T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1759 KARAR NO : 2026/480 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.09.2023 NUMARASI : 2021/765 Esas 2023/684 Karar DAVANIN KONUSU : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ : 25.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.03.2026 İzmir 1.…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1759 KARAR NO : 2026/480 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.09.2023 NUMARASI : 2021/765 Esas 2023/684 Karar DAVANIN KONUSU : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ : 25.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.03.2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.09.2023 tarih 2021/765 Esas 2023/684 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı Banka ile ..... Şirketi arasında 06/09/2018 ve 11/10/2019 tarihli Kredi Sözleşmeleri imzalanarak adına kredi açıldığı ve kullandırıldığını, ....'ın müşterek müteselsil kefil sıfatıyla kredi sözleşmelerinden sorumluluğu bulunduğunu, borçlu firmanın Banka nezdinde takip tarihi itibariyle 726.158,27-TL nakdi riski bulunduğunu, davalı/müteselsil kefil ....' ın nakdi risk tutarından sorumlu olduğunu, kredi borcunun zamanında ödenmemesi nedeniyle borçlu firma ve kefilleri aleyhine İzmir 22. Noterliğince 09/08/2021 Tarih ve 11135 Yevmiye Nolu ihtarnamesi ve eki hesap özetinin keşide edildiğini, ihtarname keşide edilmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine muaccel hale gelen alacak hakkında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/317 D.İş Sayılı kararı ile İtirazda bulunan davalı/ borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak İzmir 17. İcra Müdürlüğü’nün 2021/10489 esas sayılı dosyası üzerinden olan alacağın ödenmesi talebiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla genel haciz yolu ile icra takip işlemleri başlatıldığını, davalı borçlunun İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2021/10489 esas sayılı icra dosyasına sunduğu dilekçe ile icra dosyası kapsamında icrası istenen bütün asıl alacak ve ferilerine ve takip dayanak suretlerine en geniş ve kapsamlı biçimde itiraz ettiğini, İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2021/10489 E. sayılı dosya üzerinden 05/10/2021 tarihinde “Borçluya çıkarılan tebliğ zarfı parçası dönmüş ise itirazın yasal sürede yapıldığı ve usulüne uygun bulunması halinde borçlu hakkında takibin İ.İ.K'nun 66. maddesi uyarınca durdurulmasına, tebliğ parçası dönmemiş ise döndüğünde itiraz süresinde ve usulüne uygun ise takibin durdurulmasına, değilse takibin devamına’’şeklinde karar verdiğini, davalının itiraz dilekçesinin UYAP üzerinden görüldüğünü, itirazın iptali ve takibin devamını temin etmek üzere itirazın iptali davası açılmadan önce 6102 Sayılı TTK’nın 5/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ardından arabulucu Av..... ve borçlu vekili Av.... ile 20/10/2021 tarihinde yapılan toplantı neticesinde herhangi bir anlaşma sağlanamadığı ve bu hususun 20/10/2021 tarihli son tutanak ile tüm taraflarca imza altına alındığını, davalının itirazlarının haksız ve yersiz olup iptali gerektiğini, öncelikle davalı kefilin takibe konu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup kefaletinin hukuken geçerli olduğunu, TBK madde 583’e göre kefaletin şartlarının; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” olarak belirtildiğini, Genel kredi sözleşmesi incelendiğinde, kanunda aranılan şartların bulunduğu ve geçerli bir kefaletin bulunduğunun görüleceğini, davalı/borçluya genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu lehine verilen müteselsil kefaletten kaynaklanan sorumlulukları dolayısıyla başvurulduğunu ayrıca kredi borcunun zamanında ödenmemesi nedeniyle borçlu firma ve kefilleri aleyhine İzmir 22. Noterliğince keşide edilen 09/08/2021 Tarih ve 11135 Yevmiye Nolu ihtarnamesi ve eki hesap özetinin borçlunun sözleşmede yer alan adresine de çekilerek ve İİK Md. 68/b gereği tebliğ edilmiş sayılmasının