Başvuru, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının; başvurucular hakkında verilen iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme kararlarının hukuka aykırı olması nedeniyle haberleşme hürriyetinin; başvurucuların üyesi oldukları siyasi partinin bazı faaliyetlerine katılmalarının terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirilmiş olması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; ceza infaz kur
Başvuru, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının; başvurucular hakkında verilen iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme kararlarının hukuka aykırı olması nedeniyle haberleşme hürriyetinin; başvurucuların üyesi oldukları siyasi partinin bazı faaliyetlerine katılmalarının terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirilmiş olması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; ceza infaz kurumu koşullarının sağlık bakımından uygun olmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Gaffar Bayram, Kamber Söylemez, Zeki Kılıçgedik ve Gökan İmer sırasıyla 1974, 1950, 1950 ve 1979 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte Malatya'da ikamet etmektedir. Soruşturma evresinde Malatya Ağır Ceza Mahkemesince (CMK madde ile yetkili) bazı başvurucular hakkında PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine yönelik kuvvetli belirtiler olduğu gerekçesiyle ve delil elde edilebilmesi amacıyla iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme kararı verilmiştir. Başvurucular, PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan 19/6/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve 22/6/2012 tarihinde tutuklanmışlardır. Daha sonra Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK madde ile görevli) 10/12/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucu Gaffar Bayram hakkında terör örgütü yöneticisi olma; Kamber Söylemez, Zeki Kılıçgedik ve Gökan İmer hakkında ise terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/7/2013 tarihinde, terör örgütüne üye olma suçundan başvurucu Gaffar Bayram'ın 5 yıl 22 ay 15 gün; Kamber Söylemez, Zeki Kılıçgedik ve Gökan İmer'in ise 6'şar yıl 3'er ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianameyi ve sanık savunmalarını özetleyerek başlamış; PKK/KCK terör örgütünün yapısını ve işleyişini kısaca açıklamıştır. Daha sonradosyadaki her bir sanık hakkında ayrı başlıklar hâlinde iddia, savunma ve delilleri belirten Mahkeme bu delillerin değerlendirmesini yapmıştır. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Gaffar Bayram hakkında yapılan değerlendirmelerde özetle;i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında, silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde yirmiden fazla kez bahse konu terör örgütü üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit olarak nitelendirdiği belirtilmiştir. ii. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün yayın organı olan Roj Tv'ye bağlanıp terör örgütü üyelerinin cenazeleri ile ilgili bilgi ve görüntü aktararak örgütle işbirliği yaptığı belirtilmiştir.iii. Başvurucunun terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanışını protesto etmek için kendini yakarak öldüren E.nin ve ayrıca silahlı çatışmada öldürülen bir terör örgütü üyesinin ölüm yıl dönümünde mezarı başında anılması etkinliklerine katıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu şekilde terör örgütü üyelerini ve örgüt lideri olan Abdullah Öcalan'ı sahiplendiğine vurgu yapılarak bu eylemler terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edilmiştir.iv. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü tarafından verilen talimatlar üzerine Abdullah Öcalan'a ve PKK/KCK tutuklularına destek vermek amacıyla süresiz açlık grevine gittiği ve örgüt lideri ile PKK/KCK terör örgütünün diğer üyelerini uğrunda açlık grevi yapacak derecede sahiplendiği ifade edilmiştir. v. İddianamede başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün talimatları doğrultusunda 18/3/2012 tarihinde Diyarbakır'daki izinsiz nevruz gösterilerine katılmış olmasının terör örgüt üyeliğine bir delil olarak ileri sürülmesiyle ilgili olarak, yasaklanmış olmasına rağmen bir etkinliğe katılmanın ancak örgüt talimatı ile hareket ettiğinin anlaşılması hâlinde terör örgütü üyeliğinin delili olabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise 17/3/2012 tarihli telefon görüşmelerine göre başvurucunun anılan etkinliğe Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Merkezinin talimatı ile katılmış olduğu anlaşıldığından bu eylem terör örgütü üyeliğine delil olarak