T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 02/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2026 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... 2-... ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Genel Kurul K…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 02/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2026 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... 2-... ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; ... Tic. ve Ltd. Şti.’nin 800 adet olan tüm hisselerinin müvekkili adına kayıtlı iken, müvekkilinin içine düştüğü depresyon ve psikolojik sıkıntılar nedeniyle müvekkiline uygulanan hile, esaslı hata ve gabin çerçevesinde 6,5 dönüm bir arazinin ve üzerindeki otelin kayıtlı olduğu şirket hisselerinin tamamının noterde imzalanan sözleşmeler çerçevesinde toplam 200.000TL bedelle davalı ...’e devredildiğini,... ticari adıyla faaliyette bulunan otelin değerinin en az 1 milyon İngiliz Sterlini olup, 6.000GBP bedelle davalı ...'e yapılan hisse senedi satış işlemlerinin geçersiz olduğunu belirterek, öncelikle davalı ...’in şirket adına tapuda ..., ..., ..., ... Parsel ’de kayıtlı oteli 3. kişilere satmaya ve şirket hisselerini başkasına devretmeye çalıştığının öğrenildiğini, müvekkili açısından telafisi imkânsız zararlar söz konusu olduğundan davalı şirket adına tapuda ..., ..., ..., ... Parsel’de kayıtlı otelin ve şirket hisselerinin 3. kişilere satışının önlenmesi için tedbir kararı verilmesini ve dava sonuna kadar davalı ...’in şirketteki müdürlük yetkilerinin kısıtlanmasını ve şirkete kayyum atanmasını talep ettiklerini, yapılacak yargılama sonunda, davalı ...’in hilesi, müvekkilinin esaslı hatası, gabin, müvekkilinin zor durumda bulunması, bilgisizlik, tecrübesizlik nedenlerine dayalı olarak şirketin 208 adet Hisse alımına ilişkin 52.000TL satış bedelli .... Noterliği'nin 10/08/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay devri sözleşmesi, şirketin 192 adet hisse devrine ilişkin 48.000TL satış bedelli .... Noterliği'nin 08/11/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay devri sözleşmesi, Şirketin (400 adet) hisse devrine ilişkin 100.000TL satış bedelli .... Noterliği'nin 10/01/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay devri sözleşmelerinin ve hisse devrine ilişkin ilgili ortaklar kurulu kararlarının iptali ile iş bu hisselerin tekrar müvekkili... adına tescillenmesine ve davalı...’in müdürlük görevinden azline, müvekkilinin bu süreçteki kazanç kaybının belirlenerek davalı...tarafından ticari faizi ile beraber müvekkiline ödenmesine karar verilmesine, olmadığı takdirde davalı ...'in hilesi, hata ve gabin çerçevesinde müvekkilinin elinden çıkan şirketin ve şirketin adına kayıtlı otelin değerinin ve otelden elde edeceği gelirinin hesaplanarak müvekkilinin iş bu hisse devirleri nedeniyle ödenmeyen/eksik ödenen hisse satış bedelleri ile oluşan tüm zararının belirlenmesi ve bu zararın ticari faizi ile beraber davalılar tarafından müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi 11/02/2026 tarihli ara kararında; somut olayda davacı vekilinin, davalı şirkete kayyum atanmasına karar verilmesi talebi yönünden; tüzel kişilerin yönetim organları ile yönetilmesinin asıl olup, ticaret sicil kayıtlarına göre dava konusu şirkette organ boşluğunun bulunmadığı ayrıca tutukluluk halinin şirketin organsız kaldığı sonucunu doğurmadığı ve 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesi gereğince davanın esası yönünden kendilerinin haklılıklarını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delil ibraz etmedikleri gerekçesiyle, davacı vekilinin davalı şirkete kayyum atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşinin ölümünden sonra ağır depresyon yaşadığını, intiharın eşiğine geldiğini, Türkçe bilmemesi nedeniyle otelin yönetiminde zorlandığını ve o sırada kendisine yardım ediyormuş gibi görünen, kendisine güzel sözler söyleyen ... ile romantik bir ilişki yaşamaya başladığını, davalı ...'in, kendi oğluna müvekkili için anneler günü resmi yaptırarak sanki müvekkili, davalı ve oğlundan oluşan yeni bir aile resmi çizdiğini, 25 yıl önce kızını 5 yaşındayken toprağa veren müvekkilinin kalbini kazanmaya ve onu kandırarak hile, hata ve gabin çerçevesinde otelin kayıtlı olduğu şirket hisselerini aldığını, müvekkilinin o dönemde 65 yaşında olup, ağır depresyon, yalnızlık içindeyken davalı...in onun bu zor durumda bulunma halinden faydalandığını, dosyada beyanları alınan tanıkların