Başvurucular, daha önce maliki oldukları ve 1984 yılında kamulaştırılan taşınmazın, kamulaştırılmasından vazgeçildiği ve bir kamu hizmetine tahsis edilmeyip fiilen el konulmadığı gerekçesiyle adlarına tescili ve iadesi davasının reddedilmesi nedeniyle hak arama hürriyetleri ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
Başvurucular, daha önce maliki oldukları ve 1984 yılında kamulaştırılan taşınmazın, kamulaştırılmasından vazgeçildiği ve bir kamu hizmetine tahsis edilmeyip fiilen el konulmadığı gerekçesiyle adlarına tescili ve iadesi davasının reddedilmesi nedeniyle hak arama hürriyetleri ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvuru, 12/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine şahsen yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/3/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular ve murislerine ait Ankara Yenimahalle’de bulunan taşınmaz hakkında Milli Savunma Bakanlığı 19/1/1981 tarih ve 496 sayılı karar ile kamulaştırma kararı almış ve kendilerinin rızasıyla taşınmaz 11/10/1982 tarih ve 3175 sayılı işlemle Hazine adına tescil edilmiştir. İdare 16/12/1982 tarihinde kamulaştırmadan vazgeçmiş ve 25/6/1984 tarih 1258 yevmiye numaralı işlemle taşınmaz başvurucular ve murisleri adına tescil edilmiştir. İdare, daha sonra 8/5/1984 tarihinde yeni bir kamulaştırma kararı almış ve bu karar Asiye YALÇIN’a 5/11/1984 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvuruculardan Asiye YALÇIN ve başvurucuların murislerinden Mustafa YILMAZ tarafından 1984/733 sayılı dosya ile açılan bedel artırım davası, bedelin bankaya depo edilmemiş olması sebebiyle reddedilmiştir. Asiye YALÇIN ve Mustafa YILMAZ 8-9/11/1984 tarih 3017 ve 3052 sayılı işlemler ile diğer malikler 1984 ve 1985 yıllarında farklı tarihlerde kamulaştırma bedelinin kendilerine ödeneceği mülahazasıyla paylarını ferağ vererek Hazineye devretmişler ve taşınmaz Hazine adına tescil edilerek kamulaştırılmıştır. Başvuruculardan 14’ü (Hasan Hüseyin YILMAZ, Asiye YALÇIN, Efğani KEREM, Kezban ERDOĞMUŞ, Sevil BİŞGİN, Ayten YILMAZ, Nihal ELMAS, Feride YILMAZ, Tuğba KİRAZ, Kübra YILMAZ, Havva YILDIRIM, Firdevs YILMAZ, Nur MESCİ, Feride KONTAŞ) 20/11/2009 tarihinde Sincan Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde bahse konu taşınmaz hakkında önce kamulaştırma kararı alınıp sonra vazgeçildiği ve bu tarihten sonra fiilen el atılmadığı, kamulaştırma bedeli ödenmeden ve kamulaştırma tamamlanmadan tescil yapıldığı ve taşınmazın bir kamu hizmetine tahsis edilmeyip fiilen el konulmadığı takdirde aradan geçen süreye bakılmaksızın taşınmaz idare adına tescil edilse dahi bu tescilin iptali ile eski malike iadesi gerektiği gerekçeleriyle tapu kaydının iptali ve kendileri adına tescili maksadıyla tapu iptali ve tescil davası açmışlardır. Mahkeme, yaptığı keşifte başvurucuların dava konusu taşınmazının da içinde bulunduğu General Selahattin Gökkartal Kışlası ve civarının büyük bir askeri alan olduğunu, etrafının tel örgüyle çevrili olduğunu, askeri alan olduğunu gösterir işaretler bulunduğunu ve askeri birliklerce kullanıldığını tespit etmiştir. Başvuruculardan ikisi (Galip YILMAZ ve Yusuf YILMAZ) ile başvuruculardan beşinin (Sıdıka TAŞKOPARAN, Niyazi KOÇ, Sebiha ÖZTÜRK, Sebahat SEZĞEK ve Selfet KOÇ) murisi Atiye KOÇ’un da aralarında bulunduğu dört kişi Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazdıkları 1/10/2010 tarihli dilekçeyle davaya katılma talebinde bulunmuşlardır. Mahkeme, 8/4/2011 tarih ve E.2009/683, K.2011/178 sayılı kararıyla başvurucuların iddialarının aksine kamulaştırma işleminin ilgililere tebliğ edildiği, paydaşların bedel artırım davasının reddedildiği, paydaşların tamamının paylarını Hazineye devrettiği ve kamulaştırma işleminin tamamlandığı, ayrıca somut olayda dava konusu taşınmazın kamulaştırma amacına uygun biçimde kullanıldığı ve 4/11/1983 tarih, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bahsedilen karar 20/11/2009 tarihinde dava açan 14 başvurucu hakkında kurulmuştur. Katılma başvurusunda bulunan iki başvurucu ve kalan beş başvurucunun murisinin hakkında kurulmuş bir hüküm bulunmamaktadır. Başvurucular, karara karşı yaptıkları temyiz başvurusunda yerel mahkemenin davayı yanlış bir biçimde ve sanki yasal bir kamulaştırma işlemi varmış gibi 2942 sayılı Kanun’un maddesi kapsamında ele aldığını, hâlbuki kendilerinin bedeli ödenmeden yapılan kamulaştırmanın ve mülkiyetin Hazineye devrinin usul, yasa ve hukuka aykırı olduğu iddiasını öne sürdüklerini, ayrıca ıslah talepleri cevaplanmadan hüküm tesis edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. Başvurucuların bu talebi, Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/4/2012 tarih ve E.2011/20720, K.2012/7965 sayılı kararıyla, davanın 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak geri alım istemine ait olduğu, kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle reddedilerek yerel mahkeme kararı onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talebi de Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/11/2012 tarihli ve E.2012/17521, K.2012/24497 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Başvurucu Sincan Asliye Hukuk Mahkemesi önündeki dava devam ederken davaya konu taşınmazın gerçek değerini tespit etmek amacıyla aynı mahkemeye müracaat etmiş ve mahkemeye sunulan 1/9/2010 tarihli bilirkişi raporuyla taşınmazın değeri 250,00 TL olarak tespit edilmiştir.B. İlgili Hukuk Anayasanın maddesi şöyledir:“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir… …” 2942 sayılı Kanunu’nun 24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişmeden önceki “Satın Alma Usulü” başlıklı maddesi şöyledir:“Kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırma işleminin her safhasında kendi ihale komisyonu, yoksa bu amaçla kuracağı komisyon marifetiyle tespit ettireceği bedel üzerinden mal sahibi ile anlaşarak taşınmaz malı, kaynağı veya bunlar üzerindeki irtifak haklarını satın alabilir.Bu suretle satın alınan taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır. Ancak, kamulaştırmaya ve bedeline itiraz davaları açılamaz.” 2942 sayılı Kanunu’nun maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:“Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece; kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğu kabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır.” 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Olağan Zamanaşımı” başlıklı maddesi şöyledir:“Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.” 4721 sayılı Kanun’un “Tescili İsteme Hakkı” başlıklı maddesi şöyledir:“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukuki sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması halinde hakimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebri icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruya yaptırabilir.Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur.” 4721 sayılı Kanun’un “Yolsuz Tescil” başlıklı maddesi şöyledir:“Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları ayni haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır.”