değerlendirilmemiştir. vi. Başvurucunun 17/5/1994 tarihinde silahlı çatışma neticesinde öldürülen yirmi sekiz terör örgütü üyesini anmak amacıyla KCK Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında çatışma bölgesine giderek etkinlik düzenlediği ve anma etkinliği sırasında terör örgütünün marşının birlikte söylenmiş olması ve örgüt lideri Abdullah Öcalan lehine slogan atılması da dikkate alınarak, terör örgütü üyelerini sahiplendiği belirtilmiştir. vii. Başvurucunun fiziki takibi neticesinde, PKK/KCK terör örgütütarafından kurulduğu ve örgütün amaçlarına hizmet eden bir Dernek olduğu tespit edilen KÜRDİ-DER (Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği) isimli Derneğe girip çıktığının tespit edildiği, bu eylemin de terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edildiği belirtilmiştir.viii. Başvurucunun Diyarbakır'dan PKK/KCK terör örgütü mensuplarının defin işlemlerini gerçekleştirmek üzere bir cenaze nakil aracı aldığına ilişkin iddia, bahsi geçen nakil aracının terör örgütüne ya da örgütün bir oluşumuna ait olup olmadığı konusunda dosyada bir delil bulunmadığı gerekçesiyle terör örgütü üyeliğine delil olarak dikkate alınmamıştır.ix. Başvurucunun ikametinde, işyerinde ve aracında çok sayıda örgütsel doküman, PKK/KCK terör örgütü kurucusu Abdullah Öcalan ve örgüt mensuplarının fotoğraflarının bulunduğu belirtilmiştir. x. Ayrıca başvurucunun faaliyetlerinde yer aldığı BDP'nin Malatya parti binasında duvarlara ve camlara asılı şekilde PKK/KCK terör örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafların ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin "şehit" ya da "fedailer" olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren kitapların bulundurulması, içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait görüntülerin yer aldığı videoların bulundurulması da değerlendirmeye alınarak, başvurucunun, siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.xi. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012 yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık, başvurucu hakkında her ne kadar terör örgütü yöneticisi olma suçundan kamu davası açılmış ise de başvurucunun eylemlerinin örgütü sevk ve idare seviyesine varmadığı kanaatine varıldığından eylemlerin terör örgütü üyesi olma suçu aşamasında kaldığı kabul edilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Kamber Söylemez hakkında yapılan değerlendirmelerde özetle; i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında, silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde altı kez bahse konu terör örgütü üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit olarak nitelendirdiği belirtilmiştir.ii. İddianamede başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün talimatları doğrultusunda izinsiz nevruz gösterisine katılmasının terör örgüt üyeliğine bir delil olarak ileri sürülmesiyle ilgili olarak, yasaklanmış olmasına rağmen bir etkinliğe katılmanın ancak örgüt talimatı ile hareket ettiğinin anlaşılması hâlinde terör örgütü üyeliğinin delili olabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise 17/3/2012 tarihli telefon görüşmelerine göre başvurucunun anılan etkinliğe BDP Genel Merkezinin talimatı ile katılmış olduğu anlaşıldığından bu eylem terör örgütü üyeliğine delil olarak değerlendirilmemiştir. iii. Başvurucunun örgüt talimatıyla Midyat ve Gemlik'e giderek çeşitli faaliyetlerde bulunduğu yönündeki iddianın dosyadaki mevcut delillere göre bunun ispatlanamadığı belirtilerek bu eylemler terör örgütü üyeliğine delil olarak değerlendirilmemiştir. iv. Başvurucunun bazı telefon görüşmelerinde, ölen bir örgüt mensubunun Yüksekova dışında bir yere defninin sağlanması için öğretmenlerden para toplanmasını teklif etmesi de, başvurucunun bunu KCK Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesi" kapsamındaki görevleri doğrultusunda yaptığı ve böylece örgüte maddi gelir sağlamaya çalıştığı vurgulanarak delil olarak değerlendirilmiştir.v. Başvurucunun ikametinde yapılan aramada elde edilen dokümanlarda PKK/KCK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a ait görüşlerin bulunduğu bazı belgeler ile PKK/KCK terör örgütü üyesi şahısların terör örgütüne katıldıktan sonra çektirmiş olduğu fotoğrafların bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca bu aramada ele geçirilen dijital malzemelerin içinde, ölü olarak ele geçirilen bazı örgüt üyelerinin fotoğraflarının; müzik dosyaları arasında ise PKK/KCK terör örgütünün 2007 yılında Hakkari Dağlıca Karakoluna yaptığı ve 12 askerin şehit olduğu karakol baskınını övgüyle anlatan "Awaze Çiya-Oramar" isimli şarkının bulunduğu belirtilmiş, bunlar da başvurucunun terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edilmiştir.vi. Faaliyetlerinde başvurucunun da yer aldığı BDP'nin Malatya parti binasında PKK/KCK terör örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafların duvarlara ve camlara asılması, örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren kitapların ve içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait görüntülerin yer aldığı videoların bulundurulması da değerlendirmeye alınarak, başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.vii. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012 yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Zeki Kılıçgedik hakkında yapılan değerlendirmelerde özetle;i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında, silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde on dokuz kez bahse konu terör örgütü üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit olarak nitelendirdiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanışını protesto etmek için kendini yakarak öldüren E.nin ve ayrıca silahlı çatışmada öldürülen bir terör örgütü üyesinin ölüm yıl dönümünde mezarı başında anılması etkinliklerine katıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu şekilde terör örgütü üyelerini ve örgüt lideri Abdullah Öcalan'ı sahiplendiğine vurgu yapılarak bu eylemler terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edilmiştir. iii. Başvurucunun 17/5/1994 tarihinde silahlı çatışma neticesinde öldürülen yirmi sekiz terör örgütü üyesini anmak amacıyla KCK Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında çatışma bölgesine giderek anma etkinliğine katıldığı ve anma etkinliği sırasında, terör örgütünün marşının birlikte söylenmiş olması ve örgüt lideri Abdullah Öcalan lehine slogan atılması da dikkate alınarak, terör örgütü üyelerini sahiplendiği belirtilmiştir. iv. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü tarafından verilen talimatlar üzerine Abdullah Öcalan ve PKK/KCK tutuklularına destek vermek amacıyla süresiz açlık grevine gittiği ve örgüt lideri ile PKK/KCK terör örgütünün diğer üyelerini uğrunda açlık grevi yapacak derecede sahiplendiği belirtilmiştir. v. Başvurucunun evinde yapılan aramada "Abdullah Öcalan" isimli kitabın bulunması diğer delillerle birlikte değerlendirilerek örgüt kurucusuna ve dolayısıyla örgüte bağlılığını ortaya koyduğu kanaatine varılmış ve buda başvurucunun terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edilmiştir. vi. Başvurucu Gökan İmer'in ikametinde yapılan aramada ele geçirilen fotoğraflarda PKK/KCK terör örgütünü simgeleyen bayrak altında yüzlerini kapatmış şahısların ellerinde ve yerde, atmaya hazır hâlde molotof patlayıcıların olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra aynı gün ve aynı makine ile çekildiği teknik olarak tespit edilen başka bir fotoğrafta ise başvurucunun Zeki Kılıçgedik ile birlikte diğer başvurucular Gökan İmer ve Gaffar Bayram'ın da birlikte olduğu görülmüştür. Gökan İmer'in alınan beyanına göre bahsi geçen fotoğraf, Silopi'deki bir eylem sırasında çekilmiştir. Böylelikle başvurucunun Silopi'de gerçekleşen ve PKK/KCK terör örgütünün propagandasına dönüştürülen bu eyleme katıldığı sonucuna ulaşılmıştır.vii. Ayrıca faaliyetlerinde başvurucunun da yer aldığı BDP'nin Malatya parti binasında PKK/KCK terör örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafların duvarlara ve camlara asılı olması ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren kitapların ve içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait görüntülerin yer aldığı videoların bulundurulması değerlendirmeye alınarak, başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.viii. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012 yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Gökan İmer hakkında yapılan değerlendirmelerde özetle: i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde on kez bahse konu terör örgütü üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit olarak nitelendirdiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun terör örgütü üyelerinin cenazelerinin ailelerine teslimi sırasında kamera ile görüntülerini çekerek örgütün yayın kuruluşlarına gönderdiği, ayrıca zaman zaman bu yayın kuruluşlarına canlı bağlanarak terör örgütü üyelerinin cenazelerine ilişkin bilgiler aktardığı belirtilmiştir.iii. Başvurucunun fiziki takip tutanaklarına göre, PKK/KCK terör örgütütarafından kurulduğu ve örgütün amaçlarına hizmet eden bir dernek olduğu tespit edilen KÜRDİ-DER isimli Dernekte