Başvuru, kamulaştırılan taşınmazın bedelinin düşük belirlenmesi, hükmedilen bedele faiz işletilmemesi, mahkemece ilk kararda hükmedilerek başvurucuya ödenen tazminat miktarının Yargıtayın bozma kararına uyularak düşürülmesi dolayısıyla davalı idareye iadesine karar verilen tutara ayrıca mevduat faizi işletilmesine hükmedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; yargılamanın yaklaşık dört yıl sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırılan taşınmazın bedelinin düşük belirlenmesi, hükmedilen bedele faiz işletilmemesi, mahkemece ilk kararda hükmedilerek başvurucuya ödenen tazminat miktarının Yargıtayın bozma kararına uyularak düşürülmesi dolayısıyla davalı idareye iadesine karar verilen tutara ayrıca mevduat faizi işletilmesine hükmedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; yargılamanın yaklaşık dört yıl sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada görüş sunmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1947 doğumlu olup Zonguldak ili Alaplı ilçesinde ikamet etmektedir. Başvurucunun Zonguldak ili Alaplı ilçesi Kıran köyünde kâin 102 ada 528 parsel sayılı taşınmazının 373,94 m²lik alanı Karayolları Genel Müdürlüğünce (idare) Alaplı-Akçakoca yolunun yapılması amacıyla 10/8/2010 tarihinde kamulaştırılmıştır. Tarafların kamulaştırma bedelinde anlaşamamaları üzerine idare tarafından 3/1/2011 tarihinde Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) bedel tespiti ve tescil davası açılmıştır. Mahkemece taşınmaz mahallinde bilirkişilerle birlikte keşif icra edilmiştir. Bilirkişi raporunda, üzerinde 20-25 yıllık fındık bahçesi bulunan taşınmazdan dekar başına yıllık 150 kg fındık ürünü elde edilebileceği ve fındığın kilogram birim fiyatının da 5 TL olduğu belirtilmiştir. Buna göre 750 TL olan brüt gelirden 120 TL olarak hesaplanan masraflar da düşüldükten sonra net gelir ise 630 TL şeklinde hesaplanmıştır. Raporda, Yargıtay içtihadına göre Karadeniz Bölgesinde kapitalizasyon faizinin %3 ile %5 arasında olduğu hatırlatılarak taşınmazın denize yakın olması ve eğiminin %2-3 olması sebepleriyle kapitalizasyon faizinin %3 olarak dikkate alınması gerektiği kanaati açıklanmıştır. Raporda ayrıca;-Taşınmazın ilçe merkezine 5 km mesafede olması, elektrik ve yol gibi kamu hizmetlerinden yararlanması ve kara yoluna yakınlığı nedeniyle (%65), -Karadeniz Sahil Yoluna yakın olmasının sağladığı ulaşım ve pazara erişim kolaylığı nedeniyle (%60), -Taşınmazın, iskân için tercih edilen 0-100 metre rakımında bulunması ve bu rakımdaki tarım arazisinin kıt olması nedeniyle (%70), -Bölgede tarım arazilerine verilen manevi değer nedeniyle (%50), -Bölgedeki yoğun ormanlık nedeniyle tarım arazisinin kıt bulunması, emsal satışların 104 TL olması ve bölgenin tersane ilan edilmesi nedenleriyle (%100) olmak üzere toplamda taşınmazın değerinin %345 oranında artırılması gerektiği ifade edilmiştir. Raporda, yıllık net gelirin (630 TL) kapitalizasyon faizi oranına (%3) bölünmesiyle tespit edilen 21 TL'ye, hesaplanan objektif değer artış oranı da (21x345/100=72,45) da eklenmek suretiyle taşınmazın metrekare değeri 93,45 TL olarak bulunmuştur. Buna göre ödenmesi gereken net kamulaştırma bedeli 689,15 TL şeklinde saptanmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu yeterli görülerek raporda belirlenen 689,15 TL başvurucu adına açılan banka hesabına bloke ettirilmiştir. Mahkeme, 7/7/2011 tarihli kararıyla bilirkişi raporuna istinaden kamulaştırma bedelini 689,15 TL olarak tespit etmiş ve taşınmazın kamulaştırılan bölümünün idare adına tesciline hükmetmiştir. Mahkeme kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 15/3/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında, dava konusu taşınmazın niteliği ve bilirkişi raporundaki özelliklerine göre objektif değer artışının %200'den fazla olmaması ve Daireye intikal eden dosyalar ile taşınmazın özelliklerine göre kapitalizasyon faizinin de %4 olarak dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bozma kararına uyan Mahkeme, bilirkişiden bozma kararının gerekçesine uygun ek rapor düzenlemesini istemiştir. Bozma kararındaki gerekçeye uygun olarak