müvekkilinin içinde bulunduğu durumu, bilirkişi raporları davalı tarafından müvekkilinin elinden alınan hisselere karşılık gerçek değerde bir ödeme yapılmadığını ortaya koyduklarını, bu kapsamda gabinin hem objektif unsuru hem de subjektif unsurunun dosyada mevcut olduğunu, bunun dışında müvekkiline son %50 hisse devri yapılırken, müvekkili lehine intifa senedi imzalandığını ve imzalanan protokolde müvekkilinin şirketin sahibi olarak kaldığı, kendisine her yıl kâr payı ödeneceği, 2028 yılından itibaren ayrıca yıllık 12.000GBP ödeneceği, ayrıca 90.000GBP ödeneceği beyan edilmiş olmasına rağmen ve müvekkili şirketin sahibi olarak kalmadığını, kendi otelinden kovulduğunu ve yıllardır kendisine ödenen bir kâr payının da söz konusu olmadığını, davalı vekilinin 18/09/2023 tarihi dilekçesinde müvekkiline vaat edilen bu hususları doğrulamış ise de, ilgili intifa belgesinin ticaret sicile ve şirket defterine işlenmediği, müvekkilinin şirket toplantılarına alınmadığı, kendisine kâr payı ödenmediği gibi müvekkilinin otelden kovulduğunun ortaya çıktığını, müvekkiline yapılan hilenin ortaya çıktığını, bu kapsamda müvekkilinin hatasının, davalının hilesi ve gabinin olayda mevcut olduğunu ve müvekkilinin sahip olduğu koca otelin gerçek bir bedel ödenmeden davalıya geçtiğini, taraflarınca iş bu hisselerin davalı adına olunan tescillerinin iptali ile müvekkili adına tescil edilmesi olmadığı takdirde hisselerin gerçek değerinin müvekkiline ödenmesi talebiyle açılan dava devam ederken şirketin müdürü olarak hareken eden davalı ...in “uyuşturucu ticareti” suçu kapsamında tutuklanması nedeniyle şirketin tek müdürü olan davalının tutuklanmasının yönetim boşluğu oluşturacağı ve şirketin yönetici olmadan zarar etmesi, yönetimsel işlemlerin yapılmaması nedeniyle şirketin ve dolayısıyla müvekkilinin zarara uğrayacağının açık olup, taraflarınca şirkete kayyum atanması taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davalı şirketin tek müdürünün tutuklu olması nedeniyle şirkete kayyım tayin edilmesi taleplerinin gerekli araştırmalar yapılmadan ve talep gerekçeleri incelenmeden reddedildiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında verilen 11/02/2026 tarihli ara kararına karşı yaptıkları istinaf başvurularının kabulü ile işbu ara kararın kaldırılarak davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini, müvekkili ...un şirket hisselerinin tamamını hukuka aykırı bir şekilde hile, hata ve gabin kapsamında elde eden davalı ...in, işbu davalı şirketin tek müdürü olduğunu, davalı ...'in uyuşturucu ticareti yapmak suçundan ...Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunduğunu, tek müdürü ve sahibi tutukevinde olan davalı şirketin yönetim organı bulunmadığını ve şirketin ticari faaliyetlerini yürütmesinin bu durumda imkansız olduğunu, mahkemece davalı ...’in tutukluluk hususunun araştırılmadığını, ilgili soruşturma dosyasının celp edilmediğini, tutuklunun davalı şirketin tek müdürü ve sahibi olduğunun göz önüne alınmadığını ve hukuka aykırı bir şekilde kayyım tayini taleplerinin reddine karar verildiğini, davalı ...vekilinin 18/09/2023 tarihli dilekçesindeki beyanları ile müvekkilinin ölene kadar şirketin ortağı olarak kaldığı, otelden kâr payı alacağı ve kendisine intifa hakkı sağlandığını belirttiğini, dolayısıyla davamız kabul olmamış olsa bile müvekkilinin %50 hisse üzerinde hak sahibi olduğu davalı tarafından kabul edilmiş olmakla şirketin yönetim durumunun müvekkilinin haklarını doğrudan etkilediğini, davalı şirketin tek müdürü/yetkilisi olan davalı...in tutuklu bulunması ve tutukluluk süresinin uzun sürecek olması nedeniyle bu süreçte şirkette yönetim boşluğu oluştuğunu, organsız kaldığını ve şirketin ticari faaliyetlerini sürdürmesinin imkânsız hale geldiğini, dolayısıyla şirketin malvarlığının tehlikeye girdiğini, müvekkiline davalı tarafından %50 hissesi elinden alınırken şirket nezdinde intifa hakkı ve %50 kâr payı verileceğinin beyan edildiğini iş bu davamızın kabul edilmemesi durumunda bile müvekkilinin şirket üzerinde intifa hakkı olması sebebiyle şirketin tek müdürünün tutukevinde bulunması ve şirketin organsız kalması müvekkilinin şirket üzerindeki haklarını doğrudan olumsuz etkilediğini, şirketten mal kaçırılmaması, şirketin malvarlığının korunması ve müvekkilinin şirket hisselerini dava sonunda geri aldığında hak kaybına uğramaması için taraflarınca ilk derece mahkemesinden davalının tutukluluk durumunun araştırılması ve şirkete tarafsız bir kayyım atanmasının