örgüt sempatizanlarına ders vererek örgüt bilincinin yerleşmesini sağladığı, bu eylemin de terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edildiği belirtilmiştir.iv. Başvurucunun terör örgütünün amaç ve ideolojileri doğrultusunda toplantı, yardım ve aidat adı altında para toplayarak örgüte maddi destek sağladığı, BDP Malatya parti binasında el konulan gelir gider defterine göre başvurucu ve diğer sanıkların örgüt yanlısı şahısların işyerlerine kendi yaptırdıkları kumbaraları koyarak buralara yapılan bağışları topladıkları ve bunları çatışmalarda ölen terör örgütü üyelerinin ailelerine teslim ettikleri ifade edilmiştir. v. Başvurucunun ikametinde yapılan aramada ele geçirilen fotoğraflarda PKK/KCK terör örgütünü simgeleyen bayrak altında yüzlerini kapatmış şahısların ellerinde ve yerde, atmaya hazır hâlde molotof patlayıcıların olduğu tespit edilmiştir. Fotoğrafta başvurucunun da bulunduğu belirtilmiş, başvurucunun alınan beyanına göre bahsi geçen fotoğraf Silopi'deki bir eylem sırasında çekilmiştir. Böylelikle başvurucunun Silopi'de gerçekleşen ve PKK/KCK terör örgütünün propagandasına dönüştürülen bu eyleme katıldığı sonucuna ulaşılmıştır.vi. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünü simgeleyen sarı, kırmızı, yeşil renklerden oluşan bayrağı, PKK/KCK terör örgütü üyelerine ait "Ey şehit, senin yolun bizim yolumuzu aydınlatıyor" ibareli fotoğrafları ve örgüt lideri Abdullah Öcalan'ı övücü sloganların atıldığı video görüntülerini evinde bulundurduğu, tüm bunların başvurucunun örgüte ve örgüt liderine bağlılığını ortaya koyduğu ifade edilmiştir.vii. Ayrıca faaliyetlerinde başvurucunun da yer aldığı BDP'nin Malatya parti binasında PKK/KCK terör örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafların duvarlara ve camlara asılı olması ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren kitapların ve içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait görüntülerin yer aldığı videoların bulundurulması değerlendirmeye alınarak, başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.viii. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012 yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemece başvurucular hakkında verilen mahkûmiyet kararı Yargıtay Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu 5/12/2014 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Onama kararının ilgili kısmı şöyledir:"Modern demokrasilerde özgürlüklerle doğrudan ilişkili olan ve yüksek bir meşruiyete sahip bulunan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün, diğer başka özgürlükler gibi; terör örgütlerince kötüye kullanılmak istenebileceği açıktır. Nitekim bir siyasi faaliyetteki asıl hedef ve amaçların açıklanan hedef ve amaçlardan daha başka olabileceği, asıl hedef ve amaçların gizlenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 'Yazar ve diğerleri' kararında da vurgulanmıştır.Anayasamızın maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin maddesi ile tanınan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün kötüye kullanımı, yine Anayasamızın 14/2 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin maddeleri uyarınca yasaklanmıştır. Bir faaliyetin siyasi faaliyet-örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve Anayasa ile Sözleşmenin korumasından yararlanabilmesi için gerçekleştirilmekte olduğu bağlam ile birlikte cebir ve şiddet ile ilişkisi, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç veya yöntem bakımından ya da yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığına bakılmalı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17 Temmuz 2001 tarihli 'Sadak ve diğerleri' kararında yaptığı ayrım da dikkate alınmalıdır...Bir kısmı bir siyasi partiye üye de olan sanıkların, siyasi faaliyet görünümü altında gerçekleştirdikleri eylemleri bu ilkeler çerçevesinde ve olay yeri görüntüleri, olay, arama, el koyma, döküman inceleme, iletişimin tespiti, teknik ve fiziki takip tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirildiğinde salt siyasi faaliyet kapsamında görülemeyeceği anlaşıldığından eylemlerin bir bütün halinde silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olma suçunu oluşturacağına ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiş ve sanıklar müdafilerinin bir siyasi partinin yetkilileri olarak yürütülen siyasi faaliyetlerin suç sayılarak cezalandırılamayacağına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..." Başvurucular Yargıtay ilamından 29/1/2015 tarihinde haberdar olduklarını belirtmişlerdir. Başvurucular 27/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-