Başvuru, itirazın iptali davasında açık delillerin varlığına rağmen taleplerin reddine karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, itirazın iptali davasında açık delillerin varlığına rağmen taleplerin reddine karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 6/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 11/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 28/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 23/2/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 29/11/2001 tarihinde Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) açtığı itirazın iptali davasında, davalı Holdingin en büyük hissedarlarından olduğunu, Holdingin 1997 yılında üretim deneme sürecinde işletme sermayesinin yetersiz olması nedeniyle üretime ara vermek zorunda kaldığını, yaklaşık iki yıl sonra kendisinin sağladığı kredi ile yeniden üretime geçildiğini, böylece Holdingin üretim olanaklarını geliştirebildiğini, Holdinge sağladığı krediden dolayı hakkında icra takibine başlandığını ancak gerek bağımsız denetim raporlarında gerekse Şirket bilançolarında ve resmî kayıtlarda, muavin defterler ve dava dosyalarında Şirkete sağladığı kredinin sabit olmasına karşın ilgili icra takip dosyasında Holdingin itirazının bulunduğunu belirterek kötü niyete dayalı itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesi, 12/11/2003 tarihli ve E.2001/559, K.2003/514 sayılı kararı ile tanık ifadeleri, incelenen ilgili Mahkeme dosyaları, Şirket defterleri, bilirkişi raporu ve toplanan diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu davanın kabulü ile itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Davalı tarafça temyiz talebinde bulunulması sonucu dosya Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmiş, anılan Dairenin 11/3/2004 tarihli ilamı ile dosyanın iş bölümü nedeniyle Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi, 28/12/2004 tarihli ve E.2004/3584, K.2004/12976 sayılı ilamında İlk Derece Mahkemesi kararının eksik incelemeye ve Şirket kayıtları üzerinde yeterli inceleme yapmayan tek kişilik bilirkişi raporuna dayandığını belirtmiş; şirketler hukuku muhasebesinden anlayan bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kurulundan, iddia edilen miktarın Şirket kayıtlarına fiilen girip girmediği, girmiş ise ne şekilde girdiği; hangi tarihlerde, ne şekilde kayıtlara işlendiği, giren miktarın davalı Şirketçe nerelerde kullanıldığı araştırılıp bu kredilerle ödeme yapıldığı iddia edilen yerlerden kayıtlar getirilmesi suretiyle Şirket kayıtları ile karşılaştırma yapılarak rapor alınması, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan başvurucu gözetiminde tutulan davalı Şirket kayıtlarının, başvurucunun alacağını kanıtlamaya tek başına yeterli olmayacağının da gözetilerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ve kararı bozmuştur. Bozma kararına uyan Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesi, 17/1/2011 tarihli ve E.2005/70, K.2011/8 sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uygun şekilde oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan raporlar ve ek raporlarda, Şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığının ve tutulan defterlerin hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığının ortaya konulduğunu, ayrıca iddia olunan alacak miktarının yazılı belge ile ispatının zorunlu olduğunu, başvurucunun alacağı olarak ileri sürdüğü bu meblağa ilişkin iddiasını usulüne uygun belgeler ile ispatlayamadığını belirterek davanın reddine hükmetmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararı, duruşmalı temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmiş; Yargıtay Hukuk Dairesi, 1/4/2011 tarihli ve E.2011/4133, K.2011/3765 sayılı ilamı ile duruşma için yeterli pul bulunmadığı gerekçesiyle dosyayı Mahkemesine iade etmiştir. Belirtilen eksikliğin tamamlanmasının ardından yapılan temyiz incelemesi sonucu Yargıtay Hukuk Dairesi, 19/3/2013 tarihli ve E.2011/6083, K.2013/5341 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onamış; aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemini de 11/10/2013 tarihli ve E.2013/10611, K.2013/18205 sayılı ilamı ile reddetmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam başvurucuya 6/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüzmilyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.”