Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Keşidecisi ....... VE TİC. LTD. ŞTİ. olan .... Bankası .....Şubesi’nin..... nolu hesabına ait ..... seri nolu, 18.10.2013 keşide tarihli, 75.000,00-TL bedelli bir adet çek ciro yoluyla müvekkiline geçtiğini çek ödeme gününde takas yoluyla bankaya ibraz edilip ve karşılıksız olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalı bankaya başvurarak 3167 sayılı yasa gereğince davalı bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarın (1.045-TL) kendisine ödenmesini talep etmi
Davacı vekili dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen Fason İşçilik Sözleşmesi ile ..... nolu siparişlerin yıkama işleminin yapılması için anlaşma yapıldığı, iş bu sözleşme konusu ürünlerin müvekkil şirketin müşterisi ..... firmasına ihraç edildiğini, yıkama işlemi yapılmış ürünlerde " yıkamada yapılması için gereken file işleminin eksik yapılması nedeni ile yıkama kaynaklı problemler " bulunduğu için ithalat yapan firma ...... tarafından müvekkil şirkete 19.521,25 Euro reklamasyon bedeli kesintisi yapıldığı, taraflar arasında yer alan sözleşmenin 3.24 maddesinde ‘Yıkama atölyesinden kaynaklanan herhangi bir hatadan dolayı müşteri tarafından gelecek indirim ve reklamasyon bedeli, yıkama atölyesine yansıtılacaktır” hükmünün yer aldığını, bu maddeye göre müvekkil şirketin uğramış olduğu reklamasyon kesintisinin 25.11.2015 tarihli ..... seri numaralı reklamasyon faturası ile davalı tarafa Beyoğlu ..... Noterliği 27.11.2015 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarname ekinde tebliğ edildiği, davalı taraftan da iş bu faturanın 26.11.2015 tarihinde tebliğ alındığını, davalı şirket tarafından iş bu faturanın iade edilmesi ve müvekkil şirkete olan 23.035,80 Euro’ lük borcun ödenmemesinden dolayı aleyhinde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalı şirketin %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil firmanın davacıya ait tekstil ürünlerinin muhtelif tarihlerde yıkama işlemlerinin, tarafların şifahen anlaşması üzerine işlemleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini ve zamanında teslim ettiğini, Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin akdedilmediğini ve bu söz konusu sözleşmenin taraflarına karşı başlatılan icra takibinde dahi kendilerine sunulmadığını, iddia edilen sözleşme hükümlerinin, tek tarafın çıkarlarını korumak maksadıyla yapıldığı, diğer tarafa ağır yük ve sorumluluklar atfettiği ve henüz gerçekleşmemiş bir olayın ileride vuku bulması sonucunda, sözleşmeyi hazırlayan tarafın kendi sorumluluğunu başkalarına yükleme gayreti ile bu şartların konulmuş olabileceğini, davacının 3. Şahıslar ile yapmış olduğu ticari faaliyetler çerçevesinde uğradığı zararların müvekkil şirketten kaynaklanmadığı halde müvekkil şirkete yükletilmesinin hukuka, ticari örf ve adetlere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı firmaya teslim edilen ürünlere muhatap firmaca verilen numunelere göre işlem yapıldığını, Yıkama prosedürüne göre kısaca, ilk olarak işlem yapılması istenen ürünlerin müvekkil firmaya numune ile birlikte teslim edildiğini, ürünlere işlem yapılmadan evvel firmalardan " işlem ökeyi " alınarak numuneye göre işleme başlandığını, ürün sayısı ve uygulanacak işleme göre işlemlerin tamamının ortalama 2-3 hafta sürdüğünü; ayrıca firma temsilcilerinin işlemlerin yapılma aşamalarında yıkama sektöründe alışıla geldiği şekilde günlük olarak 2 yada 3 kez gözlemlerde bulunarak kontrollerini gerçekleştirdiklerini, somut olayda da davacı firma temsilcilerinin söz konusu kontrolleri yaptıklarını, davalı firma temsilcileri tarafından müvekkil şirkete gerekli talimatların verildiğini ve müvekkil şirketin de bu talimatlar çerçevesinde ürünleri yıkayıp ve eksiksiz teslim ettiğini, mal tesliminde teslim tutanaklarının tutulduğunu ve malların istenilen şekilde olduğu konusunda mutabık kalındığını, davacı firma tarafından işlemleri yapıldıktan sonra teslim alınan ürünler hakkında aylar sonra ayıp ve kusur iddiasında bulunmanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6102 sayılı TTK’ nın 18/3 ve 23/1-c maddeleri uyarınca davalının ayıba karşı tekellüf hükümlerinden yararlanabilmesi için kanunun kendisine yüklediği” 1-Satılanı/malı muayene, 2-varlığı iddia olunan ayıpların satıcıya ihbar” külfetlerini yerine getirmesi gerektiğini, davalı firmanın TTK’ nun 18/3 maddesi uyarınca ayıp ihbarında bulunmadığını, ayıba ilişkin resmi bir tespit yaptırmadığını ve 23/1-c maddesi uyarınca da 8 gün içerisinde faturalara itiraz etmediğini, Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, kanun koyucunun açıkça gerek ticaret kanununda ticari faaliyetlerde gözetim ve bildirim yükümlülüğünü özellikle tacirler için bu şekilde belirttiğini, gerekse borçlar kanununda ticari faaliyet kapsamında, eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağının belirtildiğini somut olayda davalı firmanın, yıkanmış ve işlem görmüş ürünleri teslim zamanında sayarak ve kontrol ederek aldığını, ürünlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak davalı firmaya teslim edildiğini, teslim edilen ürünlerin açık ayıplı mallar olması durumu varsayılsa bile (ürünlerde kesinlikle ayıp olmadığını) bu haldeki ayıplarda ihbar süresinin kanunda açıkça belirtilmiş olan 2 gün olduğunu, davalı yanın iki günlük sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, ve ayıba ilişkin hiçbir resmi tespit yaptırmadığını, son fatura tarihi ( 29.09.2015 ) dikkate alındığında, düzenlenen son fatura üzerinden 2 ayı aşkın bir sürenin geçmiş olduğu, bu süre zarfında herhangi bir ihbar girişiminde bulunulmadığı, bu sebeplerden dolayı davacı firmanın müvekkil firmaya karşı ikame ettiği icra takibi ve itirazın iptali davasında haksız olup kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.