düzenlenen ek bilirkişi raporunda taşınmazın metrekare değeri 47,25 TL, kamulaştırılan kısmının bedeli ise 335,11 TL olarak tespit edilmiştir. Mahkemece 4/4/2013 tarihli kararla taşınmaz bedelinin bilirkişi raporu doğrultusunda 335,11 TL olarak tespit edilmesine hükmedilmiştir. Mahkeme, önceki kararda fazladan hükmedilerek başvurucu adına açılan banka hesabına bloke edilen 354,04 TL farkın da varsa işleyen mevduat faiziyle birlikte idareye iadesine karar vermiştir. Bu karar Dairenin 15/1/2014 tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de 30/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 15/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.…Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar… Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./ md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.…” 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;a) Cins ve nevini,b) Yüzölçümünü,c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,d)Varsa vergi beyanını,e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini,g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.…. ” Dairenin 5/7/2007 tarihli ve E.2007/6711, K.2007/8920 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “2-Yargıtay uygulaması ile benimsenen bilimsel verilere göre Türkiye genelinde kapitalizasyon faiz oranı 3 ile 15 arasında değişmektedir. Kapitalizasyon faiz oranının % 3 alınabilmesi için taşınmazın; nüfus yoğunluğunun çok, arazinin kıt bulunduğu karadeniz sahil bandı gibi bölgelerde bulunması gerektiği gözetilerek, dava konusu taşınmaz için kapitalizasyon faiz oranının % 4'ten az olamıyacağı düşünülmeden, taşınmaz bedelinin fazla tesbit edilmesi ve bu konuda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmaması, Doğru görülmemiştir." Dairenin 11/3/2008 tarihli ve E.2008/105, K.2008/2933 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:“1-Kapitalizasyon faizi Türkiye genelinde % 3 ile % 15 oranları arasında değişmektedir. Asgari hadden kapitalizasyon faizi uygulanabilmesi için taşınmazların bulunduğu bölgenin Karadeniz sahil bandı gibi nüfus yoğunluğunun son derece fazla ve arazinin de kıt olması gerekir. Dava konusu taşımaz bu nitelikleri taşımamaktadır. Açıklanan nedenle kapitalizasyon faizinin % 4 oranından daha düşük alınması mümkün değildir. Belirtilen orana göre hesaplama yapılması için raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya bu konuda mahkemece resen hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile fazla bedele hükmedilmesi, ...Doğru görülmemiştir." Dairenin 10/11/2009 tarihli ve E.2009/9745, K.2009/15339 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “1-Kapitalizasyon faizi, Yargıtay İçtihatlarına ve bilimsel verilere göre Türkiye genelinde %3 ve %15 arasında değişmektedir. Arazinin az, nüfusun yoğun olduğu Karadeniz sahil bandı gibi bölgelerde kapitalizasyon faizi %3 oranında uygulanmaktadır. Ancak dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeden gelen dava dosyaları ile taşınmazın bilirkişi raporunda yazılı özellikleri dikkate alındığında (İlçe merkezine, yola uzaklığı vs.) kapitalizasyon faizinin %5 oranında olacağı gözetilmeden daha yüksek oranda kabulü ile taşınmaza eksik bedel tespiti,...Doğru görülmemiştir." Dairenin 18/9/2012 tarihli ve E.2012/12187, K.2012/16711 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:“3-Bu bölgeden Dairemize intikal eden dosyalar ve taşınmazın özelliklerine göre kapitalizasyon faiz oranının % 4 olacağı gözetilmeden daha düşük oranda kabulü ile fazla bedele hükmedilmesi,...Doğru görülmemiştir." Dairenin 28/11/2012 tarihli ve E.2012/16707, K.2012/24282 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:“1) Taşınmazın bilirkişi raporunda yazılı özellikleri, konumu ve yerleşim yerine yakınlığı gözetilerek gelir metoduna göre tespit edilen m2 birim bedeline % 200yerine, daha yüksek oranda objektif değer arttırıcı unsur eklenerek fazla bedele hükmedilmesi,2) Aynı bölgeden Dairemize intikal eden dava dosyaları ve taşınmazların özelliklerine göre kapitalizasyon faiz oranının % 4 olacağı gözetilmeden, % 3 kabulü ile fazla bedel