Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dilekçe içeriğinde bildirdiği çekin yasal hamili olduğunu, çekin kaybediğildiğini belirterek çekin üzerine ödeme yasağı konulması ile çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket pay sahiplerinden ...'ın sahibi bulunduğu payların tümü üzerinde, şirket pay sahiplerinden ... lehine intifa hakkı tesis etmiş olduğunu ve bu hususun şirket pay defterine tescil edilmesine ilişkin şirket Yönetim Kuruluna başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirket Yönetim Kurulu tarafından 26.11.2021 tarihinde alınan karar ile; ... lehine tesis edilen intifa hakkının kabulü ile bu hususun TTK 198 vd. hükümleri gereğince Ticaret Sicilinde ilanı için başvuru yapılmasına, Pay üzerindeki intifa hakkının tesisi ile ilgili ciro işlemin gerçekleştirildiği pay senedinin fotokopisinin saklanmasına, İlgili intifa hakkı tesisinin pay defterine kaydına, Katılanların oy birliği ile karar verdiğini, müvekkilinin şirket tarafından 02.12.2021 tarihinde de... Müdürlüğü’ne başvurularak; gerek şirket hissedarlarının gerekse şirket ile işlem yapacak olan 3. kişilerin bilgi edinmesi amacıyla ve topluluk şirketi hükümlerinden olan TTK 198 emsal alınarak; intifa hakkı tesisinin kabulüne ilişkin 26.11.2021 tarihli yönetim kurulu kararının tescili ve ilanı talep edildiğini, 06.12.2021 tarihinde... Müdürlüğü tarafından incelenen bu talep; “Tescili talep edilen, intifa hakkının pay defterine kaydı ile ilgili yönetim kurulu kararında tescile tabi bir husus bulunmamaktadır.” denilerek reddedildiğini, bu kararın taraflarına Müdürlük tarafından fiilen tebliğ edilmese de 07.12.2021 tarihinde elden tebliğ alındığını, Ticaret sicil müdürlüğünün bu kararının aşağıda yer alan hukuki itirazlarının doğrultusunda kaldırılması gerektiğini, ...; ... AŞ, ... A.Ş., ... Yapı İnş. San. ve Tic. A.Ş., ... Yat. ve Tic. A.Ş., ... İnşaat ve Tic. A.Ş., ... Döküm San. ve Tic. A.Ş., ... A.Ş.ve ... A.Ş.’de hakimiyeti elinde bulundurduğunu, ...’ın hakim teşebbüsü olduğu bu şirketlerin oluşturduğu topluluk ... şirketler topluluğu olarak anılmakta olduğunu, bu sayılan ... topluluk şirketlerinin gerek hissedarlık yapıları gerek geçmiş yıllardaki ve hâlihazırdaki yönetim teşkilat tabloları incelendiğinde bu şirketler hakkında TTK’nın şirketler topluluğu hükümlerinin uygulanacağının açık olduğunu, bu bakımdan Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 105. maddesinin ikinci cümlesi gereği, ... hâkimiyeti altındaki şirketler, ...’ın “hâkim teşebbüs”ü konumunda bulunduğu bir şirketler topluluğunu oluşturmakta olduğunu, 08.05.2019 tarihinde müvekkili şirketin %16,53 hissesine sahip olan Bilge ..., paylarının tamamını %26,21 hisse sahibi ...’a devrettiğini, bu devir sonucu ...’ın hisseleri %42,74 olduğunu, TTK 198.maddesi amir hükmü gereği 06.05.2020 tarihinde ticaret sicil müdürlüğüne başvurularak söz konusu devir işleminin tescili ve ilanı talep edildiğini, devir işlemi 08.05.2020 tarihinde sicilde tescil ve 12.05.2020 tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, arz edilen devir işlemin tescilinin yapılması hem de müvekkili şirket ... Döküm’ün 05.05.2020 tarihli genel kurul kararlarına karşı bazı hissedarlar tarafından açılmış olan .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası altında görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin topluluk şirketi olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamakta olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunda, ...’ın şirketler topluluğu hükümleri kapsamında hâkim teşebbüs olduğu ve böylece TK 195 ile TSY 105/c.2’de yer alan şartların sağlandığı tespit edildiğini, bu değerlendirmeler kapsamında pay devrinin tescil ve ilanı gibi müvekkili şirketin hissedarları arasında yapılan intifa hakkı tesisinin de tescil ve ilanın yapılması gerektiği kanaatinin hasıl olduğunu, müvekkili şirketin esas sözleşmesinin 12. Maddesinde; payların devrinin TTK hükümlerine tabi olduğu düzenlenmiş olduğunu, TTK 492. Maddesinde esas sözleşmenin nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebileceği düzenlendiğini ve aynı maddenin ikinci fıkrasında ise aynen; “Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir.” hükmüne yer verilmiş olduğunu, gerek müvekkili şirketin esas sözleşmesinde gerekse TTK’da payların devri için getirilen yükümlülükler; bir pay üzerinde intifa hakkının kurulması için de aynen kabul edildiğinden intifa hakkı ile ilgili işlemlerin TTK’da payların devri için getirilen şartlara tabi olduğunu ve intifa hakkı tesisi için de aynı prosedürlerin işletilmesi gerektiğinin açık olduğunu, bu nedenle kanunen tescil ve ilanının yapılması gerektiği kanaatinde oldukları işlemin ticaret sicil müdürlüğü tarafından “Tescili talep edilen, intifa hakkının pay defterine kaydı ile ilgili yönetim kurulu kararında tescile tabi bir husus bulunmamaktadır.” şeklinde değerlendirmesinin hatalı olup itirazlar doğrultusunda bu kararın kaldırılmasını ve işlemin tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiğini, hisse üzerinde intifa hakkı tesisinin tescil ve ilana tabi olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmasa da esas sözleşme ve TTK’nın pay devrine ilişkin hükümlerin uygulanacağına yönelik göndermesi ile intifa hakkı tesisinin de kanunen tescil ve ilan edilmesi gerekliliğinin ortaya çıkmakta olduğunu, ayrıca Ticaret Sicil Müdürlüğünün itirazlarına konu kararında standart/matbu evrak kullanıldığından açıkça red yazılmamış olması verilen kararın red hükmünde olduğu gerçeğini değiştirmemekte olduğunu, kararda matbu evrak kullanıldığından sanki eksik evrakla başvuru yapılmış gibi bir anlam çıksa da (tescil işleminin yapılabilmesi için eksikliğin giderilmesi rica olunur denilerek bir ay içinde eksikliğin tamamlanması gerektiğinin belirtilmişse de) işlemin evrakta eksiklik bulunması nedeniyle değil “Tescili talep edilen, intifa hakkının pay defterine kaydı ile ilgili yönetim kurulu kararında tescile tabi bir husus bulunmamaktadır.” denilerek işlemin tescile tabi olmadığı gerekçesiyle reddedildiğinin anlaşılmakta olduğunu, müdürlükçe verilecek kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz imkanı tanındığından; mahkememizce dosya üzerinde yapılacak inceleme ile müdürlüğün itiraza konu kararının kaldırılmasını ve müvekkili şirketin istemi doğrultusunda tescil ve ilanın yapılmasına karar verilerek müdürlüğe bildirilmesini talep etme gereğinin doğmuş olduğunu, açıklanan nedenlerle; itirazların ve davanın kabulünü, müvekkili şirket yönetim kurulu kararının... Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanının yapılmasına karar verilmesine ve bu hususun... Müdürlüğü’ne bildirilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.