talep edildiğini, ancak ilk derece mahkemesi tarafından gerekli araştırma yapılmadığını, ... Tipi Cezaevine davalı ...’in tutukluluk haline ilişkin müzekkere dahi yazılmadan, kayyım atanması taleplerinin 11/02/2026 tarihli ara karar ile reddedildiğini, mahkemenin ret gerekçesi olarak ticaret sicil kayıtlarına göre şirkette organ boşluğu bulunmadığı ve tutukluluk halinin şirketin organsız kaldığı sonucunu doğurmayacağını ifade ettiğini, ancak şirketin tek yetkilisinin tutuklu olmasının doğrudan şirkette organ boşluğu yarattığını, mahkemenin tutukluluk hususunu araştırmadan organ boşluğu bulunmadığı gerekçesiyle taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olup istinaf mahkemesince bozma nedeni olduğunu, ayrıca tutukluluk halinin kişinin hak ve fiil ehliyetini kısıtladığını ve TCK m.53 kapsamında kişileri şirket yöneticisi olmaktan yoksun bıraktığını, bu kapsamda şirketin tek müdürü olan davalı ...’in tutukluluk halinin şirketin yönetim boşluğunun olduğunu ve organsız kaldığını apaçık ortaya koyduğunu, mahkemece önce ilgili ceza infaz kurumuna müzekkere yazılarak davalı ...’in tutukluluğu hususunun teyit edilmesi, ardından ilgili soruşturma dosyasının incelenerek dava konusu otelin uyuşturucu ticareti suçunda mahal olarak kullanılma durumu konusu göz önüne alınarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekmekte iken bunların yapılmadığını ve taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. Davanın açılması ya da mahkemeden geçici hukukî koruma talep edilmesi, harca tabi usuli bir işlemdir. 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (m. 2). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (m. 15). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (m. 32). 6100 sayılı HMK m. 120/1 hükmüne göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Harcın kimden alınacağı konusu, Harçlar Kanunu'nun “Mükellef” başlığını taşıyan 11. maddesinde düzenlenmiş; bu madde ile genel olarak yargı harçlarının, davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerce ödenmesi yükümlülüğü getirilmiştir. 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümleri uyarınca, esas hakkındaki hükme kadar taraflar açısından davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermeyi ve geçici hukuki koruma sağlamayı amaçlayan ihtiyati tedbir talepleri ile 2004 sayılı İİK m. 257 hükmü uyarınca para alacağının güvence altına alınmasını sağlayan ihtiyati haciz talepleri, Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı Tarife uyarınca başvurma harcına tabidir. Nitekim Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı Tarife hükümlerin "Yargı Harçları" kısmının A-III-2-d maddesinde "Tespiti delail, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlediğine ve emredici nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı belirtildiğine göre, tedbir başvuru harcı ilgilisince ödenmedikçe ihtiyati tedbir talebinin incelenmesi olanağından söz edilemez. Buna göre mahkemece yapılacak iş; ihtiyati tedbir talep edene tedbir başvuru harcını tamamlaması için usulünce ihtarat yapılarak süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa ihtiyati tedbir talebinin esasının incelenmesi olmalıdır. Bu açıklamalara göre, davanın açılması sırasında veya dava sırasında, Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olan başvuru harcı yatırılmadan ihtiyati tedbir talep edilmesi halinde, ihtiyati tedbir talep edene tedbir başvuru harcını tamamlaması için usulünce ihtarat yapılarak süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa ihtiyati tedbir talebinin esasının incelenmesi gerekir (Bkz. Yargıtay 3. HD'nin 16/06/2022 tarihli ve 2022/1582 E., 2022/5882 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı). Dosya içeriğinde ihtiyati tedbir talebi için tedbir başvuru harcının alındığına dair bir belgeye rastlanılmadığından, davacı vekiline ihtiyati tedbir harcını yatırması için uygun bir kesin süre verilmesi, süreye uymamanın neticelerinin açıkça ihtar olunması, verilen süre içinde harcın yatırılması halinde bundan sonra ihtiyati tedbir talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ihtiyati tedbir talebi harcı alınmadan talebin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2026 tarih, ... Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a-4. Ve 355. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca işbu kararın mahal mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.02/04/2026 ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.