Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/3410 E. , 2025/1184 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3410 Karar No : 2025/1184 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/3410 E. , 2025/1184 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3410 Karar No : 2025/1184 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Akdeniz Üniversitesinde yapı işleri ve teknik daire başkanı olarak görev yapmakta iken 17/08/2017 tarihinde emekli olan davacının, görev yaptığı dönemde hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; usulüne uygun olarak yürütülen dava konusu işleme dayanak teşkil eden soruşturma kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile ceza yargılaması sonucunda verilen karar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu cezanın sebebi olan "ihaleye fesat karıştırmak" fiilinin, ... Ağır Ceza Mahkemesi kararında sübuta erdiği tespit edilen ve eylemi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) at bendinde belirtilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiiline uyan davacı hakkında, anılan eylemine karşılık tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Disipline konu eylemin zaman aşımına uğradığı, Bölge İdare Mahkemesince zaman aşımı itirazına yönelik hiçbir gerekçeye yer verilmediği, Üniversiteye bağlı Korkuteli Meslek Yüksekokulunun, kiralık olarak başka bir binada faaliyet göstermesi nedeniyle yüksekokul binası inşaatının tamamlanabilmesi için Üniversite Yönetiminin talimatı ile ihale dosyasının hazırlanması için ilgili birime talimat verdiği, ihale dosyası hazırlandıktan sonra Üniversite Rektörü ve Genel Sekreterini bilgilendirdiği, yapılan değerlendirme sonrasında inşaatın 2014 - 2015 öğretim yılına yetişebilmesi için ihalenin, ivedilikle pazarlık usulü yapılmasında kamu yararı görüldüğü ve ihalenin 25/07/2014 tarihinde pazarlık usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, ihaleye katılan diğer firmaların ihalede usulsüzlük, haksızlık yapıldığına dair bir itiraz ve şikayetlerinin olmadığı, yüklenici firmanın işi ön görülen sürede yaparak Yüksekokulun 15/09/2014 tarihinde, 2014 - 2015 eğitim öğretim yılına kendi binasında başladığı, ihale dosyasının ait olduğu hesapların 2014 yılında Sayıştay tarafından uygun bulunduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından; davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Akdeniz Üniversitesinde yapı işleri ve teknik daire başkanı olarak görev yapmakta iken 17/08/2017 tarihinde emekli olan davacı hakkında, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne gönderilen 08/06/2016 tarihli yazıda, davacının, "Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma, İhaleye Fesat Karıştırmak ve Edimin İfasına Fesat Karıştırmak" suçlarından soruşturulduğu, 31/05/2016 tarihinde gözaltına alındığı, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 04/06/2016 tarihli kararına istinaden tutuklandığı bildirilmiş, bunun üzerine konuyla ilgili olarak Rektörlüğün 17/06/2016 tarihli onayı ile davacı hakkında displin soruşturması başlatılmış, soruşturma komisyonunun 29/05/2018 tarihli raporunda, davacının aynı filler nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı belirtilerek anılan Mahkemenin kararına kadar disiplin soruşturmasının bekletilmesi önerilmiş, bunun üzerine (davacının daha önce tabi olduğu) 2547 sayılı Kanun'un 53/A maddesinin birinci fıkrasının (n) bendi uyarınca disiplin soruşturmasının, ilgili ceza yargılaması sonuna kadar bekletilmesine karar verilmiş, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla (özetle); "... (davacı) hakkında ihaleye fesat karıştırma eyleminden bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere; Akdeniz Üniversitesi Korkuteli MYO Tamamlama İnşaatı Yapım İşinin, A.Ü. Yapı İşl. ve Tek. D. Başkanlığı tarafından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21/b maddesinde düzenlenen pazarlık usulü ile ihale edildiği, işin “Açık İhale Usulü” ile ihalesi için yeterli zamanın bulunduğu, işin “Pazarlık Usulü” ile ihalesi gerekçelerinin bu olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla işin "Pazarlık Usulü" ile ihalesi için 4734 sayılı Kanun'un 21/b maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisi mevcut olmadığı halde, pazarlık usulü ile ihale edilmesinin, anılan maddeye aykırı olduğu, bu eylemin hukuki sorumluluğunun, ...’ye ait olduğu, kamu zararı olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği; ...'nün atılı bu eylem yönünden Mahkemelerince itibar olunan Ankara Kurul bilirkişi raporu ve Kurul bilirkişi ek raporu içeriğine göre bu eyleminin sübuta erdiği" gerekçesiyle davacının "İhaleye fesat karıştırma" suçundan 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiş, bu kararın verilmesinden sonra 25/06/2020 tarihinde tamamlanan soruşturma neticesinde, dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlem ile davacının 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılması karar verilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer taraftan UYAP üzerinden yapılan incelemede; davacının ceza kovuşturmasına konu olan diğer suçlardan (Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma, Edimin İfasına Fesat Karıştırma) ise, ... Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararıyla beraatine hükmedildiği, beraat hükümlerine karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği; disiplin soruşturmasının ise davacı hakkındaki HAGB hükmüne konu eylem yönünden sonuçlandırıldığı, dava konusu işlemin de yine bu eylem sebebiyle tesis edildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun, 01/03/2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasında; ''Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." kuralı yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasına dayanılarak 21/08/1982 tarih ve 17789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, eylem tarihinde de yürürlükte olan ve daha sonra 20/10/2017 tarihinde yürürlükten kaldırılan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin "Kamu görevinden çıkarma" başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış; "Zamanaşımı" başlıklı 19. maddesinde; "Bu yönetmelikte sayılan disiplin suçu niteliğindeki fiil ve halleri işleyenler hakkında bu fiil ve hallerin işlenildiğinin soruşturmaya yetkili amirlerce öğrenildiği tarihten itibaren; ... b- Kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." düzenlemesine yer verilmiştir. 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesi, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesinin öngörülmesinin Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle, söz konusu cümlenin iptal edilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrasında, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasında; Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, memur ve diğer personeline uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilerek, maddede disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiş; ayrıca Kanun'a "Zamanaşımı" başlıklı 53/C maddesi eklenmiş, bu maddede de; Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde, b) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamayacağı; disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Devam eden süreçte; 2547 sayılı Kanun'un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan "657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…" ibarelerinin, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davası neticesinde, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10/04/2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla; "...öğretim elemanı, memur ve diğer personelden oluşan yükseköğretim kurumları kamu personeline ilişkin disiplin kuralları öngörülürken kanun koyucu tarafından bunlar arasında görevin niteliğinden kaynaklanan ve Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dâhil edilmesi, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediği gibi gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açtığından dava konusu kuralların Anayasa’nın 2., 27. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı" gerekçesiyle anılan ibarelerin iptaline ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı sonrasında, 2547 sayılı Kanun'un anılan 53. maddesi, 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7243 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile yine değişikliğe uğramış, (b) fıkrasının birinci paragrafında yer alan "elemanları, memur ve diğer personeline" ibaresi, "elemanlarına" şeklinde değiştirilmiş; maddenin devamına da "Öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine tabidir. Memurlar hakkında ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır." cümleleri eklenmiştir. Bu bağlamda, dava konusu işlemin tesis edildiği 24/09/2020 tarihinde 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fısrasında; "Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine tabidir. Memurlar hakkında ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır." kuralı yer almıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Aynı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde ise; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ''Özel kanunlarla ilişki'' başlığını taşıyan 5. maddesinde; bu Kanunun genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı; ''Zaman bakımından uygulama'' başlığını taşıyan 7. maddesinde ise; Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması yönünden objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, zamanaşımı, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Kural olarak, yargı mercileri tarafından, disiplin cezalarına yönelik yapılan hukuka uygunluk incelemesinde; işin esasına geçilmeden önce, disiplin hukuku yönünden usul kurallarına uyulup uyulmadığının belirlenmesi gerekmekte olup; usul kuralları yönünden yapılacak incelemede de, ilk önce soruşturma