T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1661 Esas KARAR NO : 2026/521 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 28/03/2024 NUMARASI : 2018/600 Esas, 2024/83 Karar DAVA: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/12/2018 BİRLEŞEN 2019/411 ESAS SAYILI DOSYA DAVA: İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1661 Esas KARAR NO : 2026/521 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 28/03/2024 NUMARASI : 2018/600 Esas, 2024/83 Karar DAVA: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/12/2018 BİRLEŞEN 2019/411 ESAS SAYILI DOSYA DAVA: İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 30/12/2019 KARAR TARİHİ: 30/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı yapımcı arasında "..." isimli televizyon dizisinin bölüm hikayesi/senaryo ve diyaloglarının yazılması ve teslimine yönelik olarak 03/02/2016 tarihinde sözleşme yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereği tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalının dizinin yurt dışı satış gelirlerinden, eser sahibi müvekkiline sözleşmeyle kararlaştırılmış haklarını ödememesi üzerine 17/02/2017 tarihinde bir ek protokol düzenlenerek, 31/12/2016 tarihine kadar tahsil edilmiş olan yurtdışı satış gelirlerinden müvekkilinin payının ödendiğini, ancak bu tarihten sonraki yurt dışı satış paylarının ihtarname sözleşme fesih bildirimine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, yurtdışı satış gelirlerinden kaynaklanan gelirden şimdilik 50.000.TL tellif ücretinin temerrüt tarihinden itibaren faizleriyle birlikte, fesih bildirimine rağmen dizinin izinsiz olarak pazarlandığının tespiti ile FSEK 68.maddesi uyarınca şimdilik 1.000.TL telif tazminatının, FSEK 70/3.maddesi uyarınca şimdilik 1.000.TL kar bedelinin, 50.000-TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde verilen sözleşme tarihlerinin doğru olmadığını, FSEK kapsamında bir istek olmadığından ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, taraflar arasındaki davacının 01/09/2014 tarihli ana sözleşmeyi gizlediğini, davacının sözleşmeyi feshetmediğini sözleşmeden rucu ettiğini de gizlemediğini, mali haklar gayrıkabili rücu devredildiğini, sözleşmenin geriye dönük olarak feshedilemeyeceğini, ortada geçerli bir fesih iradesi olmadığı gibi, sözleşmenin feshinin de geçersiz olduğunu, ek protokolün geçersiz olduğunu, protokolün yetki aşımı ile yetkisiz kişi tarafından imzalandığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı yapımcı arasında "..." isimli televizyon dizisinin bölüm hikayesi/senaryo ve diyaloglarının yazılması ve teslimine yönelik olarak 03/02/2016 tarihinde sözleşme yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereği tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalının dizinin yurt dışı satış gelirlerinden, eser sahibi müvekkiline sözleşmeyle kararlaştırılmış haklarını ödememesi üzerine 17/02/2017 tarihinde bir ek protokol düzenlenerek, 31/12/2016 tarihine kadar tahsil edilmiş olan yurtdışı satış gelirlerinden müvekkilinin payının ödendiğini, ancak bu tarihten sonraki yurt dışı satış paylarının ihtarnameye rağmen ödenmediğini, yurt dışı satışları üzerinden davacı müvekkili payına isabet eden %3'lük alacağın tahsili amacıyla davalı-borçlu aleyhine İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nünün ... E. sayılı dosaysı ile icra takibi başlatılan icra takibinin, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile durduğunu ileri sürerek, tirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı cevap dilekçesi vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında imzalanan 17/02/2017 tarihli protokolün geçerli olduğu, bu protokol gereğince davalının ödemeleri yapmadığı, taraflar arasındaki protokolün gereklerini yerine getirmemesi nedeni ile davacının fesih iradesinin geçerli olduğu anlaşıldığından dosya kapsamına uygun yeterli ve denetime elverişli bilirkişi raporunda yapılan hesaplama dikkate alınarak davacının sözleşmenin geçerli olduğu dönem için 100.042,81 USD alacağının bulunduğu, sözleşmenin feshinden sonraki dönem için 153.071,46 USD alacağının bulunduğu, bu miktara FSEK 68. Madde gereğince 3 kat uygulanarak davacının sözleşmenin feshinden sonraki dönem için 459.214,38-USD telif ücreti alacağının bulunduğu, esas dosyada sözleşme süresi içinde davacının hak kazandığı 100.042,81-USD alacağın dava tarihindeki kur dikkate alınarak 528.025,95-TL olduğu, sözleşmenin feshinden sonraki dönem için hesaplanan 3 kat dahil olmak üzere 459.214,38-USD'den birleşen dosyaya dava konusu edilen miktar tenzil edilerek 388.012,40-USD 'nin dava tarihindeki kur dikkate alınarak 2.047.929,86-TL olduğu, sözleşme sonrası dönem için davacının muvafakatı olmadan yapılan yurt dışı satış işlemleri nedeni ile davacının manevi haklarının zarar gördüğünden takdiren davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, FSEK 68 madde gereğince 3 kat tazminatın uygulandığından kar bedeli talep edilemeyeceği, davacının ıslah dilekçesinde hükmedilecek miktarların döviz olarak hükme geçmesini talep etmişse de hem icra takip dosyasında hem de eldeki dava dosyasında açılan davanın TL olarak açıldığı, ıslahla TL olarak açılan davanın dövize çevrilmesi mümkün olmadığı, davacı birleşen davada icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş da, taraflar arasındaki alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, birleşen davanın kabulü ile istanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, birleşen dosya yönünden icra inkar tazminatının verilmesine yer olmadığına; asıl davanın kısmen kabulü ile, 01/01/2017-25/09/2017 tarihleri