TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2025/1040 Esas KARAR NO: 2025/207 HAKİM : KATİP : DAVACILA : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/11/2025 KARAR TARİHİ : 26/11/2025 K.YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların dedesi olan ... aleyhine davalı tarafından, Ankara B…
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1040 Esas - 2025/207 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2025/1040 Esas KARAR NO: 2025/207 HAKİM : KATİP : DAVACILA : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/11/2025 KARAR TARİHİ : 26/11/2025 K.YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların dedesi olan ... aleyhine davalı tarafından, Ankara Batı İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dede...'ın 18/02/2025 tarihinde vefat ettiğini ve müvekillerinin işbu icra dosyasına borçlu sıfatıyla eklendiklerini, bu takibin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Muris ... ile davacıların uzun yıllardır hiçbir iletişimi olmadığını, ölümünden, taraflara 28/07/2025 tarihinde tebliğ edilen icra ödeme emri ile haberdar olduklarını, ödeme emrine karşın süresi içinde müvekkiller tarafından Sulh Hukuk Mahkemesinde gerçek reddi miras davası açmaları sebebiyle, mirasçı olmadıkları ileri sürülerek itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, ancak davalı tarafça süresi içerisinde reddi miras davası açılmadığı ve mirasın reddine ilişkin kararın icra dosyasına sunulmadığı iddiasıyla itiraz edilmesi üzerine takibe devam edildiğini, takibin her ne kadar müteveffanın ölümünden sonra müvekkillerinin mirasçı olarak gözükmesi sebebi ile yöneltilmiş olsa da, Davacı ...'in Bartın....Sulh Hukuk Mahkemesinin .... Esas, ... Karar sayılı kararı ile mirasın gerçek reddi talebinin 03/09/2025 tarihinde kabul olduğunu; ancak müvekkilince işbu karar doğrultusunda haciz kaldırılma talebinde bulunmuş ise de, çıkartılan muhtıraya süresi içerisinde itiraz etmediği anlaşıldığından talebin reddine karar verildiğini, Davacı....'ın ise Bandırma ...Sulh Hukuk Mahkemesinde mirasın gerçek reddi davası açtığını, ... Esas, .... Karar sayılı kararı ile Ankara Batı ....Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ise de işbu mahkememin .... Esas .... Karar sayılı kararı ile mahkemeler arasında çıkan yetki uyuşmazlığı nedeni ile dosyaların Yargıtay 5. Hukuk Dairesinde yetki uyuşmazlığının çözümü için incelemede olduğunu, bu aşamada herhangi bir şekilde icranın tedbiren durdurulması işlemleri yapılamadığından müvekkili...'a karşı maaş haczi yapılmaya başlandığını ve bu durumun müvekkili yönünden telafisi olanaksız zararların doğmasına sebebiyet verdiğini, müvekkillerinin müteveffa ...'ın mirasını reddettiğinden alacaklı ile aralarında herhangi bir tereke ilişkisi bulunmadığını, davalı tarafından müvekkillerinin sorumluluğunun yalnızca miras nedeniyle ve miras bırakanın borcundan dolayı ortaya çıktığını, davanın davacılar lehine sonuçlanması halinde devam eden takip ve işlemler nedeniyle yarar dengesinin müvekkiller yönünden telafisi imkansız sonuçlar doğurabileceğini beyan ederek, gönderilen ödeme emrinin ödenmesini ve icra/haciz işlemlerini engeller mahiyette ve müvekkillerinin uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile terekeden dolayı müvekkillerinin aleyhine icra takibine konu olabilecek herhangi bir borçlarının bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 5. maddesinden sonra gelmek üzere 7155 sayılı yasanın 20. maddesiyle eklenen ve 01/01/2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5/A maddesine göre, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Eldeki dava, menfi tespit talebini içeren ticari davadır. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır. 07/11/2025 tarihli tensip tutanağının 1. maddesi ile davacılar vekiline, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içerisinde mahkememize sunması, aksi taktirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içerir davetiye çıkartılmış, davaclar vekilince 13/11/2025 tarihli dilekçe ekinde dava tarihinden (03/11/2025) sonra 07/11/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair "Arabuluculuk Son Tutanağı" aslının ibraz edildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dahi tek başına yeterli olmayıp, arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanması ve anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekmektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince davacı vekiline verilen bir haftalık kesin süre, dava öncesi olumsuz neticelenmiş arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemeye sunumu için öngörülmüş bir süredir. Somut olayda arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 3.762,22 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 3.146,82 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/11/2025 Katip ... e-imza Hakim .... e-imza