açma ve disiplin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi; zamanaşımının söz konusu olmadığının tespiti halinde ise, diğer usul kuralları (son savunmanın alınması, yetkili makamca cezanın verilmesi gibi) yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Diğer taraftan, ceza hukuku kökenli ''lehe olan hükmün uygulanması'' ilkesi; sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre failin lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezadan lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından 11/07/2014 tarihinde onaylanan İhale Onay Belgesinde, Akdeniz Üniversitesi Korkuteli Meslek Yüksekokulu İkmal İnşaatı Yapım İşinin, pazarlık usulü ile yapılacağının belirtildiği, söz konusu pazarlık usulü ile 25/07/2014 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin, yine aynı tarihte ihale yetkilisi sıfatıyla davacı tarafından onaylandığı, 11/08/2014 tarihinde de ihale üzerine bırakılan firma ile sözleşmenin imzalandığı, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne gönderilen 08/06/2016 tarihli yazıda, davacının, "...İhaleye Fesat Karıştırmak" suçlarından soruşturulduğu, 31/05/2016 tarihinde gözaltına alındığı, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 04/06/2016 tarihli kararıyla tutuklandığının bildirilmesi üzerine, Rektörlüğün 17/06/2016 tarihli onayı ile davacı hakkında disiplin soruşturmasına başlandığı (bu kapsamda davalı idarelerce, soruşturmaya konu olan eylemin tarihinin de 04/06/2016 tarihi olarak dikkate alındığı), soruşturma komisyonunun 29/05/2018 tarihli kararına istinaden, (davacının dava konusu işlemden önce tabi olduğu) 2547 sayılı Kanun'un 53/A maddesinin birinci fıkrasının (n) bendi uyarınca, davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturmasının bekletici mesele yapıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 22/06/2020 tarihli kararıyla, davacının Akdeniz Üniversitesi Korkuteli Meslek Yüksekokulu Tamamlama İnşaatı Yapım İşi kapsamında ihaleye fesat karıştırdığı gerekçesiyle 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildiği, akabinde bu karardaki söz konusu eyleme ilişkin tespitlerden hareketle 25/06/2020 tarihinde disiplin soruşturmasının tamamlandığı, soruşturma neticesinde 24/09/2020 tarihinde dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından işlediği belirtilen ihaleye fesat karıştırma eyleminin; Akdeniz Üniversitesi Korkuteli Meslek Yüksekokulu İkmal İnşaatı Yapım İşi ihalesinin, açık ihale usulü ile gerçekleştirilmesi gerekirken pazarlık usulü ile gerçekleştirilerek, ihaleye katılma yeterliliğine sahip kişilerin / firmaların ihaleye katılmalarının engellendiği, bu suretle rekabet ortamını ortadan kaldırılmasına dayandırıldığı anlaşılmış olup, söz konusu ihalenin, pazarlık usulü ile 25/07/2014 tarihinde yapıldığı, yine aynı tarihte davacı tarafından onaylandığı, dolayısıyla disipline konu fiilin 25/07/2014 tarihinde işlendiği, dava konusu işlemin ise 24/09/2020 tarihinde tesis edildiği görülmüştür. Yukarıda yer verilen bilgiler ve mevzuat hükümleri çerçevesinde, davacının, eylem tarihinde 2547 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan (mülga) Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği hükümlerine tabi olduğu, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte ise 657 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda somut olayda davacıya hangi mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiği ortaya konulması gerekmekte ise de, gerek eylem tarihinde davacının tabi olduğu mevzuat hükmünde, gerekse dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacının tabi olduğu mevzuat hükmünde, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ceza verilmediği takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağının açık bir şekilde düzenlendiği, buna karşın disipline konu fiilin 25/07/2014 tarihinde işlendiği, dava konusu işlemin ise 24/09/2020 tarihinde tesis edildiği dikkate alındığında; davacıya isnat edilen fiil yönünden iki yıllık ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, ceza verme zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Diğer taraftan, her ne kadar davalı idarelerce soruşturma kapsamında eylem tarihinin, 04/06/2016 olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihin davacının tutuklandığı tarih olduğu, dolayısıyla yukarıda da ifade edildiği üzere, disiplin konusu eylemin tarihinin 25/07/2014 olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Ayrıca, 2547 sayılı Kanun'un 53/A maddesinin birinci fıkrasının (n) bendi uyarınca ceza kovuşturmasının bekletici mesele yapıldığı 29/05/2018 tarihinden ceza kovuşturmasının tamamlandığı 22/06/2020 tarihine kadar disiplin zamanaşımına ilişkin süreler durmuş ise de, somut olayda bekletici mesele tarihinden önce ceza verme zamanaşımı süresinin geçirildiği açıktır. Bu durumda; davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 05/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.