Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7795 E. , 2024/1525 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/7795 Karar No : 2024/1525 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : .. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında profesör unv…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7795 E. , 2024/1525 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/7795 Karar No : 2024/1525 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : .. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında profesör unvanı ile öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, muayenehane açmak istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, 05/09/2012-22/03/2015 tarihleri arasında muayenehanesinde hekimlik faaliyeti yürüttüğü, dolayısıyla 18/01/2014 tarihi itibarıyla muayenehanesinin bulunduğu, mevzuat hükümleri uyarınca muayenehanesini kapatmak zorunda bırakıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının ve artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 18/01/2014 tarihli ve 28886 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6514 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yapılan değişiklikle, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, maddede belirtilen ve profesör ve doçent kadrosunda olan öğretim üyeleri için getirilen bazı istisnalar hariç, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları yasaklanmış, bu kural Anayasa Mahkemesince Anayasaya uygun bulunmuştur. Diğer taraftan, aynı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'a eklenen geçici 64. maddede ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği (18/01/2014) tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmeleri gerektiği, bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiklerinin kesileceği yönünde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu maddenin Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/6 sayılı kararı ile esas hakkında karar verilinceye kadar yürürlüğü durdurulmuş ve akabinde Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile de iptaline karar verilmiştir. Anılan karar; yargı kararları sonrası tam zamanlı çalışan öğretim üyelerinin, mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilecekleri yönünde oluşan kanaat ve beklenti nedeniyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planladıkları, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşulları öngörmek suretiyle belirledikleri, var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaate göre planladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olmalarının hakkaniyete aykırı olduğu, öğretim üyelerinin bu statülerinin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklentilerinin oluştuğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiği, ayrıca kanun koyucunun aynı konuyla ilgili pek çok kanun çıkarmış olmasının da söz konusu öğretim üyelerinin hukuki durumları bakımından belirsizlik yarattığı, duraksamalara neden olduğu gerekçesine dayanmaktadır. Öğretim üyelerinin serbest meslek faaliyetlerinin icrasına ilişkin hukuksal süreç ve Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 2547 sayılı Kanun'un geçici 64. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte mesai sonrasında serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyeleri geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması ve akabinde iptali üzerine bu faaliyetlerine devam edebilecekleri açıktır. Bununla birlikte, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreçte serbest meslek icra etme hakkı olan öğretim üyelerinden, serbest meslek icra etmekte olanlar ile serbest meslek icra etmeyenler mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilmeleri bakımından hukuksal olarak eşit statüdedirler. Bu nedenle, anılan süreçte serbest meslek icra eden öğretim üyeleri gibi serbest meslek icra etmeyen öğretim üyelerinin de, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiği şekilde "önceki sistemin uygulanacağı ve mesai sonrası serbest olarak çalışabilme statülerinin devam edeceği yönünde" haklı bir beklentileri bulunduğunun ve bu haklı beklentilerinin korunarak 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da serbest meslek icra edebileceklerinin hukuk devleti ilkesinin bir uzantısı olan hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği kabulü gerekir. Ayrıca; geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması üzerine, sadece bu maddenin yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihi itibarıyla mesai sonrası çalışan ve serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinin bu faaliyetlerinin devam edeceğinin kabulü aynı hukuki statüde bulunanlara farklı uygulama yapılması sebebiyle Anayasada ifadesini bulan eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olacaktır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 2011 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında doçent, aynı Anabilim Dalında 2017 yılında da profesör kadrosuna atandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreçte öğretim üyesi kadrosunda yükseköğretim kurumunda görev yaptığı ve bu süreçte muayenehane açma hakkı olduğu dosya içeriğinden anlaşılan davacı, hukuki güvenlik, hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri gereği 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da serbest meslek icrasında bulunabileceğinden, davacının muayenehane açma başvurusunun muayenehane uygunluk şartları bakımından değerlendirilmesi gerekirken, 24/03/2015 tarihi itibarıyla muayenehanesini kapattığından yeniden muayenehane açamayacağı gerekçesiyle isteminin reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, davacının, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmak üzere 05/09/2012 tarihinde özel muayenehane açtığı, Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı muayenehane uygunluk belgesine istinaden faaliyete devam ederken 27/02/2015 tarihinde muayenehanesini kapatma yönünde başvuruda bulunduğu, bunun üzerine muayenehane uygunluk belgesinin iptal edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizce 21/09/2023 tarihli ara kararı ile davacının muayenehanesindeki serbest meslek faaliyetini sonlandırması istemiyle geçici 70. maddenin yürürlük tarihi olan 26/11/2014 ile Kanun hükmünde öngörülen 31/12/2014 tarihleri arasında kurum yönetimine herhangi bir başvurusunun bulunup bulunmadığının sorulmasına karar verildiği, gelen cevabi yazılardan davacının 27/02/2015 tarihinde 2547 sayılı Kanun'un geçici 70. maddesi doğrultusunda işlem yapılmak üzere muayenehane kapatma dilekçesi verdiği görülmektedir. Buna göre, 2547 sayılı Kanun'un Geçici 70. maddesinin yürürlüğe girmesi ile birlikte, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında o tarihte doçent olarak görev yapan davacının, muayenehanesindeki faaliyetine devam etmesi halinde, üniversite ödeneği ve ek ödeme alamayacağından, bu tehdit altında ve kendi iradesi dışında mesai sonrası serbest meslek faaliyetini sonlandırmak zorunda kaldığı açıktır. Kaldı ki, davacının muayenehanesini kapatmasına sebebiyet veren 2547 sayılı Kanun'un Geçici 70. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu durumda, davacının, mesai sonrası serbest meslek faaliyetini sonlandırmasına neden olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ve bu hükme dayanarak kendi iradesi dışında muayenehanesini kapatmak zorunda olması sebebiyle, davacının mesai sonrası serbest meslek faaliyetini devam ettirebilmesi gerekirken, davacının kendi isteği ile muayenehanesini kapattığından bahisle muayenehane uygunluk belgesinin reddi yönünde tesis edilen işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka aykırı olduğundan bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.