6. Hukuk Dairesi 2010/10774 E. , 2011/1604 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık iktisap ve işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 6570 Sayılı Yasanın 7/c-d…
**6. Hukuk Dairesi 2010/10774 E. , 2011/1604 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık iktisap ve işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 6570 Sayılı Yasanın 7/c-d maddelerine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Bu iki halden birisinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. Her iki halin birlikte olması gerekmez. Tahliye tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir. Olayımıza gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin davalının 10.6.2006 tarihli sözleşme ile kiracı olduğu 75 nolu dükkanı kendi işyeri ihtiyacı nedeniyle satın aldığını, davacının halen 71 ve 73 nolu dükkanlarda torna,tesviye ve metal kalıp işi yaptığını,73 nolu dükkanın kendisine ait olup,71 nolu dükkanda kiracı olduğunu,her iki dükkanın birleştirilerek atölye olarak kullanıldığını,bu yerin davacının yaptığı iş için yetersiz olduğunu,atölyenin dar olması nedeniyle bilgisayar destekli makinelerin yan yana konulması halinde makinelerin zarar gördüğünü,yeni makine ve teçhizat alamadığı gibi hammadde stoku da yapamadığını belirterek 6570 sy’nın 7/d maddesi gereğince kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı,ihtiyacın gerçek ve samimi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece davacının,dava konusu yere ihtiyacı bulunmadığı, ihtiyacın gerçek ve samimi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, keşif deliline dayanmış,mahkemece mahallinde mukayeseli keşif yapılmış ve keşifte bilgilerine başvurulan inşaat mühendisi ve hukukçu bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının mevcut işyerinin yeterli olduğu ve dava konusu 75 nolu dükkana ihtiyacı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, torna, tesviye ve metal kalıp işi yaptığını,halen kullandığı yerin(atölyenin) dar olması nedeniyle bilgisayar destekli makinelerin yan yana konulması halinde makinelerin zarar gördüğünü,yeni makine ve teçhizat alamadığı gibi hammadde stoku da yapamadığını belirterek ihtiyaç iddiasında bulunmuştur.Bu iddia karşısında, davacının halen kullandığı yer ile dava konusu yerin mukayesesinin yapılması gerekmektedir. Ancak davacının halen yaptığı torna, tesviye ve metal kalıp işi ve bu işin gereklerinin tespiti özel uzmanlık gerektiren bir husustur.Her ne kadar mahkemece inşaat mühendisi ve hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu esas alınmış ise de,olayın özelliği dikkate alındığında bu konuda uzman makine mühendisinden oluşan bilirkişi yada bilirkişi kurulu eşliğinde mahallinde yeniden mukayeseli keşif yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.