sağlandığını ayrıca Genel Kredi Sözleşmesi ‘‘24-BANKANIN HESAPLARI KESME VE SÖZLEŞMEYİ FESİH HAKKI’’Başlıklı bölüm b bendine göre davalı/borçlu işbu sözleşme kapsamında yer alan taahhüt ve yükümlülüklerinden herhangi birinin uygun bir şekilde yerine getirilmemesi halinde kredinin muaccel hale geleceğini,buna göre sözleşmenin feshi ile kat edilmesinin Bankanın hakkı olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, Genel Ticari Kredi Sözleşmesinde müşterek borçlu/müteselsil kefil olan borçlunun, davacı Banka ile akdedilen kredi sözleşmelerinden dolayı borçlandığı ve borçlanacağı tutarlarla ve anapara, akdi faiz, temerrüt faizi, komisyon, gider vergisi, kredi hesabına borç kaydedilen her türlü masraflar, vergiler, resimler, kanuni takip giderleri ve avukatlık ücretlerini de kapsayan miktarlardan sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenle davalı müteselsil kefil/müşterek borçlunun 06/09/2018 ve 11/10/2019 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan borçtan davacı bankaya karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, Bankayla, davalı borçlu firma arasında imzalanan bu sözleşmeden kaynaklı borcun devam ettiği ve davalı borçlunun itirazının haksız olup, reddinin gerektiğini, takip tarihi itibariyle müteselsil kefil/müşterek borçlu hakkında 726.158,27-TL nakdi alacağın mevcut olduğunun, kredi kullandırım belgeleri, Banka defter ve kayıtları ile sabit olduğunu belirtmiş , davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğü’nün 2021/10489 E. sayılı dosyasına konu, ödeme emrinde yer alan asıl alacak ve ferilerine yönelik itirazının iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, davalı borçlu tarafından inkar edilen alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, ..... Şti. tarafından davacı ....'na kredi kullanımı için başvuru yapıldığını, bunun akabinde kredi kullanımı için firma yetkilisi .... tarafından da şahsi kefalet ve ayrı bir teminat verilmesinin istendiğini, ... . şirketinin kredi borçlusu olduğu ,.... ' da şahsi kefil olacak şekilde kredi sözleşmesinin imzalanmasına karar verildiğini, kefalet içeren sözleşmelerde eşin rızası gerektiği için, davalının o zaman eşi olan ....'ın kredi sözleşmesine kefil olabilmesi adına, davalının da kredi sözleşmesine imza atması gerektiğinin banka tarafından davalıya bildirildiğini, davalının da asıl borca kefil olmayacağını sadece eşinin kefaletine rıza gösterdiğini belirterek bu sözleşmenin sadece tek bir sayfasını imzaladığını, akabinde borcun şirket tarafından ödenmediğini, davalının boşandığı o zaman eşi olan....'ın kefaletine rıza gösterdiği gerekçesiyle kredi sözleşmesine imza attığını, kredi sözleşmesinin sayfalarını ayrı ayrı imzalayıp ayrıca ve açıkça sorumlu olunan borç miktarı belirtilerek, kendisinin şahsen bu borcun tamamından sorumlu olacağının belirtilmediğini, davalıya banka tarafından, kredinin ödenmediği ve kendisi aleyhine yasal sürece başlanacağı ihtarının gönderilmediğini, yasal sürecin başladığının ihtiyati haczin kesin hacze çevirilmesi için davalıya icradan gelen ödeme emriyle öğrenildiği ve 7 örnek takibe itiraz edildiğini, itirazların davalının eşinin yetkilisi olduğu şirkete rıza göstermek amacıyla kredi sözleşmesini imzaladığı, tüm borca şahsi ve müteselsil kefil olmak için imzalamadığını, TBK'nun kefalet için taşıdığı şartlardan borçlu olunan likit ve tam miktarın el yazısı yazılıp ile imzalanması gerekmesi şartı yerine getirilmediğini, davalının sadece sözleşmenin bir örneğini aldım şeklinde imza attığını, imzalanan kredi sözleşmesinin davalı nezdinde TBK'nun aradığı şartları taşımadığını, asil borçlu olan Şirket ve asli kefil olan....'a gerekli girişimlerde bulunup borcun karşılıksız çıkmasının beklenmediğini, imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında borcu karşılar nitelikte taşınır rehni(makine) olmasına rağmen rehne başvuru zorunluluğu yerine getirilmediğini, kredi sözleşmesi kapsamında borcun ödenmediği ve artık yasal sürece başlanacağının davalı ve diğer kredi borçlularına gereği gibi ihtar edilmediğini, tebligat yapılmadığını, kısaca iddia edildiği gibi davalının kefilliğinin hukuken geçerli olmadığını, davacı banka tarafından sunulan kredi sözleşmesinin, "kefilin sorumlu olduğu toplam miktarı el yazısı ile yazıp imzalaması zorunluluğu" gereği hesap ve banka hukuku tarafından bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiğini, bunlardan ayrı olarak, davalı ile ....'