takdiri,...Doğru görülmemiştir." Dairenin 28/11/2012 tarihli ve E.2012/16671, K.2012/24283 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:“1) Taşınmazların bilirkişi raporunda yazılı özellikleri, konumu ve yerleşim yerine yakınlığı gözetilerek gelir metoduna göre tespit edilen m2 birim bedeline % 200yerine, daha yüksek oranda objektif değer arttırıcı unsur eklenerek fazla bedele hükmedilmesi,2) Aynı bölgeden Dairemize intikal eden dava dosyaları ve taşınmazların özelliklerine göre kapitalizasyon faiz oranının % 4 olacağı gözetilmeden, % 3 kabulü ile fazla bedel takdiri,...Doğru görülmemiştir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi edilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucu tespit edilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok davada başvuranların üzerine meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/9/1998, §§ 48-50; Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, §§ 28-31; Yetiş/Türkiye, B. No: 40349/05, 6/7/2010, §§ 57-60). AİHM, istikrarlı olarak kamu makamlarınca yapılacak ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. AİHM'in çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri,B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, § 29). Devlet tarafından ödenecek bir bedelin enflasyon karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma gitmektedir. Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi hâlinde daha katı bir tutum sergileyerek %5'e kadar değer kayıplarını hesaplama faktörlerindeki değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (Arabacı/Türkiye (k.k.), B. No: 65714/01, 7/3/2002; Dökmeci/Türkiye, B. No: 74155/14, 6/12/2016, § 56). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının icra edilmesi ile ilgili bir sorundur. Mahkemelerde geçen yargılama süresindeki enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybı yönünden ise meydana gelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu konuda kamusal makamların belirli bir takdir yetkisinin olduğu da gözetilerek, bu farkın başvurucular açısından aşırı bir yük getirip getirmediği incelenerek karar verilmektedir (Aka/Türkiye, §§ 41-51; Güleç ve Armut/Türkiye (k.k.), B. No: 25969/09, 16/11/2010). AİHM'in Eko-Elda Avee/Yunanistan kararında (B. No: 10162/02, 09/03/2006), haksız olarak tahsil edilen verginin beş yıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesinin, belli bir meblağdan yararlanma hakkı uzun süre engellenen başvurucunun mali durumunda önemli bir zarara yol açması nedeniyle ölçülü görülmemiş ve mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Eko-EldaAvee/Yunanistan, §§ 23-31). Yine benzer şekilde Sefine Baş/Türkiye kararında da (B. No: 49548/99, 24/06/2008) tazminatın faiz ödemesine bağlı değer kaybına ilişkin şikâyetler incelenmiştir. Başvuruya konu olayda, idare mahkemesince başvurucunun 15/9/2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere dul aylığına hak kazandığı kabul edilmiştir. AİHM öncelikle idare mahkemesinin kararının talep edilebilir bir “alacak” oluşturduğunu ve bu nedenle başvurucunun Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün maddesi anlamında mülkiyet oluşturan bir hakkının mevcut olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bu hakkın, başvurucuya Emekli Sandığına başvurduğu tarihten itibaren geçerli olacak şekilde geriye dönük olarak tanındığını vurgulamıştır. Bununla birlikte AİHM, başvurucuya salt bu hakkın tanınmış olmasının, başvurucunun mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir. AİHM'e göre mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında hem de mağdurun bu hakkı kullanamadığı süre gözönüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerekmektedir. Mahkeme bu çerçevede, başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın, yargılamada geçen süre zarfında uğranılan maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM geçen sürenin yalnızca devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde Türkiye'de paranın hızla değer kaybettiğini gözönüne alarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Sefine Baş/Türkiye, §§ 58-64).