T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/886 Esas KARAR NO : 2025/1694 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 12/11/2020 NUMARASI : 2018/557 E. - 2020/346 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/886 Esas KARAR NO : 2025/1694 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 12/11/2020 NUMARASI : 2018/557 E. - 2020/346 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Türkiye'de sektöründe öncü firmalardan bîri haline geldiğini, müvekkiline ait markaları taşıyan ürünlerin tüketici gözünde belli bir kaliteyi ve güveni temsil ettiğini, müvekkili şirket adına TPMK nezdinde tescilli yaklaşık 5000 marka bulunduğunu, "..." markasının diğer sektörlerin yanı sıra dünyadaki pek çok ülkede de çok tanınmış bir marka haline geldiğini, TPMK nezdinde de tanınmış marka olarak tescil edildiğini, müvekkili şirkete ait "... ..." markalı ürünlerin uzun yıllardır aynı marka ve ambalaj altında üretildiği ve tüketiciye sunulduğunu, Türkiye'nin ilk yerli çikolatalı gofreti olma özelliğini taşıyan ürünün, piyasaya çıkarıldığı ilk günlerden itibaren üzerinde içindeki ürüne işaret etmek amacıyla ... şeklinin yer aldığı, ince uzun dikdörtgen biçiminde ve koyu metalik kırmızı renkli ambalajın içinde tüketiciye sunulduğunu, uzun yıllardır hiçbir unsuru değiştirilmeden piyasaya çıkarılan ve tanıtımı yapılan ... ... markalı ürünün genel ambalaj tasarımı ve kullanılan kırmızı renk pantonesi, arka plan kombinasyonu ve yazım stili müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, ambalajın ve renk kombinasyonlarının müvekkilinin ... ... markasının ticari takdim sekli olduğunu ve uzun yıllardır kullanmak suretiyle işbu hususlar üzerinde üstün hak elde ettiğinin aşikar olduğunu, davalı tarafın "... ..." markalı ürünlerinin müvekkilinin tanınmış "... ..." markalı ürününün üçboyutlu markası, ambalaj tasarımı ve ticari takdim şekli taklit edilmek suretiyle davalı tarafa ait market zincirinde satışa sunulduğunun ve haksız tasarım tescilleri yapıldığının tespit edildiğini, ihlal teşkil eden bu eylemlerin önüne geçmek için davalar ikame edildiğini, ambalaja ilişkin ise davalı tarafa ihtarname gönderildiği ve değişiklik yapılmasının talep edildiğini, ihlal akabinde yapılan görüşmelerde yeni bir ambalaj çalışmasının müvekkili şirkete gönderilmişse de, müvekkilinin haklarını ihlal eden ambalajın kullanılmaya devam edildiğini, ihtardan sonraki ambalajın da müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve ambalajın ve ticari takdim seklinin taklit edilmesinden dolayı haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı yanın yeni ambalajların her ikisini de kullanmaya ve A101 marketlerinde satışına devam etmekte olduğunu, ortalama tüketici tarafından müvekkili şirkete ait ürün ve davalı tarafa ait ürünün ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu gösterir sosyal medya paylaşımlarının bulunduğunu, davalı tarafın mezkûr ambalaj için tasarım tescil başvurusunda bulunmuşsa da, TPMK tarafından başvurunun müvekkilinin itirazının kabulü ile iptal edildiğini, işbu tasarım başvurularına konu ürünlerin ayırt edilemeyecek derecede benzer görsel unsurları havi olduğunu ve doğrudan müvekkili şirket ile bağ kurulmasına neden olacak genel intibanın bulunduğunun görüldüğünü, davalı tarafın ürün ve ürün ambalajı seçimlerinde tüketicinin halihazırda güven duyduğu ve kalite algısı yüksek markalar ile karıştırılma ihtimalini arttıran unsurları tercih ettiğini, davalı şirketin müvekkili şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli T/... numaralı, 83/078654 ve 97/... numaralı markaları, "... ..." markalı ürün ambalajı ve ticari takdim şekli aleyhinde müvekkili şirketin haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca tespitine, menini, refini, müvekkili şirketin marka ve tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüzün devamını önlemek ve davanın etkinliğini temin etmek üzere, davalı şirketin işbu eylemlerinin ivedilikle durdurulmasını, bu ürünlerin davalı tarafça imalinin, satışının, dağıtımının, ithalinin, ihracının, yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının önlenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafından aşamalarda verdiği dilekçelerinde; Davalı şirketin tanınmış bilinen, yaygın dağıtım ve pazarlama ağına sahip şirket olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, tarafları ve konusu aynı olan İstanbul Anadolu 2.FSHHM 2014/252 E. numaralı dosyası üzerinden verilen karar neticesinde müvekkil şirket haklı görüldüğünü ve davanın reddedildiğini, derdestlik itirazında bulunduğunu, ihtiyati tedbir talep edilmesinde hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, ‘’...’’ ibaresinin müvekkili şirket tarafından sayısız ürün çeşidi ile piyasaya sürülen markanın tali değil esaslı unsurunu oluşturduğunu, uyuşmazlık konusu ‘’...‘’ ve ‘’...’’ ibareli markaların görsel, işitsel, anlamsal olarak bariz bir şekilde fark olduğunu, Müvekkili yan tasarımı, tasarım üzerindeki marka, tasarım rengi, görsel ve yazıların konumlandırılması dikkate alındığında iş bu davanın ‘’...’’ markası yada markanın tanınmışlığı ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, Müvekkili markasının da Türkiye’nin 81 İlinde, 914 İlçesinde ve 8000 den fazla satış noktası ile faaliyette bulunduğunu,, yaygınlığı, sektör ve tüketiciler arasında bilinirliği, perakende sektöründeki yeri dikkate alındığında markasının yaygın tanınmış olduğunu ve ... nezdinde de T/... numarası ile tanınmış marka olarak tescil edildiği, Davacı yan markası, ürün ve ambalajı ile Müvekkili yan markası, ürün ve ambalajı birbirine benzer olmadığını beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/11/2020 tarih, 2018/557 Esas, 2020/346 Karar sayılı kararıyla; "... Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere: Davacı tarafa ait ... ambalajı ve 97/... numaralı ... markası ile davalı tarafa ait ürün arasında kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı bu sebeple birbirleri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıkları böylece davalının eyleminin, davacının marka tescilinden kaynaklı haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere DAVANIN KABULÜNE, 1-Davacı tarafa ait ... ambalajı ve 97/... numaralı ... markası ile davalı tarafa ait ürünler arasında kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple birbirleri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıkları bu durumun davacı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine, refine, 2-Mahkememizin 30/04/2019 tarihli ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişi raporunun denetime elverişliliği bulunmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, tarafları aynı olan İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından 2014/252 E. numaralı dosyasıyla hükümsüzlük talepli açılan davada verilen karar neticesinde müvekkili şirketin haklı görüldüğünü ve dava reddedildiğini, davacı taraf dilekçesinde müvekkili şirketin ‘’...’’ ibareli tali marka adı altında piyasada tanınırlığı olan üçüncü şahıslara ait ‘’amiral gemisi’’ ürünlerinin; markadan, slogana kadar taklit edilerek, asgari ticari emek ve çabayla tüketiciye sunulduğunu dile getirdiğini, ‘’...’’ ibaresi müvekkili şirket tarafından sayısız ürün çeşidi ile piyasaya sürülen markanın tali değil esaslı unsurunu oluşturduğunu, uyuşmazlık konusu ‘’...‘’ ve ‘’...’’ ibareli markaların görsel, işitsel, anlamsal olarak belirgin bir şekilde fark olmasına rağmen davacı tarafça marka ve sloganın taklit edildiği hissiyatına kapılmasının nedenini taraflarınca anlaşılamadığını, müvekkili yan tasarımının, tasarım üzerindeki marka, tasarım rengi, görsel ve yazıların konumlandırılması dikkate alındığında dava konusu marka ile benzerlik bulunmadığını, tasarımlar arasında farklılıkların bilgilenmiş kullanıcı gözüyle incelenerek değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili tasarımının benzerlik ve iltibas oluşturduğu iddiasının, Davacı, 3. Kişiler ve Müvekkil ürün ambalajlarının ürün bazlı değil, tasarım bazlı şekilde incelenmesi gerektiği, müvekkili yan tasarımı yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşımakta olup, karıştırılma ihtimali de olmadığından davacı yanın marka tecavüzü ve haksız rekabet iddialarının mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E : Dava, benzer markanın ve ambalaj tasarımının kullanıldığı iddiasına dayalı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafından, TPMK nezdinde tescilli T/... no'lu, 83/078654 no'lu ve 97/... no'lu markaları