10. Hukuk Dairesi 2025/11008 E. , 2026/1866 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1675 E., 2025/791 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/606 E., 2023/135 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından ha…
10. Hukuk Dairesi 2025/11008 E. , 2026/1866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1675 E., 2025/791 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/606 E., 2023/135 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.06.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını, iş kazasının işveren tarafından alınması gereken güvenlik tedbirlerinin alınmamasından kaynaklandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın meydana gelmesinde davacının ağır kusurlu olduğunu ve bu ağır kusurun illiyet bağını keseceğini, ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda müvekkili asıl işveren olmasına ve davacı ile arasında bir işçi-işveren ilişkisi bulunmamasına rağmen, davacı sanki müvekkilinin işçisiymiş gibi rapor düzenlendiğini, ceza dosyasında alınacak yeni bilirkişi raporu ile kusur durumunun değişebileceğini, müvekkilinin davaya konu olayda asıl işveren komununda olduğunu, davacının diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, davacının çalışmasına ilişkin tüm iş güvenliği önlemlerinin alınmasından diğer davalının sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalılardan ... İnşaat .... Şti. cevap dilekçesinde, davaya konu kazanın, tamamen davacının kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle meydana geldiğini, sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin yersiz olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacı işçinin davalı şirket işçisi olarak davalı ...'ın işinde çalışırken iş kazası geçirdiği, her ne kadar bilirkişi heyet raporunda davalı ...'a kusur izafe edilemeyeceği belirtilmiş ise de; cevap dilekçesinde davalı ... vekilinin müvekkilinin asıl işveren olduğunu beyan ettiği, ayrıca davalılar arasında işin anahtar teslimi yapıldığına dair herhangi bir sözleşme de sunulmadığından davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunun ve davacının tazminat taleplerinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edildiği, davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğundan, çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci Üst Kuruluna gönderildiği, Üst Kurulun 05.08.2021/1269 sayılı raporunda davacının olay tarihinden itibaren E cetveline göre %25 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının tespit edildiği , 22.02.2022 tarihli kusur raporunun dosya kapsamı itibariyle olayın oluş şekline uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... İnşaat .... Şti.'nin %80, kazazede ...'in %20 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle, 946.404,40 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasında istinafa konu ilama dayalı olarak ... İcra Müdürlüğünün 2023/2567 E.sayılı dosyası ile açılan icra takibinde dosya borcunun diğer davalı ... Ltd.Şti. tarafından ödendiği, davanın konusuz kaldığını, müvekkilinin asıl işveren olduğunun kabul edildiğini, ancak Balıkesir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/703 E.sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda müvekkili hakkında ... ile ... Ltd. Şti. arasındaki ilişkisinin eser sözleşmesi olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiğini, Ceza Mahkemesince, müvekkili ile diğer davalı ... Ltd. Şti. arasındaki ilişkinin anahtar teslimi eser sözleşmesi olduğu, dolayısı ile davacı ile müvekkili arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığının tespit edildiğini, Ceza Mahkemesindeki maddi olay tespitine rağmen müvekkilinin sorumluluğu cihetine gidilmesinin isabetsiz olduğunu, dosyada alınan tüm kusur raporlarında davaya konu iş kazası nedeniyle müvekkiline kusur izafe edilmediğini, müvekkili ile davacı arasında bir işveren-işçi ilişkisi olmadığından müvekkili hakkındaki davanın tümden reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya kapsamından; davacının kaza tarihinde davalı ... Şirketinde kaynakçı olarak çalıştığı, ... .... Ltd. Şirketi ile ... arasında 28.11.2015 tarihli teklif belgesi ile “...’a ait besi çiftliğinde yapılacak inşaat yapım işleri (besi damı ve gübre çukuru betonarme imalatı, besi damı çelik çatı imalatı) kapsamında 800.000 TL bedelle 3 ayda teslim edilmesi konusunda anlaşıldığı, davacının besi damı inşaatı sırasında çatıda şeffaf ondulin montajı yaptığı esnada bastığı ondulin malzemenin kırılması sonucu yüksekten düşerek yaralandığı, kaza ile ilgili SGK denetim raporunda; alınan ifadeler ve işyeri yasal kayıt ve belgelerinden yapılan tespitler neticesinde besi damı inşaatının anahtar teslimi sözleşme ile fatura karşılığı ... ..Ltd.Şti. tarafından yapıldığı, besi damı inşaatı sahibi ... tarafından söz konusu işte işçi çalıştırılmadığı, kazanın meydana gelmesinde işveren ... ..Ltd.Şti.'nin %100 kusurlu olduğu, sigortalının kusuru bulunmadığı şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Balıkesir 2.İş Mahkemesinin 2019/311 Esas sayılı dosyasında açılan rücuan tazminat davasının kesinleşmediği, ancak İlk Derece Mahkemesince iş kazasının oluşumunda işveren davalı ... İnşaat..Ltd. Şirketinin %90, kazazede sigortalının ise % 10 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ... firmasının kusuru bulunmadığının kabul edildiği; kaza olayına ilişkin kesinleşen Balıkesir 1.Asliye Ceza Mahkemesi 2017/703 Esas sayılı dosyasında , keşif sonucu düzenlenen 16.02.2018 tarihli bilirkişi raporu ile işyerinde işveren olarak ... ...'nun %80 kusurlu olduğu, işyerinde güvensiz ve dikkatsiz davranışlarından dolayı iş kazasına sebebiyet verdiği için ...'in %20 kusurlu olduğunun tespit edildiği, çiftlik sahibi ... ile ... ... arasındaki sözleşmenin asıl iş veren - alt iş veren ilişkisi doğurmadığı, sanık sıfatıyla yargılanan ...'ın bu sebeple kusursuz olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, eldeki dosyada hükme esas alınan 23.2.2022 tarihli kusur raporunda ise davalı ... Ltd.Şti. %80 kusurlu olduğu, davalı ...'ın besi çiftliğinin sahibi olup çiftçilikle iştigal ettiği, çiftliğin çatı imalatı ve tadilatı işini konusunda uzman firma olan ... Şirketine anahtar teslimi verdiğinden kusur izafe edilemeyeceği ,davacının %20 kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği, Mahkemece, anılan kusur raporuna itibar edilmekle birlikte, davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde müvekkilinin asıl işveren olduğunu beyan ettiği, ayrıca davalılar arasında işin anahtar teslimi yapıldığına dair herhangi bir sözleşme de sunulmadığı gerekçesiyle davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu kabul edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) 6100 sayılı HMK'nın 188.maddesi uyarınca tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. İkrarın konusu ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir, hukuki sebepler ikrara konu olamazlar. Somut olayda, davalının cevap dilekçesinde müvekkilinin asıl işveren olduğu, davacı ile arasında işçi işveren ilişkisi olmadığı ve sorumluluğu bulunmadığına dair çelişkili savunmasının sadece bir bölümüne itibar edilerek, ikrar niteliği taşıdığı gerekçesiyle karar verilmesi, davalılar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığına dair hukuki nitelendirmenin Mahkemece yapılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir. O halde Mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamında bulunan sözleşme örneklerinin, sigortalılık bildirimlerinin, rücu ve ceza dosyası içeriğinin, davalıların iştigal konularının ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi ve incelenmesi suretiyle davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetini tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit etmek, davalının ödeme yapıldığına savunmasını, yapılan ödemenin ifaya yönelik olup olmadığını araştırarak değerlendirmek, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları (davacının ve diğer davalı ... İnşaat ..Ltd. Şti'.nin temyiz yoluna başvurmamış olması nedeniyle) da gözeterek bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.