7. Ceza Dairesi 2023/8812 E. , 2024/6333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2876 E., 2023/303 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteklerinin reddi
**7. Ceza Dairesi 2023/8812 E. , 2024/6333 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2876 E., 2023/303 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; rapora göre ürünlerin sahte olduğuna ve katılana ait şekil markasının iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığının belirtildiğine, Bölge Adliye Mahkemesi kararında, İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet gerekçesi tam olarak karşılanmadan sanık hakkında beraat kararı verildiğine, çelişkiler giderilmeden sanığın hukuki durumunun tayin edildiğine, orijinal olmadığı sabit olan ürünlerin sanığa iade edilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir. 2.Katılan vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın hukuki dayanağının bulunmadığına, bilirkişi raporu ile desen tescilinin ürünler üzerinde aynen kullanıldığının ispatlandığına, gerekçede gösterilen Yargıtay kararlarına katılmalarının söz konusu olmadığına, desen tescilinin alelade bir ekose desen olmadığına, ayırt edici özelliğinin bulunduğuna, Yargıtay kararlarını hukuk ile izah etmenin mümkün olmadığına ve hatasını anlayarak mevcut görüşünden dönmesini saygılarıyla beklediklerine, renk konusunun, desen tescilli markanın ayırt ediciliğinde asla bir kriter olarak kabul edilmediğine, tekstil piyasasındaki varyant durumuna göre tescile birebir bağlı kalmayarak pek çok farklı renk seçeneğinin orjinal ürünlerde kullanıldığına, markanın esasen adından ziyade ekose deseniyle tüketici zihnine girdiğine ve meşhur olduğuna, genel görünüm ve insan duyularında bıraktığı izlenimin ise kilit nokta olduğuna, Berlin Bölge Mahkemesi kararına göre, markanın ulaştığı tanınmışlık düzeyi ve halk arasındaki karıştırılma ihtimali dikkate alındığında, iki çizgili halin dahi korunması gerektiğinin belirtildiğine, yine İspanya Alicante 3 numaralı Ceza Mahkemesi kararında, ekose deseninin ceza yargılaması bakımından korumaya değer bir hak oluşturduğunun belirtildiğine, Roma Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından da çizgi sayısının üç adetten farklı olması durumunda bile uzman olmayan sıradan tüketicilerde kafa karışıklığına neden olabileceği ve bu nedenle suçun oluştuğu kanaatine varıldığına, bütün bu kararlardaki ana noktanın, markanın toplumda geldiği tanınmışlık düzeyi dolayısıyla hak ettiği korumanın daha kapsamlı olması gerektiğine ilişkin olduğuna, desen markasında, tüketicinin gözü önünde ilk bakışta oluşturulan karıştırmanın yeterli olduğuna, dosyadaki ürünler üzerinde desen tescilinin birebir olarak kullanıldığına, dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğuna ve cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Katılan vekili şikâyet dilekçesi ile sanığın işlettiği Coşkun İç Giyim isimli iş yeri hakkında, hak sahibi olduğu tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 06.10.2015 tarihli ve 2015/2563 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda ilgili iş yerinde sanık hazır bulunduğu halde yapılan aramada, katılana ait desen tescilini ihtiva ettiği belirtilen 8 pijama takımına el konulmuştur. Sanık hakkında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1. ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında; ürünlerin üzerinde herhangi bir logo ve etiket bulunmadığını, sadece desenleri yüzünden el konulduğunu, ürünleri tedarikçi firmadan faturalı olarak aldığını, ürünlerin marka taklidi olduğunu bilme imkanı olmadığını, bundan sonra iş yerinde markasız ürün satmayacağını beyan etmiştir. Dosyada mevcut 21.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda; ürünler üzerinde katılana ait şekil markasının iltibas oluşturacak benzerinin taklit olarak kullanıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın eylemi sabit kabul edilerek hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm sanık tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ''...Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 21/09/2021 tarih 2021/14629 Esas, 2021/10830 Karar sayılı, Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2019/27576 Esas, 2019/10585 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, marka birden çok unsur içerdiği takdirde markanın asıl unsurunu, bütünü itibariyle görünüşü ve ayırt ediciliğini vurgulayan imaj oluşturur. Dosyada mevcut orijinal ve taklit olduğu iddia edilen ürünlere ait renkli fotoğrafların incelenmesinde; suça konu ürünler ile orijinal ürünler arasında renk, genel görünüm ve insan duyularında bıraktıkları izlenim bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ortalama tüketiciler yönünden iltibas dahi oluşturmayacağı, aksi kabulün tüm ekose desenli kumaşların katılanın tekeline bırakılacağı sonucunu doğuracağı ve bu durumun hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağını belirttiği, bu gerekçeyle benzer ... Limited şirketine ait ... nezdinde tescilli ekose kumaş desenleriyle ilgili ilk derece mahkemelerince verilen mahkumiyet kararlarına karşı bozma kararı verdiği gözetildiğinde; Somut olayda; Dosyada mevcut bilirkişi raporu incelendiğinde; Sanığın işyerinde ele geçirilen pijama takımları cinsi ürünler üzerinde, orijinal ürünlerde bulunan ... markalı marka etiketleri, ... markalı iç baskı etiketleri, müştekiye ait markaların ve çeşitli bilgilerin, barkodun bulunduğu karton etiketlerin bulunmadığı, pijama üstlerinde ön kısımda kız resmi ve yazılar basıldığı, ancak pijamalarda, şikayetçi şirkete ait tescilli ... nolu şekil markasının iltibas yaratacak benzeri kullanıldığının belirtildiği, Yargıtay'ın anılan kararlarında da belirtildiği üzere, orijinal ve taklit olduğu iddia edilen ürünlere ait renkli fotoğraflarla suça konu ürünler ile orijinal ürünler arasında renk, genel görünüm ve insan duyularında bıraktıkları izlenim bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciler yönünden iltibas oluşturmayacağı, aksi kabulün tüm ekose desenli kumaşların katılanın tekeline bırakılacağı sonucunu doğuracağı, bu durumun hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağı da gözetilerek, sanığın beraati yerine, yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,...'' yönündeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiştir. Somut olayda, sanığa ait iş yerinde, katılan adına tescilli ... numaralı desen markasının taklit edilmesi suretiyle üretildikleri iddia edilen toplam 8 adet pijamanın ele geçirildiği, alınan bilirkişi raporunda suça konu ürünler ile katılana ait orijinal ürünler karşılaştırılarak, suça konu ürünlerin katılanın ... tescil numaralı markası ile iltibas meydana getirecek şekilde kullanıldığının tespit edildiği anlaşılmış ise de; Dairemizin yerleşik içtihatlarında ayrıntılarıyla belirtildiği üzere, ortalama tüketici nezdindeki karıştırma ihtimalinin her "somut olay özelinde" ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Dosyada mevcut olan, orjinal ürünlere ilişkin fotoğraflar ile sanığın iş yerinde ele geçirilen suça konu pijama takımlarına ait fotoğrafların incelenmesinde, düz siyah renkli olan pijama üstlerinin ön kısımlarına kız resmi ve yazılar basıldığı, pijama altlarında ve pijama üstlerinin kol kısımlarında ise ... tescil numaralı marka ile iltibas yarattığı iddia edilen ekose deseninin kullanıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2019 tarihli ve 2017/7-369 Esas, 2019/621 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere "Markaların benzerliğinin tespiti bakımından dikkate alınması gereken husus, uyuşmazlığa konu işaretin ortalama tüketici/halk üzerinde bıraktığı intiba, diğer bir değişle izlenimdir. Bu tetkikler yapılırken, ayırt edici nitelikte olmayan, anonim veya herkes tarafından kullanılabilecek unsurlar inceleme dışı bırakılmalı, asli ve ayırt edicilik niteliğini haiz unsurlar ile markaların öncelikle kelime unsurları, görsel ve sesçil (fonetik) açılardan benzerliği dikkate alınmalı, benzer olabileceği düşünülen unsurların markanın bütünü üzerindeki tüketici algısını etkileyip etkilemediği, bilinirliğinin ne düzeyde olduğu gibi hususlar değerlendirilmeli ve markanın ayırt edicilik gücünün yüksekliğinin benzerlik incelemesini etkilediği hususu da göz ardı edilmemelidir." Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olaya dönüldüğünde; suça konu pijama takımlarının renk, genel görünüm, insan duyularında bıraktığı izlenim yani bütünü itibarıyla görünüşü nazara alınarak, sanığa ait iş yerinde ele geçirilen ürünler ile katılan adına tescilli ... numaralı marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı anlaşıldığından; Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve taktirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 2. Fikri Sınaî Haklar Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2024 tarihinde karar verildi.