ın İzmir 15. Aile Mahkemesi'nin 2021/333 E. Nolu ve 2021/413 K. Sayılı kararıyla boşandıklarını, davalının boşandığı eşinden haber alamadığını, asıl borçlu şirketinde de içinin boşaltıldığınının öğrenildiğini, davalının eşinin kefaletine rıza göstermek için kredi sözleşmesine imza attığını ancak şu an asıl borçlulara ulaşılamamakla kendisinin haciz tehditiyle karşı karşıya kaldığını, eşinden nafakalarını alamadığını, işsiz durumda olduğunu, herhangi bir mal varlığının bulunmadığını belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, davacı banka ile dava dışı ...Şirketi arasında genel kredi sözleşmesinin imza altına alındığı, davalı .... ( ... ) ' ın söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı,sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmediğinden bahisle davalı ... ( .... ) ile.... Şirketi ve.... hakkında icra takibi başlatıldığı, davalı ... ( .... )' ın takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik olarak eldeki davanın açıldığı, davacı bankanın ....Şubesi ile dava dışı... Şirketi arasında 06/09/2018 tarihli 500.000,00 TL bedelli ve 11/10/2019 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin imza altına alındığı, 11/10/2019 tarihli sözleşmeyi davalı .... ( .... )' ın 1.650.000,00 TL limit ile müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı , 11/10/2019 tarihli sözleşmede davalı .... ( ....) yönünden eş rızasının alındığı , kredi sözleşmeleri kapsamında dava dışı asıl borçluya kredi kullandırıldığı, kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi sebebiyle davacı banka tarafından kredi hesapları kat edilerek İzmir 22. Noterliği ' 09/08/2021 tarihli 11135 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamede borcun 1 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarname davalıya tebliğ edilemediği ve davalının takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ,davacı bankanın 29.09.2021 takip tarihi itibariyle davalıdan 682.710,70-TL Asıl alacak, 18.297,05 -TL İşlemiş Akdi/Temerrüt faizi, 914,86 TL Faizin % 5 gider vergisi olmak üzere toplam 701.922,61-TL tutarında alacaklı olduğu, davacı banka tarafından icra takibinde asıl alacak olarak 682.319,06 TL lik talepte bulunulduğu, asıl alacak yönünden HMK 26. Maddesi gereğince taleple bağlı kalınmasının gerektiği ve 682.319,06 -TL asıl alacak, 18.297,05-TL işlemiş faiz, 914,86-TL BSMV olmak üzere toplam 701.530,97 -TL nakdi alacak tutar üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu ve bu miktarlar üzerinden icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, davacı tarafça asıl alacağın 658.117.97-TL lik bölümüne icra takip tarihinden itibaren % 23,40 oranında , 24.201.09-TL lik bölümüne icra takip tarihinden itibaren % 27,36 oranında temerrüt faizi ve % 5 BSMV talep edilebileceği , davacı tarafça icra takibinde 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ile 165,50 TL ihtiyati haciz masrafı talep edildiği, söz konusu masrafların icra gideri olarak icra müdürlüğünce nazara alınmasının gerektiği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış olup, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 2018 ve 2019 tarihli kredi sözleşmelerinin davalı yanca müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı ve sözleşmede belirtilen adrese kat ihtarnamesinin gönderildiği ve dolayısıyla sözleşme adresine gönderilen kat ihtarının yine sözleşme maddesi gereği tebliğ edilmiş sayılacağından kat ihtarı içeriğine göre davalının temerrüde uğradığı sabit iken aksi yönde takip tarihi itibariyle davalı yan