesinde olduğu iddia edilen yolsuzluklarla ilgili yapılacak beyan ve açıklamalarda muhatabın Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu orta zekadaki her insan tarafından anlaşılabileceğinden ve konuşmanın kimi yerinde de davacının ismi geçtiğinden matufiyet unsurunun varlığının kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Dava konusu konuşma metni değerlendirildiğinde o tarihlerde Kayseri Büyükşehir Belediyesinde çalışan [H.A.H.] isimli bir kişinin belediyedeki rüşvet çarkının nasıl döndüğünü ayrıntıları ile poliste anlattığı, bunun üzerine davacı ve diğer belediye görevlileri hakkında soruşturma başlatıldığı, yapılan inceleme sonucu isnat edilen suçun TCK.nın maddesine girdiği ve rüşvet suçunu oluşturduğundan 3628 SK.nun maddesi gereği işlem yapılmasının talep edildiği ve akabinde de olayların gelişiminin anlatıldığı görülmektedir. Davalı tarafın yaptığı konuşma ve açıklamalarında Büyükşehir Belediyesindeki rüşvet olaylarının nasıl gerçekleştiğini anlatan kişi olarak beyan ettiği [H.A.H.]'nın Kayseri Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK.nın 157/1 maddesi gereğince [dolandırıcılık suçundan] mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay nin 02/02/2009 tarihli ilamı ile onandığı ve kesinleştiği görülmektedir. Dava konusu konuşmada geçen eylemlerle ilgili olarak Kayseri Başsavcılığının ... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararda sırada davacının da şüpheli olarak yer aldığı, karara itiraz edilmediği, kesinleşmiş olduğu, kararın içeriği incelendiğinde de konuşmalarda ismi geçen [H.A.H.]'nın iddiaları ile ilgili olarak her hangi bir delilin elde edilemediğinin belirtildiği anlaşılmıştır. İş bu dava açıldıktan sonra CHP'ye mensup bir kısım milletvekillerinin başvurusu üzerine aynı eylemle ilgili olarak yeniden soruşturma yapılmış, bu kez ...sayısı ile davacı yönünden yine kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği tespit edilmiştir. Davalı tarafın 2011 yılı bütçe görüşmeleri sırasında 13/12/2010 tarihinde mecliste yaptığı dava konusu konuşma tarihinde konuşmada geçen eylemlerle ilgili olarak iki ayrı yargı kararı ve Kayseri vali yardımcısı [A.Y.E.] tarafından hazırlanan 03/12/2007 tarihli muhakkik raporu bulunmaktadır. Yargı kararlarından bir tanesi Kayseri Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzlukları ortaya çıkaran kişi olarak gösterilen [H.A.H.] hakkındaki Ağır Ceza Mahkemesinden dolandırıcılık eyleminden dolayı verilen mahkumiyet kararı ve yine açıklamalara konu eylemler sebebiyle Kayseri Büyükşehir Belediyesi başkanı davacı ile Büyükşehir Belediyesinde çalışan daire başkanları ve bir kısım çalışanlar ile belediye çalışanları dışında soruşturmaya konu olan bir kısım kişiler hakkında verilen Kayseri Başsavcılığının ... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır. Özellikle bu kararda davalının beyanlarında iddiaları ortaya atan kişi olarak ismi geçen [H.A.H.]'nın ifadeleri arasında büyük çelişkiler olduğu, sonradan iddialarından rücu ettiği, iddialar doğrultusunda yaptırılan idari soruşturmadan da hiç bir delil elde edilemediği, şüphelilerin müsnet suçu işlediklerine dair soyut iddia dışında hiç bir delil emare elde edilemediği belirtilerek takipsizlik kararı verildiği görülmektedir. Yine o dönemki vali yardımcısı [A.Y.E.] tarafından yapılan soruşturma sonucu 03/12/2007 tarihli rapor hazırlanmış, bu raporda iddiaların soyut olduğu ve soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaati bildirilmiş, rapor 04/12/2007 tarihinde Kayseri valisi tarafından onaylanmış, 13/12/2007 tarihinde de içişleri bakanı tarafından onaylanmıştır. Öte yandan [H.A.H.] isimli şahısla ilgili araştırma yapılması hususunda davacı tarafından 23/06/2007 tarihinde teftiş kurulu başkanlığına talimat verilmiş, ayrıca Kayseri Büyükşehir Belediyesi vekili tarafından da 25/06/2007 tarihinde aynı şahıs hakkında Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Böylece davalının davaya konu meclis konuşmasında ileri sürdüğü iddialar gerek yargı kararı ile gerekse idari kararlarla sabit olmamasına ve açıklamalarda ismi geçen ve yolsuzlukları