DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/38 E. , 2024/960 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/38 Karar No : 2024/960 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... ( ... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/38 E. , 2024/960 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/38 Karar No : 2024/960 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... ( ... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen bağımsız bölümlerin satışından ticari kazanç elde edildiği ve bu kazancın beyan dışı bırakıldığından bahisle sevk edildiği takdir komisyonunca takdir edilen matrahlar üzerinden 2010 yılının Ocak, Şubat, Mart, Mayıs ila Ağustos, Kasım ve Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararı: Davacı, farklı tarihlerde imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmeleri uyarınca, maliki olduğu taşınmazın imar uygulaması sonucu bölünen parsellerinin müteahhitlere devri karşılığında edindiği bağımsız bölümlerden yedi tanesini 2010 yılında, iki tanesini 2011 yılında ve bir tanesini de 2013 yılında satmıştır. Söz konusu satışların ticari olup olmadığının tespiti için devamlılık unsuru ile alma ve satma faaliyetlerinin birlikte irdelenmesi gerekmektedir. Kişinin arsasını kat karşılığında müteahhide vermesi ve sonucunda bağımsız bölüm elde etmesi faaliyetini "arsanın alınması ve en nihayetinde elde edilen dairelerin satılması" şeklinde tanımlamak, arsa karşılığında elde edilen her bağımsız bölümün satışını tek başına faaliyet olarak nitelendirmemek gerekmektedir. Dairelerin sayısı, bir yılda veya muhtelif yıllarda satılması, birden fazla veya tek kişiye satılması faaliyetin devamlı olduğu anlamına gelmez. Zira faaliyet "arsanın alınması ve en nihayetinde dairelerin satılması" faaliyetidir. Bu nedenle uyuşmazlıkta, davacının birden fazla "arsa alıp müteahhide verme, karşılığında bağımsız bölüm alma" faaliyetinin olup olmadığına bakılması gerekir. Aksi takdirde hayatın olağan akışı içinde kişilerin, yirmi-otuz yıl önce satın alma suretiyle veya miras yoluyla edindikleri arsayı yıllar sonra müteahhide vererek karşılığında aldıkları bağımsız bölümleri satmaları halinde, bu satışların, sadece sayısına bakarak ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi, bu kişileri başta fatura basmak, yevmiye defteri tutmak, aylık beyanname vermek gibi yükümlülükler altına sokmayı da beraberinde getirir ki bu durumu Gelir Vergisi Kanunu'nun amaçladığı gerçek gelirin vergilendirilmesi ve ticari kazancın devamlılığı ilkesi ile bağdaştırmak mümkün değildir. Bu durumda, davacının gayrimenkul satışlarının ticari organizasyon dahilinde ve kâr elde etmek amacıyla yapılan satışlar olmadığı sonucuna varıldığından, aksi düşünceden hareketle yapılan dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle vergi ve cezaları kaldırmıştır. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 06/04/2022 tarih ve E:2018/4709, K:2022/2244 sayılı kararı: Danıştayın müstakar hale gelmiş içtihatlarında, bir işlemin devamlılık taşıdığının göstergesinin o işlemin aynı vergilendirme döneminde yinelenmesi ya da önceki vergilendirme döneminde de yapılması olduğu, gayrimenkul alım, satım ve inşaından elde edilen kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilebilmesi için maddi ve şekli anlamda bir ticari organizasyonun belirgin olmadığı durumlarda kazanç doğuran işlemin çokluğunun devamlılık unsurunu belirleyen en objektif ölçü olduğu, devamlılık unsurunun gerçekleşmesi halinde bu işlemlerin kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükünün vergi mükelleflerine düşeceği kabul edilmiştir. Bilindiği üzere genellikle gayrimenkul edinimi kişisel gereksinim, servetin korunması veya satarak kazanç sağlama amaçlarından birine dayanmaktadır. Kişisel gereksinim nedeniyle gayrimenkul ediniminde sayının sınırlı olacağı ve servetin korunması amaçlı edinimin de tekrar satış gerektirmeyeceği dikkate alındığında, bu iki nedenden birine dayanarak edinilen gayrimenkullerin satışındaki çokluk, gereksinimin ortadan kalkması durumunda veya servetin nakde dönüştürülmesini haklı ve gerekli kılan nedenler kanıtlanmadığı takdirde kazanç sağlama amacının göstergesi olarak kabul edilmelidir. Uyuşmazlıkta devamlılık unsurunun oluştuğu, söz konusu satışların ticari faaliyet kapsamında yapıldığı, dolayısıyla katma değer vergisini doğuran olayın gerçekleştiği sonucuna varıldığından, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. Öte yandan, yeniden verilecek kararda matrahın ve uygulanan vergi oranının hukuka uygunluğu yönünden de değerlendirme yapılması gerektiği tabiidir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E: ..., K: ...sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının gayrimenkul alım satımlarının devamlılık arz ettiği, dolayısıyla söz konusu işlemlerin ticari nitelik taşıdığı, bu işlemler kapsamında elde edilen gelirin ticari kazanç hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek aksi yönde verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz. XX - KARŞI OY : Davacı adına aynı nedene istinaden 2010 yılı için vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen gelir vergisi ve geçici vergilerin kaldırılması yolundaki ...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararına yöneltilen istinaf istemi, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Bu durumda, söz konusu gelir vergisine matrahı yönünden bağlı olan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.