8. Ceza Dairesi 2010/14537 E. , 2010/14191 K. "İçtihat Metni" Bir adet ateşli silâh ve mutad sayıdaki mermileri bulundurmak suçundan sanık ...'nin, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/3. maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 25 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, adlî para cezasının günlüğü 20 Türk lirasından 500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine, 1 yıl d
**8. Ceza Dairesi 2010/14537 E. , 2010/14191 K.** **"İçtihat Metni"** Bir adet ateşli silâh ve mutad sayıdaki mermileri bulundurmak suçundan sanık ...'nin, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/3. maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 25 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, adlî para cezasının günlüğü 20 Türk lirasından 500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi verilmesine dair (KÜÇÜKÇEKMECE) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.1.2009 tarihli ve 2007/800 esas, 2009/36 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; 1- Suç tarihinin 20.6.2007 olduğu somut olayda, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5/2. maddesinde yer alan "Bu kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, (...) alt veya üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzellimilyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispî nitelikteki adli para cezaları hakkında uygulanmaz." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, 450 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın aleyhine olacak şekilde fazla ceza tayin olunmasında, 2- 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca yalnız hapis cezalarının ertelenmesinin mümkün olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 7.10.2010 gün ve 61738 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 1.11.2010 gün ve KYB-2010/270449 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi. TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: 1- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5/2. maddesinde yer alan "bu kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, ( .... ), alt sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzellimilyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır." şeklindeki düzenleme uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine hükümler içeren 6136 sayılı Yasanın 13/3. maddesi uyarınca temel adli para cezasının 450 TL olduğu gözetilmeden, sanığın aleyhine olacak şekilde suç tarihinde yürürlükte olmayan ve 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik 13/3. madde uyarınca gün adli para cezası belirlenerek sanığa neticeten 500 TL para cezası tayini, 2- 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 51. maddesinde yalnızca hapis cezasının ertelenmesi öngörülmüş olup, hapis cezası yanında hükmedilen adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının erteleme kapsamı dışında bırakılmış bulunması karşısında, sanık hakkında hapis cezası yanında hükmedilen adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi, Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 29.1.2009 tarih, 2007/800 esas 2009/36 sayılı kararının 2 numaralı bozma yönünden aleyhe tesir etmemek üzere CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde icrasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.