ortaya çıkarttığı öne sürülen [H.A.H.] hakkındaki dolandırıcılık eyleminden dolayı kesinleşmiş yargı kararı olduğu bilinmesine, davacının öğrenir öğrenmez [H.A.H.] hakkında gerekli soruşturmanın yapılması için teftiş kurulunu görevlendirmesine ve ayrıca Başsavcılığına bu konuda suç duyurusunda bulunmasına rağmen davalı tarafından bütçe görüşmeleri sırasında dile getirilerek geniş kitlelere ulaştırılmış, eleştiri sınırları aşılarak bu şekilde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kanaatine varılmıştır. Manevi tazminat miktarının tayinine gelince; manevi tazminat miktarını tayin için tarafların ekonomik sosyal durumları araştırılmıştır. davacı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı davalı ise ana muhalefet partisi genel başkanıdır. Yani her iki tarafta siyasi kişiliğe sahiptir. Manevi tazminata konu konuşma ve açıklamalar toplumun büyük çoğunluğu tarafından takip edildiği bilinen 2011 yılı bütçe görüşmeleri sırasında TBMM.nde yapılmıştır. Konuşma mecliste yapılmış olması sebebiyle geniş kitlelere ulaşmış, uzun süre ülke gündemini işgal etmiştir. Söylenen sözlerin iddiaların ağırlığı, davacı üzerindeki etkisi, talep miktarı, tarafların siyasi kişiliği, konuşmanın mecliste yapılması, ülkü gündemini uzun süre işgal etmesi, manevi tazminatın niteliğine ilişkin müstekar Yargıtay kararları ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağına ilişkin öğretideki görüşler ve Yargıtay kararları birlikte değerlendirilerek 000,00 TL manevi tazminata hükmetmenin hak, nesafet ve adalet kurallarına uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davaya konu konuşmanın Kayseri Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzluk iddiasına ilişkin olup, açıkça isim zikredilmese dahi Kayseri Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzluklara ilişkin söylenen sözlerde akla gelen ilk kişinin belediye başkanı olup bu kişinin de kim olduğu gerek davalı gerekse toplum tarafından bilindiğinden matufiyet unsuru gerçekleşmiştir. Davalının siyasi kişilik olup üstelik ana muhalefet partisi genel başkanı olması sebebiyle halkı bilgilendirme ve gördüğü yanlışlıkları eksiklikleri halka şikayet etme gibi görevleri olup ayrıca davacının da siyasi bir kişilik olması sebebiyle eleştirilerin sert olması da mümkün ve sert eleştirilere davacının katlanması gerekir ise de konuşmanın yapıldığı tarih itibariyle kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, mahkeme kararı ve idare tarafından yapılan soruşturma sonucu verilen kararlar mevcut olup bu kararlar hiç yokmuş gibi davranılarak dava konusu beyanlarda bulunulması ile eleştiri sınırlarının aşıldığı, kişilik haklarının saldırıya uğradığı kanaatine oluştuğundan davalı tarafın bu yöne ilişkin savunmalarına itibar edilmemiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." Karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 2/7/2013 tarihli ilamla kararın tazminatın miktarına ilişkin kısmının bozulmasına karar vermiş ve anılan karara karşı yapılan karar düzeltme istemini de reddetmiştir. Mahkeme bozma kararı uyarınca yeniden bir değerlendirme yaparak 18/3/2014 tarihli kararla tazminatı 000 TL olarak belirlemiştir. Başvurucunun anılan karara karşı yeniden temyiz isteminde bulunması üzerine Daire 10/11/2014 tarihli ilamla Mahkemenin daha alt düzeyde bir manevi tazminata hükmetmesi gerektiğini belirterek bozma kararı vermiş ve anılan karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunu da reddetmiştir. Mahkeme bozmaya uymamış ve 18/3/2014 tarihli kararında direnilmesine karar vermiştir. Anılan direnme kararı başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/11/2018 tarihli ilamıyla temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına kesin olarak karar vermiştir. Anılan ilam başvurucuya 21/1/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili ulusal hukuk için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 24- İlgili uluslararası hukuk için bkz. Koray Çalışkan, B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-23; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 29-37; Kemal Kılıçdaroğlu (3), § § 27-33).