ile “... ...” markalı ürün ambalajı ve ticari takdim şekli aleyhinde davalı taraf marka kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek huzurdaki dava açılmıştır.Davalı tarafından İstanbul Anadolu 2. FSHHM 2014/252 Esas sayılı dosyasından açılan dava nedeniyle derdestlik itirazında bulunulduğu görülmüş ise de, ilk derece mahkemesince anılan dosyanın uyap kayıtları celp edilmiş olup, yapılan incelemede yargılama konusunun davalı adına tescilli 2010 04302 sayılı ambalaj tasarımının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından derdestlik itirazı yerinde değildir. Bununla birlikte, davalı tarafından adına 2010 04302 sayı ile tescilli çoklu endüstriyel tasarımına dayanıldığı görülmüş ise de, huzurdaki uyuşmazlığa konu davalı kullanımlarının, davalının tescilli tasarımından farklılaşarak gerçekleştirildiği görüldüğünden, savunmaya itibar edilmeyeceği anlaşıldığı gibi İstanbul 2. FSHHM 2014/252 Esas sayılı yargılamanın huzurdaki davaya etkisi yoktur.Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden inceleme yapıldığında ise; Benzerlik incelemesinde temel olarak her iki markanın ortalama tüketici nezdinde bıraktığı genel intibaya göre "tüm faktörler" birarada gözetilerek "global değerlendirme" yapılması gerekir. Global değerlendirme görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı da dahil olmak üzere tüm faktörler dikkate alınarak, ilgili toplum kesiminde markaların bıraktıkları "genel izlenim"e göre yapılmalıdır.... 'in 2009 yılında verdiği karara konu olayda, zeytinyağı emtiasını da kapsayacak şekilde "...+LA ..." biçiminde bir marka tescil başvurusu üzerine, "...+..." ibareli ve İspanya'da tanınan bir zeytinyağı markası olan marka nedeniyle ..., karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu sonucuna vararak, EUIPO kararını iptal eden ilk derece mahkeme kararını onamıştır. Çünkü her ne kadar her iki markanın sözcük unsurları birbirinden çok farklı olsa ve işitsel benzerlik bulunmasa da, her iki markanın ... unsuru olan yeşil bir alan, zeytin ağaçları ve oturan bir kadın figürünün, sözcük unsurlarının önüne geçerek, asli ve belirleyici unsur halini almıştır. Bu durumda ön plandaki ... unsuru, asli unsur olarak ortaya çıkmakta, sözcük unsuru zayıf kalmakta ve önemini kaybetmektedir. Her iki markanın genel intiba nedeniyle karıştırılma ihtimali mevcuttur. (Oniki Levha , Uğur Çolak, 5. Baskı-İstanbul, Ocak 2023, 278 ve 279. sayfalar)Somut olayda; 11/02/2016 tarihinden itibaren "... ..." ibareli markanın, T ... sayı ile tanınmış marka olarak davacı adına tescilli olduğu, yine davacı adına 21/03/2000 tescil tarihli 97 ... sayılı "ülkergofret+..." ibareli markanın 30. Sınıf emtialarda tescilli olduğu, celp edilen tescil belgeleri ve alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafa ait ... ambalajı ve 97 ... numaralı ... markası ile davalı tarafa ait ürünler üzerindeki kullanımlar arasında ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile birbirleri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıklarının tespit edildiği, alınan raporun denetime elverişli olduğu, her ne kadar davacı adına tescilli markalar ile davalı adına tescilli "..." markasında yer alan sözcük unsurunun birbirinden farklı olduğu ve ibareler arasında anlamsal ve işitsel benzerlik bulunmadığı görülmekte ise de davacı taraf ... markasında ve davalı kullanımında yer alan renk, ambalaj üzerindeki görseller ve görsellerin konumlanma şeklinin asli ve belirleyici unsur halini alarak ön plana çıktığı, pek çok seçenek özgürlüğü mevcut olmasına rağmen, davalının kullanımındaki ... unsurları ve yerleşim şeklinin davacının eskiye dayalı kullanımını gerçekleştirdiği 97 ... tescil sayılı markasıyla benzerlik gösterdiği, ortalama tüketici kitlesine hitap eden, marketlerde genellikle yan yana satışa sunulan ve hızla satın alınan ürünler olmaları nedeniyle iltibasa neden olabileceği, davalının davaya konu edilen ambalajının tescilli tasarımına uygun olmadığı ve kullanımın benzerliği nedeniyle davacı markasına yakınlaştığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; 4-a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 10,00TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 4-b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.