yönünden temerrüt durumu oluştuğu yönündeki mahkeme kabulü ile bu kapsamda bilirkişi ek raporunun hükme esas alınarak verilen kısmen red kararının yerinde olmadığı hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı kefalet sorumluluğundan kaynaklanan alacağın tahsili talepli icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda davacı banka şubesi ile dava dışı ... Şti arasında 06/09/2018 tarihli, 500.000,00 TL bedelli ve 11/10/2019 tarihli, 1.500,000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi kapsamında bir ilişki kurulduğu, söz konusu sözleşme hükümlerine göre birbirlerinin ayrılmaz parçası olduklarının yazıldığı, davalının 11/10/2019 tarihli sözleşmeyi 1.650.000,00 TL bedelli olarak müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine kat ihtarının tebliğe çıkarıldığı, bila ikmal tebliğ edilmiş ise de sözleşme adreslerinin tebligat adresleri olması gerekçesi ile muhatapların temerrüte düştükleri iddiasıyla borçlular aleyhinde İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2021/10489 esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatılmakla birlikte yapılan itiraz üzerine duran takibe ilişkin iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemece kat ihtarının bila ikmal tebliğ edilmesi nediniyle takip tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilip bankacı bilirkişiden alınan 23/11/2022 tarihli ek rapor ile kefalet yazılarına ilişkin ATK'dan alınan 04/05/2023 tarihli raporlar hükme esas alınmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 589/1. maddesi gereğince kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle davalıya gönderilen hesap kat ihtarının tebliğ edilemediği anlaşılmakla takip tarihi itibariyle temerrüt tarihi belirlenmesi yerindedir.( Yargıtay 19. HD'nin 07.12.2015 tarih ve 2015/3357 E. - 2015/16301 K., 07/02/2019 tarih ve 2017/2399 E. - 2019/746 K., 08.03.2016 tarih ve 2015/12924 E. - 2016/4207 K., Yargıtay 11. HD'nin 02.11.2020 tarih ve 2020/3334 E. 2020/4631 K.,25.01.2021 tarih ve 2020/2928 E. - 2021/343. K) Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 23/11/2022 tarihli ek raporun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, dava dışı asıl borçlu ile alacaklı davacı banka arasındaki temel ilişkinin varlığının ispatlanmasına, davalının müteselsil kefil sıfatıyla 06/09/2018 tarihli sözleşmede imzası olmamasına karşın davalının 11/10/2019 tarihli sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla varlığı inkar edilmeyen imzasının olmasına, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasına, aksi davalı yanca iddia edilmiş ise de mahkemece ATK'dan alınan rapor kapsamında kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğunun kefalet sözleşmesinde davalının kendi el yazısıyla belirtmesine, davalının kefaleti için eş rızasını içerir muvafakatin mevcut olmasına, kefaletin geçerli olması için aranan yasal şartların bulunmasına, davacı bankanın genel kredi sözleşmesine dayalı takibe konu alacağının sözleşme şartlarına uygun olarak tespit edilmesine, tespit edilen kredi borcunun ödendiğini gösteren her hangi bir delil sunulmamasına, taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin taksitlerin ödenmemesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre geriye kalan tüm borcun muacceliyet kazanması mümkün olduğundan bakiye kredi borcunun tamamı için hesabın kat edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına, her ne kadar borca yönelik rehin verilmiş ise de söz konusu rehin asıl borçlunun borcuna ilişkin olarak verildiğinden kefil yönünden iş bu takibe girişilmesinde bir engel olmamasına (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarihli ve 2021/2 E., 2023/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere) davalıdan olan alacağın sorumlu olunan miktar kefalet limiti ile temerrütün sonuçları ile sınırlı olarak hüküm altına alınmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırmış olduğu istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.