1. Hukuk Dairesi 2024/1981 E. , 2025/2897 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2020 E., 2024/309 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/323 E., 2023/342 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan r
**1. Hukuk Dairesi 2024/1981 E. , 2025/2897 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2020 E., 2024/309 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/323 E., 2023/342 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; 73 yaşında olup davalı ile anne-kız olduklarını, maliki olduğu dava konusu 117 ada 2 parseldeki E Blok 3 nolu bağımsız bölümü eşi ve diğer çocuklarıyla birlikte yaz aylarında tatil amaçlı kullandıklarını, davalının da bu bağımsız bölümün üst katında yer alan 5 nolu bağımsız bölümde ikamet ettiğini, kendisinin izni ile kış aylarında davalının 3 ve 5 nolu bağımsız bölümleri birlikte kullandığını, süreç bu şekilde devam ederken davalının, kendi dairesinin dar geldiğini söyleyerek 3 nolu dairenin de kendilerine verilmesini istediğini, taşınmazın bedelsiz devri hususunda devamlı baskı yaptığını, bu talebini yinelerken "anne ben bu daireyi kışın siz gittikten sonra da kullandığım için kalorifer tesisatı döşetmeyi düşünüyorum, torunun ve biz kışın üşüyoruz, üst kat küçük geliyor, torununa oda yapmak istiyorum ancak tapu benim üstüme olmadığı için ilerleyen zamanlarda mal paylaşımında diğer kardeşlerim benim bu daireye ettiğim masrafları bana vermezler, o yüzden tapu bende dursun ki masraflarımı aldıktan sonra ileride bu dairenin mal paylaşımı yapılsın, zaten daire senin, istediğin gibi kullanırsın, yazın tüm kardeşlerimle, babamla gelip kalmaya devam edersiniz, hiçbir sorun yaşanmaz" demeye başladığını, eşinin ölümünden yaklaşık 45 gün sonra kederli döneminde davalının baskı ve ısrarı üzerine davalının daireyi kışın kullanması için kalorifer tesisatı döşetmesi ve daha sonra tüm kardeşlerinin haklarını teslim etmesi, yaz aylarında ise tatil amaçlı kullanmalarının devam etmesi için 3 nolu bağımsız bölümünü davalıya bedelsiz temlik ettiğini, ancak Temmuz ayında dava dışı kızı ... ile tatil için dairede kalmaya geldiklerinde davalının evden çıkmaları, kullanmamaları yönünde baskı ve tacizlerine maruz kaldıklarını, hatta bir gece yarısı davalı ve eşinin kendilerini evden çıkartmaya çalıştıklarını, ertesi günü davalı tarafından kapının kilidinin değiştirilerek eve girmelerinin engellendiğini, valizlerinin kapının önüne atıldığını, taşınmazı temlikteki iradesinin fesada uğratıldığını, davalı tarafından kandırıldığını, davalının kötüniyetli hareket ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, evin tüm eksiklerini gidererek ve kendi kullanımına uygun hale getirerek bu evde daimi olarak ailece yaşamaya başladıklarını belirtip davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2021 tarihli ve 2019/409 Esas, 2021/88 Karar sayılı kararı ile; 16.11.2018 tarihli ve 12470 yevmiye nolu resmi senetten davacı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tamamının 81.000,00 TL bedelle davalıya satılıp satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının anlaşıldığı, davacı, taşınmazı davalıya bedelsiz verdiğini iddia etse de kendi muvaazasına dayanamayacağından bu iddianın ispatlanamadığı, her ne kadar davacının, davalının buraya kalorifer sistemi döşetmek istediğini ancak bu sistemin masraflarını ilerde mal paylaşımında kardeşlerinden alamayacağından endişeyle bu taşınmazın kendisine verilmesini, ilerde kardeşleri bu masrafları kendisine verince bu daireyi mal paylaşımı gereği kardeşlerine payları oranında devredeceğinin sözünü verdiğini iddia etse de bu konuda aralarında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi dinlenen tanıkların bunun ispatına yarar beyanlarının olmadığı, bu hususun davacı tarafından usulüne uygun şekilde kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2022 tarihli ve 2021/1740 Esas, 2022/1120 Karar sayılı kararı ile; eksik harcın davacı tarafa tamamlatılarak hile hukuki nedeni kapsamında mevcut deliller değerlendirilip davanın esasına yönelik karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davacının hilenin varlığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamındaki delillerden davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava dilekçesindeki iddialarını yineleyerek hile iddialarının dosyada mevcut delillerle sabit olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1946 doğumlu davacı ...'nın eşinin 30.09.2018 tarihinde öldüğü, davacının maliki olduğu 117 ada 2 parseldeki E Blok 3 nolu bağımsız bölümü 16.11.2018 tarihinde kızı olan davalıya satış suretiyle 81.500,00 TL bedelle temlik ettiği, taşınmazın temlik tarihindeki değerinin 575.000,00 TL olduğunun keşfen saptandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Somut olayda; temlik tarihinde 72 yaşında olan davacının yaz aylarında ailesi ile birlikte tatil amaçlı kullanmakta olduğu dava konusu taşınmazı satmasını gerektirir bir nedenin olmadığı, davalı herhangi bir satış bedeli belirtmeksizin taşınmazı satın aldığını savunmuş ise de satış bedelini ödediğini ispatlayamadığı, davalı tanığı olarak dinlenen eşinin de satışta ne kadar para ödendiğini bilmediğini beyan ettiği, yapılan keşif sonucu taşınmazın satış tarihindeki değerinin 575.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, davacı tanıklarının görgüye dayalı beyanlarının davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları doğrular nitelikte olduğu, satıştan sonra davalının davacıyı eşyalarıyla birlikte evden attığı, tüm dosya kapsamı ile davalının, davacının iradesini hile ile fesada uğratarak taşınmazın kendisine devrini sağladığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.