Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir: 1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse. 2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa. 3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir seb
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; murisin, davalı ...'a ... A.Ş.'de bulunan şirket hissesinden %5'ni sağlığında muvazaalı olarak devrettiğini, davalı ...'ın bu hisse devirleri karşılığından herhangi bir ödeme yapmadığını, hisselerin bedelsiz olarak devredildiğini, her ne kadar burada muvazaalı bir devir varsa ise de muris muvazaası nedeniyle geçerliliğinin söz konusu olmayacağını, zira murisin, mirasçılardan mal kaçırma kastıyla değil, evlatları arasında hakkaniyetli ve adalete uygun paylaşım yapma kastıyla hareket ettiğini, murisin, davalı ...'a yaptığı bu bağışlamadan rücu ettiğini, murisin rücu etmesine rağmen bu şirket hisselerini iade etmediğini, bunun üzerine Kartal .... Noterliği tarafından 21.08.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname düzenlendiğini, davalının, murise ve diğer aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini, murisin bir çok mektubu ve ses kaydında, davalı ...'ın, kendisine ve ailesine karşı maddi ve manevi baskılarını, hakaretlerini ve fiziksel, psikolojik şiddetini dile getirdiğini, tüm bu nedenlerden dolayı davalı ...'a bağışlanan ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi nezdindeki %5 oranındaki hissesine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, hissesinin terekeye iadesine, haksız şekilde elde ettiği tüm kar paylarını terekeye ödemeye ve temerrüt faizi ödemesine, terekenin temerrüt faiziyle karşılanmayan munzam zararlarını ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; TBK' nın 297. maddesinde tanmlanan sürelerin fazlasıyla geçtiğinden, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davaya konu işlemin bir bağış değil, satış yoluyla devir olduğunu, bir an için hukuki işlemin bağış olduğunun varsayılması halinde bağıştan dönme koşullarının oluşup oluşmadığına bakılması gerektiğini, TBK' nın 295. maddesinde tanımlanan koşulların hiçbirinin gerçekleşmediğini, söz konusu işlemin yapıldığı tarihlerde yönetim kurulu üyesi olan Davacılar ... ve ...'ın oy birliği ile alınan 06/05/2010 tarih ve 328 nolu yönetim kararını imzalayarak yapılan devir işlemine rıza gösterdiklerini, dokuz yıl sonra böyle bir dava açmaya yasal olarak haklarının bulunmadığını, ayrıca bu hususun zaman aşınıma uğradığını, tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.