13. Hukuk Dairesi 2014/38807 E. , 2016/3080 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar 04.04.2010 günü davacı ...’in, ateş, boğaz ağrısı, ishal ve kusma şikayetleriyle davalı şirkete ait Özel Öveçler Tıp Merkezi'ne götürüldü…
**13. Hukuk Dairesi 2014/38807 E. , 2016/3080 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar 04.04.2010 günü davacı ...’in, ateş, boğaz ağrısı, ishal ve kusma şikayetleriyle davalı şirkete ait Özel Öveçler Tıp Merkezi'ne götürüldüğünü, burada doktor muayenesi yapıldıktan sonra, doktor tarafından 5 adet iğne verildiğini, iğnelerin düzenli olarak yapıldığını, son iğnenin yapılması amacıyla 06.04.2010 tarihinde gittiklerinde, davalı tıp merkezinde sağlık memuru olarak çalışan davalı ... tarafından yapıldığını, ancak enjeksiyonun hatalı yapılması sonucunda, davacı ...’in siyatik sinirinde zedelenmeye, neticede '‘düşük ayak’" denilen sakatlığın oluştuğunu, ileri sürerek davalıların özensizliğinden ve kusurundan kaynaklanan zararları nedeniyle davacılar Özlem ve Arifin herbiri için 10.000,00 TL., Yiğit için 30.000,00 TL., olmak üzere toplam 50.000,00 TL., manevi tazminat ile 2.000,00 TL., maddi tazminatın davalılardan reeskont faiziyle birlikte müteselsilen tahsilini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, davalı ... tarafından yapılan hatalı enjeksiyon nedeniyle davacı ...'in zarar görmesi nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tahsili istemi ile eldeki davayı açmışlardır. Davalılar davanın reddini dilemiş, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayanılmıştır. (818 s. BK. 386- 390) Vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle sağlık memuru ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yîne gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda, enjeksiyon uygulaması sonucu gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış yere uygulandığına dair kayıt bulunmadığı, enjeksiyonun doğru yere uygulanması halinde dahi farklı nedenlerle nöropatinin gelişebileceği, nöropatinin enjeksiyonun beklenebilir bir komplikasyonu olduğunu belirterek davalıların kusursuz olduğunu belirtmiştir. Adli Tıp raporu bu hali ile kendi içinde çelişkili ve tıbbi gerekçeden yoksundur. Mahkemece yapılacak iş Üniversetilerden seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak heyetten yeniden ropar alınmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın reddi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukanda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.