Başvuru, başvurucunun idarenin çalışma izni vermediği süre boyunca çalışamaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun idarenin çalışma izni vermediği süre boyunca çalışamaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/4/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Pamukkale Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken 1/9/2016 tarihli Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi (OHAL KHK'sı) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Doktor olan başvurucu dâhiliye alanında kadrolu, hematoloji alanında ise kadro dışı geçici olarak çalışmak için bir özel hastaneyle anlaşmıştır. 31/7/2018 tarihli dilekçe ile başvurucu adına çalışma belgesi düzenlenmesi için idareye başvuru (ilk başvuru) yapılmıştır. Bu başvuru sonrasında Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 14/9/2018 tarihli cevabi yazısında başvurucudan birtakım belgelerin temin edilmesi gerektiği ve sonrasında çalışma talebinin yeniden değerlendirileceği bildirilmiştir. Denizli Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün (İl Sağlık Müdürlüğü) 18/9/2018 tarihli yazısında ise başvuruyu yapan özel hastaneden başvurucuya ait belgelerin temin edilmesi istenmiştir. Özel hastane 19/9/2018 tarihli dilekçe ile idarenin istediği belgeleri sunmuştur. Başvurunun cevapsız bırakılması nedeniyle özel hastane tarafından 19/11/2018 tarihli dilekçeyle yeniden başvuru yapılarak 25/4/2017 tarihli Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonunun (Komisyon) kararı doğrultusunda istenilen evraklar aranmaksızın bir defaya mahsus çalışma izni verilmesi talep edilmiştir. Bu talep sonrasında ise 5/2/2019 tarihli cevabi yazıyla söz konusu başvuruların Bakanlığa gönderildiği ve cevap geldiğinde bildirileceği şeklinde cevap verilmiştir. Başvurucu 24/4/2019 tarihinde 60 yaşını doldurmasının ardından 27/3/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) Ek maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan 60 yaşını dolduran tabiplerin özel hastanelerde kadro dışı geçici olarak çalışabileceği düzenlemesi uyarınca 25/4/2019 tarihinde yeni bir başvuru (ikinci başvuru) yapmıştır. 26/4/2019 tarihinde bu talep uygun görülerek İl Sağlık Müdürlüğünce çalışma belgesi düzenlenmiş olup başvurucunun söz konusu özel hastanede çalışması için izin verilmiştir. Başvurucu ilk kez adına çalışma belgesi düzenlenmesi talep edilen 31/7/2018 ile çalışma izninin verildiği 26/4/2019 tarihleri arasında çalışmasının hukuka aykırı olarak engellendiği iddiasıyla Denizli İdare Mahkemesi'nde (İdare Mahkemesi) maddi ve manevi tazminat talepli tam yargı davası açmıştır. İdare Mahkemesi 29/11/2019 tarihli kararıyla başvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde ilk başvuru sürecinde idarece verilen zımnen ret kararları aleyhinde iptal davası açılmadığı ve böylelikle hukuka uygunluk karinesinden faydalanan işlemlerden kaynaklı tazminat verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bunun yanında başvurucuya çalışma izni verilip verilmeyeceğine ilişkin bir mahkeme kararı olmadığı vurgulanarak başvuru konusu olayda idarenin hizmet kusurunun gerçekleşmediği ve başvurucunun talep ettiği tazminat yönünden kusursuz sorumluluk şartlarının da oluşmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İzmir Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi 5/3/2020 tarihinde ilk derece mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu, nihai hükmü 10/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 3/4/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Yönetmelik'in maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tabip ve tabip dışı personel özel hastane kadrosunda sözleşmeyle ve Ek-12'deki Personel Çalışma Belgesi düzenlenerek çalışır..." Yönetmelik'in ek maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendinin başvurucunun ikinci başvuruyu yaptığı tarihte yürürlükte bulunduğu hâliyle şöyledir:"(Değişik:RG-23/1/2015-29245) Kadrosuzluk nedeniyle emekli olan veya 60 yaşını dolduran tabipler ile engellilik oranı en az yüzde 60 olan tabipler bu maddenin ikinci fıkrasında sayılan kadrolu tabiplerin çalışma şekline uygun olarak kadro dışı geçici olarak çalışabilir." Kamu göreviyle ilişiği kesilen sağlık çalışanları için Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonunun (Komisyon), 25/4/2017 tarihli A-1/a sayılı prensip kararı ile 21/3/2014 tarihinden önce istifa eden veya emekli olan sağlık çalışanlarının ana dal uzmanlık kadrolarında mevzuata uygun olmak şartı ile çalışabileceği; A-1/c sayılı prensip kararıyla ise 21/3/2014-17/9/2016 tarihleri arasında kurumu ile ilişiği kesilen personelin bir defaya mahsus olmak üzere meri mevzuat kapsamında yan dal uzmanı olarak çalıştırılabileceği karara bağlanmıştır. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari makamların sükutu" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." 2577 sayılı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." 2577 sayılı Kanun'un "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." 2577 sayılı Kanun'un "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."