içinde belirlenen 528.025,95-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 25/09/2017 tarihinden sonraki kullanımlar için FSEK 68. Madde gereğince belirlenen 3 kat tazminat olarak 2.047.929,86-TL'nin telif tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 50.000-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kar bedellerine ilişkin açılan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, tahkikat aşamasında USD cinsinden alacağın tespit ve belirlenmesi neticesinde, 31/10/2022 tarihli dilekçe ile HMK 107/2 gereğince USD cinsinden dava değeri belirlendiğini, belirsiz alacak davasında ıslah müessesine ilişkin kabullerin uygulanma imkanı bulunmadığını, bu husus yargılamayı gerektirmediğini, davacı alacağının Amerikan doları cinsinden hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, birleşen dava yönünden, takip talebinde İİK.’nın 58/3.maddesi gereğice alacağın TL tutarının gösterilmesi zorunluluğu nedeniyle takip dayanağı 71.219,4054-USD'nun takip tarihindeki TL karşılığının gösterildiğini, takibe konu yurt dışı tahsilatlarıyla ilgili ödenmesi gereken tutarın takip miktarının altında olamayacağını, davalı firmanın icra takibine itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu tereddütsüz olup, icra inkar tazminatının tüm koşullarının somut uyuşmazlıkta gerçekleştiğini, FSEK md.70 hukuki niteliği gereği bu davanın bağımsız olarak açılmasının mümkün olduğunu, bu hususta tefrik talep ettiklerini, mahkemesince tefrik talebinin değerlendirilmemesi, ve FSEK 68 madde gereğince 3 kat tazminatın uygulandığından bahisle, FSEK madde 70 kapsamındaki kar bedeli talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının eser üzerindeki tüm mali haklarını müvekkiline devrettiğini, eseri teslim borcunun ifa edilmesiyle sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, müvekkilinin davacının eserden doğan mali haklarına tecavüz etmesinin söz konusu olmadığını, müvekkil yapımcıya hukuka uygun olarak devredilen mali hakların, sözleşmenin feshi yoluyla davacıya geri dönmeyeceğini, müvekkilinin mali hakları geçerli bir sözleşme olmadan kullanmasının söz konusu olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında elde edilecek gelirden indirilmesi gereken kalemler hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme bulunmadığını, yerel mahkeme kararının bu yönüyle eksik inceleme ürünü olduğunu, müvekkili şirketi temsile yetkili olmayan kişilerce imzalanan ek protokolün geçersiz olduğunu, davacının talebini sonradan ıslah ederek artırmasına rağmen, kararda, tazminat tutarlarına davz dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Asıl dava; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca sözleşme sırasında ve sözleşmenin feshinden sonraki dönem için, yurt dışı gelir payının tahsili; birleşen dava itirazın iptali talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı senarist ile davalı yapımcı arasında 03/02/2016 tarihli sözleşme ile, ... isimli senaryosu konusunda anlaşma yapıldığı, sözleşmenin 5.2.1 maddesinde dizinin yurt dışı satışı net gelirinin %3'ünün davacı oranında senariste ait olacağının kararlaştırıldığı, daha taraflar arasında 17/02/2017 tarihinde ek protokol imzalandığı, ek protokol gereğince taraflar arasında dizinin yurt dışı satış gelirlerinin ödenmesine ilişkin düzenleme yapıldığı, yapıldığı, davalı şirket yetkilisi ve avukatı tarafından imzalanan ek sözleşme uyarınca davacıya ödemeler yapılması karşısında, davalı tarafın ek protokolün geçersizliğinin ileri sürmesinin MK 2'ye aykırı olduğu, ek protokol uyarınca 31/12/2016 tarihinden sonraki dönem için yurt dışı satış payının ödenmemesi nedeniyle sözleşme feshinin haklı olduğu, alınan bilirkişi raporunda davacının sözleşmenin geçerli olduğu dönem için 100.042,81-USD, FSEK 68.madde gereğince sözleşmenin feshinden sonraki dönem için 153.071,46-USD'nin 3 katı 459.214,38-USD'den birleşen dosyaya dava konusu edilen miktar düşüldüğünde 388.012,40-USD telif ücreti alacağının bulunduğunun tespit edildiği, sözleşme sonrası dönem için davacının muvafakatı olmadan yapılan yurt dışı satış işlemleri nedeni ile davacının manevi haklarının zarar gördüğü, takdir edilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, aynı eylemler nedeniyle FSEK'in hem 68. hem de 70/3. bendi hükmüne göre iki ayrı tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2023/6470 E, 2025/328 K.sayılı kararı) asıl davada davacı vekilinin dava dilekçesinde Türk Lirası üzerinden talepte bulunduğu, Türk Lirası üzerinden seçimlik hakkını kullanan davacının, yenilik doğurucu hak niteliğinde olan bu seçimini talep artırım veya ıslah suretiyle döviz olarak değiştiremeyeceği, (Emsal YHGK'nın 2024/11-305 E-2025/ 638 K.sayılı kararı) yine birleşen davada döviz alacağını Türk Lirasına çevirerek takip başlatan davacının, takiple sıkı sıkıya bağlı itirazın iptali davasında döviz üzerinden itirazın iptalini talep edemeyeceği anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Asıl ve birleşen dava yönünden davacıdan alınması gereken toplam 1.464,00 TL (732,00 x 2 ) harçtan, peşin alınan toplam 855,20 TL (427,60 x 2) harcın mahsubu ile bakiye 608,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Asıl dava yönünden davalıdan alınması gereken 179.379,05 TL harçtan, peşin alınan 44.844,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 134.534,28 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Birleşen dava yönünden davalıdan alınması gereken 25.618,60 TL harçtan, peşin alınan 6.404,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.213,95 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/03/2026