10. Hukuk Dairesi 2011/10013 E. , 2011/12109 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Davacı, davalı işverene ait işyerinde 15.01.1980 tarihinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma üzerine, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü…
**10. Hukuk Dairesi 2011/10013 E. , 2011/12109 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Davacı, davalı işverene ait işyerinde 15.01.1980 tarihinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma üzerine, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 506 sayılı Yasanın 3. Maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Davacı ile, işveren arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen devrede çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda, çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Mahkemece, dönem bordrosu ile bildirilen, kazanç miktarı gözetilip, özellikle, çıraklık sözleşmesinin varlığı da araştırılıp; çalışmayla ilgili bilgi sahibi olanların beyanlarına başvurularak, işyerinde ne tür işler yaptığı araştırılıp, davacının çalışmasının üretime mi, yoksa, bir mesleğin öğrenilmesine mi, yönelik olduğu hususu kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; bu yönde, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.