Başvuru, evli kadının evlilik öncesi soyadını tek başına kullanması talebiyle açılan davanın reddedilmesinden sonra yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, evli kadının evlilik öncesi soyadını tek başına kullanması talebiyle açılan davanın reddedilmesinden sonra yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Akademisyen olan başvurucu, 2010 yılında evlenmiş ve evlenmeden önceki soyadı olan Ciravoğlu ile birlikte eşinin soyadı olan Demirdizen'i de kullanmaya başlamıştır. Başvurucu, bilimsel çalışmalarında ve akademik platformlarda evlilik öncesindeki soyadı ile bilindiğini belirterek evlendikten sonra kullanmak zorunda olduğu Demirdizen soyadının nüfus kayıtlarından silinmesi talebiyle (kapatılan) Kadıköy Aile Mahkemesinde dava açmıştır. Söz konusu dava, anılan Mahkemece reddedilmiş ve ret kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/11/2012 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu; reddedilen dava konusu hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından ihlal kararları verildiğini, ihlal kararlarının kendisi açısından da emsal teşkil ettiğini ve bu durumun yargılamanın yenilenmesi için yasal bir neden oluşturduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesine ve kendisi hakkında verilen önceki kararın kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle 8/1/2014 tarihinde İstanbul Anadolu Aile Mahkemesine (Mahkeme) dilekçe sunmuştur. Mahkeme 20/2/2014 tarihli kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ve başvurucunun evlilik öncesi soyadını tek başına kullanması konusunda izin ve yetki verilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, aynı konu hakkında Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararlarına yer verilmiş ve ihlal kararları ile psikolog tarafından hazırlanan uzman raporu doğrultusunda başvurucunun talebinin yerinde görüldüğü belirtilmiştir. Söz konusu karar, evlilik öncesi soyadının tek başına kullanılmasının mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Kartal Nüfus Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi; Anayasa Mahkemesi ve AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının bireysel sonuç doğurduğunu, mevcut durumda 12/1/2011 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığını belirterek 18/12/2014 tarihinde hükmün bozulmasına karar vermiştir. Mahkeme 7/5/2015 tarihli kararıyla bozma kararında belirtilen nedenlerle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine hükmetmiştir. Başvurucu tarafından temyiz talebi Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 11/1/2016 tarihine başvurucunun vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin, 19/10/2017 tarihli ve 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un maddesi ile değişen ilgili kısmı şöyledir:"Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. ..." 5490 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin, 7039 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki hâlinin ilgili kısmı şöyledir:"Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir. ..." 5490 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin, 7039 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki hâlinin iptali talebiyle yapılan itiraz başvurusu hakkında Anayasa Mahkemesince verilen 30/3/2012 tarihli ve E.2011/34, K.2012/48 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı halinde değişiklik ve düzeltme yapılmasını isteme hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkı kapsamında olup, bunun dava yoluyla bir defadan fazla talep edilememesini öngören kural Anayasa'nın maddesi ile bağdaşmamaktadır.Öte yandan, itiraz konusu kuralla kişilerin ad, soyadı, cinsiyet ve doğum kaydı gibi bilgilerinde herhangi bir nedenle meydana gelen değişikliklerin resmi kimlik kayıtlarında yer almasını sağlamak amacıyla dava açmaları hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Ancak dava hakkının bir kere ile sınırlandırılarak maddi gerçeğin resmi kayıtlara geçmesinin engellenmesi hak arama özgürlüğüne müdahale niteliğindedir.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın ve maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. ..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/4/2014 tarihli ve E.2014/2391, K.2014/6726 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...mahkemece davacının ismini değiştirme istemi aynı konuda ikinci kez dava açamayacağı gerekçesi ile reddedilmiştir.Ancak bu hususu düzenleyen 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinin (Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir) Anayasa’ya aykırılığı sebebi ile Anayasa Mahkemesi’nin 2012 gün 2011/34-2012/48 sayılı kararı ile iptal edilip kararın 6 Ekim 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığı anlaşılmıştır.Bu sebeple mahkemece, açıklanan bu husus dikkate alınarak ve davacının iddiası ile ilgili kanıtlar toplanıp Türk Medeni Kanunu’nun maddesindeki haklı nedenin varlığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir..."