Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmemiş olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmemiş olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 7/1/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun olmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/7/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında 11/2/1999 tarih ve E.1999/137 sayılı iddianameyle devletin istiklalini tenkise, birliğini bozmaya, devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf fiil işlediği iddiasıyla 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır. Davanın görüldüğü İstanbul 3 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), 14/5/2003 tarih ve E.1999/44, K.2003/145 sayılı kararla başvurucunun 765 sayılı Kanun’un , , , ve maddeleri uyarınca neticeten müebbet ağır hapis cezası ile tecziyesine karar vermiş ve bu karar, Yargıtay Ceza Dairesi'nin 28/3/2005 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu bu hüküm konusu yargılama sürecine ilişkin olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin , , ve maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmek suretiyle 31/5/2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur. 27335/04 nolu bu başvuruyla ilgili olarak AİHM, 1/3/2011 tarihinde vermiş olduğu kararda, Sözleşme’nin maddesinin, yargılamayı yapan DGM’nin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle birinci fıkrasının; gözaltında iken avukat yardımından yararlandırılmamış olması nedeniyle birinci fıkrasıyla bağlantılı olarak üçüncü fıkrasının c) bendinin; savcılık görüşünün başvurucuya tebliğ edilmemiş olması nedeniyle yine birinci fıkrasının ihlal edilmiş olduğuna karar vermiştir. Başvurucu 5/4/2012 havale tarihli dilekçe ile AİHM'in ihlal kararını gerekçe göstermek suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 5271 sayılı Kanun’un ve maddeleri çerçevesinde dosya üzerinden yapmış olduğu ilk incelemede, 15/6/2012 tarih ve Dosya no. 1999/44 ve 2012/276 Değişik İş sayılı kararla, talebin kabule değer olduğuna karar vermiş, daha sonra 1/10/2012 tarihinde ise Dosya no.2012/209, K.2012/276 sayılı kararla, yargılamanın yenilenmesi talebinin esassız olması nedeniyle reddetmiştir. Gerekçede, “başvurucunun savunmasının 3 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesince 9/7/1999 tarihinde yapılan duruşmada alındığı, mahkeme heyetinde yasal değişikliğin yapılması nedeniyle askeri hâkimin yer almadığı, başvurucunun dosyada bulunan delillere karşı beyanının da bu celsede saptandığı, yasal değişiklik sonrasında başvurucu ile ilgili işlemlerin yapılması ve kararın askeri hakim üyenin bulunmadığı heyet tarafından verilmesi nedeniyle yasalarla kurulan ve anayasal olarak güvence altına alınan mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa eden hakimlerin oluşturduğu mahkeme tarafından yapılan işlemler ile verilen karar nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmayan mahkemece verilen bir karar olduğuna ilişkin iddianın yeterli derecede doğrulanmadığı, 30/4/1999 tarihli oturumda Cahit TEKİN'in mağdur sıfatıyla alınan beyanında "hükümlü Orhan ÇAÇAN'ı öldürülen babası Mehmet Şirin TEKİN'i silahla ateş etmek suretiyle öldüren kişilerden birisi olarak açıkça ve göstererek teşhis ettiği", daha sonra Cahit TEKİN'in 24/9/I999'da mahkemeye dilekçe vererek yeniden ifade vermek istediğini beyan ettiği, ancak adresini aynı dilekçede bildirmediği, bunun üzerine mahkememizce hükümlü Orhan ÇAÇAN vekilinin de beyanları nazara alınarak Cahit TEKİN'in yeniden dinlenmesine karar verildiği, Cahit TEKİN'in 30/4/1999 tarihli oturumda kendisinin ifade ettiği adresinden araştırılmasına rağmen bulunamaması üzerine 11/2/2000 tarihinde önceki beyanları da nazara alınarak yeniden dinlenmesinden vazgeçildiği, böylelikle mağdur Cahit TEKİN'in mahkemeye sunduğu 24/9/1999 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü "olay sırasında Orhan ÇAÇAN'ı görmedim, teşhis etmedim, polisle ne yazdıysa kabul ettim." biçimindeki anlatımlarına itibar etmenin, beyanın mahkeme huzurunda alınmış olmasına göre mümkün olmadığı, bu itibarla mahkemenin hükümlü Orhan ÇAÇAN aleyhine kurduğu hükümde dayanak kabul edilen Cahit TEKİN'in beyanlarının "gerçek dışı olarak kasıt veya ihmal ile alınan beyan" kapsamında ve "yargılamanın yenilenmesini sağlayacak iddiaların yeterli derecede doğrulandığı" biçiminde değerlendirilemeyeceği” ifade edilerek talepte açıklanan sebeplerin duruşma açılmasına yeterli delil kuvveti taşımadığı, yasal mevzuat değişikliği sonrası askeri hakim üye bulunmayan, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa eden hakimlerden oluşan mahkemenin hükmüne dayanak kabul ettiği beyanın sakatlandığını gösterir yeni bir bulgu da gösterilmediği anlaşılmakla yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle reddine yönelik hüküm kurulduğu” belirtilmiştir. Bu karara karşı başvurucu İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine 30/10/2012 tarihli dilekçe ile itiraz etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 12/11/2012 tarih ve 2012/1113 Değişik iş sayılı kararıyla, "İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2012 tarih, 2012/209 esas ve 2012/276 sayılı kararında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığından " bahisle itirazın reddine karar vermiştir. Karar başvurucu vekiline 6/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: …f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.” Anılan Kanun’un ve maddeleri şöyledir:“Madde 319 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.(3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.Madde 321 – (1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.”