Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8499 E. , 2024/7532 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8499 Karar No : 2024/7532 DAVACI : ... Tarım Hayvancılık Gıda Turizm Enerji Taşımacılık İnşaat Petrol Su Ürünleri Sanayi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1. ... 2. ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... 3. ... Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :Kumarlı HES üretim tesisinin yapımı amacıyla Kahramanmaraş İlinde bulunan ve karar eki listede bulundukları yer ile ada …
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8499 E. , 2024/7532 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8499 Karar No : 2024/7532 DAVACI : ... Tarım Hayvancılık Gıda Turizm Enerji Taşımacılık İnşaat Petrol Su Ürünleri Sanayi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1. ... 2. ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... 3. ... Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :Kumarlı HES üretim tesisinin yapımı amacıyla Kahramanmaraş İlinde bulunan ve karar eki listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2023 günlü, 32357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 01/11/2023 günlü, 7752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, acelelik halinin bulunmadığı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin iptal edilmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : 1. Cumhurbaşkanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresi içinde açılıp açılmadığı re'sen araştırılarak süresinde açılmadığının tespit edilmesi halinde bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği; esasa lilişkin olarak, olayda acelelik halinin gerçekleştiği ve dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. 2. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresi içinde açılıp açılmadığı re'sen araştırılarak süresinde açılmadığının tespit edilmesi halinde bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak, olayda acelelik halinin gerçekleştiği, Kumarlı HES'ten üretilecek enerjinin bir kısmının 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremde yıkılan Kahramanmaraş şehrinin tekrar eski hale getirilmesi sürecinde ihtiyaç duyulan enerjinin sağlanmasında kullanılacağı, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Kumarlı HES üretim tesisinin yapımı amacıyla Kahramanmaraş İlinde bulunan ve karar eki listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2023 günlü, 32357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 01/11/2023 günlü, 7752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkün olup buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, Kahramanmaraş ilinde kurulması planlanan Kumarlı HES üretim tesisinin yatırımına başlanabilmesi ve gerekli onay, izin, ruhsat ve benzerlerinin alınabilmesi amacıyla 04.08.2022 tarihinde ... Temizlik İnşaat Gıda Sosyal Hizmetler Taşımacılık Turizm Madencilik Medya Enerji San. ve Tic. A.Ş. adına önlisans verildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca ... günlü, ... sayılı kararla ön lisans kapsamında üretim tesisi için gerekli olan taşınmazların 6446 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna karar verildiği, proje için 13.07.2023 tarihinde ÇED olumlu kararı verildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca acele kamulaştırma kararı alınması amacıyla yapılan başvuru üzerine dava konusu Cumhurbaşkanı kararının alındığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... günlü, E:... D.İş, K:... sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmına acele el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır Olayda, kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaz malikleriyle yapılan uzlaşma görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığı belirtilerek, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak ve arz güvenliğini sürdürülebilir şekilde sağlamak için yenilenebilir enerji tesislerinde acele kamulaştırma yapılmasının önem arz ettiği, bu nedenle uzlaşma sağlanamayan taşınmazların kamulaştırma çalışmalarının uzun sürmesi, taşınmazların birden fazla maliki olması nedeniyle anlaşma sağlanamaması ve veraseten iştiraklerin tamamlanamaması nedeniyle acele el koyma kararına ihtiyaç duyulduğundan bahisle yapılan başvuru üzerine dava konusu işlem tesis edilmişse de, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmadığı, acelelik halinin, kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak açıklanmadığı anlaşılmakla, acele kamulaştırmaya ilişkin olarak 2942 sayılı Kanunda aranan özel ve istisnai koşullar bulunmadan tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı kararında 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin amacına ve uygulanma koşullarına uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin olarak iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 02/11/2023 günlü, 32357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 01/11/2023 günlü, 7752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, Kumarlı HES üretim tesisinin yapımı amacıyla Kahramanmaraş İlinde bulunan ve karar eki listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, söz konusu Cumhurbaşkanı Kararının, Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, .. parsel sayılı taşınmaz yönünden hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Kamulaştırma şartları" başlıklı 3. maddesinde, "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne yer verilmiş; "Kamu yararı kararı verecek merciler" başlıklı 5. maddesinde, kamu kurumları yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulu veya idare meclisi, bunların olmaması halinde yetkili idare organları tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş; "Onay mercii" başlıklı 6. maddesinde kamu kurumları yönetim kurulu veya idare meclisleri veya yetkili idare organları tarafından alınmış olan kamu yararı kararlarının denetimine bağlı oldukları bakanın onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanunun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde ise, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından, mal sahibi adına, 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği ve anılan Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I. Usule ilişkin olarak; Uyuşmazlıkta, 02/11/2023 tarihli, 32357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu işlemin iptali istemiyle, 30 günlük yasal süre içerisinde, 30/11/2023 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı; dolayısıyla süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. II. Esasa ilişkin olarak; Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak, bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda; idare tarafından, taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, Mahkemece taşınmaz malikine gönderilen ve 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, malik tarafından kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; bu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve taşınmaz malikinin iddialarının incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada, ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesidir. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Kahramanmaraş'ta kurulması planlanan Kumarlı HES üretim tesisinin yatırımına başlanabilmesi ve gerekli onay, izin, ruhsat ve benzerlerinin alınabilmesi amacıyla 04.08.2022 tarihinde ... Temizlik İnşaat Gıda Sosyal Hizmetler Taşımacılık Turizm Madencilik Medya Enerji San. ve Tic. A.Ş. adına önlisans verildiği; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ... günlü, ... sayılı kararıyla ön lisans kapsamında üretim tesisi için gerekli olan taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna karar verildiği; kamulaştırma çalışmalarının acele kamulaştırma yöntemiyle yapılabilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararı alınmasının talep edilmesi üzerine, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının alındığı; öte yandan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından proje için 13.07.2023 tarihinde ÇED olumlu kararı verildiği ve bu kararın iptali istemiyle açılmış bir davanın bulunmadığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... günlü, E:... D.İş, K:... sayılı kararıyla da uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmına acele el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen depremin şehir genelinde meydana getirdiği ağır hasar durumu ve şehrin genelinde yeniden yapılanma faaliyetleri için gerekli olan enerji ihtiyacı da göz önünde bulundurulduğunda, Kahramanmaraş'ta kurulması planlanan Kumarlı HES üretim tesisinin gerçekleştirilmesinde kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu; öte yandan, söz konusu proje güzergahına isabet eden taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu işlemin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerine uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, anılan işlemin davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,11/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.