Başvurucu, Lozan Antlaşması ile onaylanan, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri hususunda Türkiye ile Yunanistan arasında düzenlenen mukavelename uyarınca, 1924 yılında Türkiye'ye gelen murisine, iskân amacıyla Safranbolu ilçesinde tahsis edilen taşınmazın, mülkiyetinden feragat edildiğine dair işlem geçerli olmadığı halde, kadastro çalışmaları sonunda Maliye Hazinesi adına tapu siciline tescil edilmesinin mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkın
Başvurucu, Lozan Antlaşması ile onaylanan, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri hususunda Türkiye ile Yunanistan arasında düzenlenen mukavelename uyarınca, 1924 yılında Türkiye'ye gelen murisine, iskân amacıyla Safranbolu ilçesinde tahsis edilen taşınmazın, mülkiyetinden feragat edildiğine dair işlem geçerli olmadığı halde, kadastro çalışmaları sonunda Maliye Hazinesi adına tapu siciline tescil edilmesinin mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 11/1/2013 tarihinde Sakarya İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 14/5/2013 tarihinde, başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: 30/1/1923 tarihinde Lozan’da imzalanan Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme (Mübadele Sözleşmesi), 24/7/1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması ile onaylanmıştır. Mübadele Sözleşmesi’ne göre, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri hususunda Türkiye ile Yunanistan anlaşmışlardır. Başvurucunun dedesi (murisi) 1866 Drama doğumlu olup, Mübadele Sözleşmesi uyarınca 1924 yılında Türkiye'ye gelmiş, İmar ve İskân Bakanlığı tarafından Safranbolu ilçesinde tahsis edilen ev ve araziye yerleştirilmiştir. Başvurucunun murisi, yaklaşık 4 yıl Safranbolu ilçesinde kaldıktan sonra Adapazarı’na taşınmış, 8/8/1952 tarihinde vefat ettiğinde başvurucu ile kardeşleri mirasçı olarak kalmışlardır. 1978 yılında taşınmazın bulunduğu yerde yapılan kadastro çalışması sırasında taşınmaz, maliki tespit edilemediği için Maliye Hazinesi adına tespit ve tapu siciline tescil edilmiş, kadastro tespitine itiraz edilmemiştir. Başvurucu, 15/12/2008 tarihinde Bayındırlık ve İskân Bakanlığına başvurarak, Mübadele Sözleşmesi uyarınca tahsis edilen taşınmazın bedelinin ödenmesini talep etmiş, Bakanlıkça 18/6/2009 tarihinde başvurucunun talebi reddedilmiştir. Başvurucu, 7/9/2009 tarihinde Zonguldak Valiliğine başvurarak, aile fertlerine ait bilgi ve belgelerin suretlerini talep etmiş, dilekçesinin içeriğinde, murisine, Safranbolu ilçesindeki iskân haklarından feragat ettiğine dair taahhütname senedi imzalattırılarak Adapazarı’na gelmelerine izin verildiğini ve 1927-1929 yıllarında Adapazarı'na taşındığını bildirmiştir. Başvurucu, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı aleyhine Ankara İdare Mahkemesinde açtığı davada, Mübadele Sözleşmesi gereği murisinin Yunanistan’ı terk etmek zorunda kalması nedeniyle orada kalan malvarlığının bedelinin tazmin edilmesini talep etmiştir. Mahkemece, başvurucunun Zonguldak Valiliğine hitaben düzenlediği dilekçesinde, murisinin Safranbolu ilçesindeki iskan haklarından vazgeçerek ve orada 5 yıl kalmadan Adapazarı'na taşındığını belirttiği, 10/12/1925 tarih ve 675 sayılı Kanun gereği iskan mahallinde 5 sene oturma zorunluluğunun bulunduğu, davacının murisinin bu şartı yerine getirmediği, öte yandan mübadillere pek çok kez kanunlarla alacaklarını alma imkanı verildiği halde davacının ve murislerinin bu hususta herhangi bir girişimde bulunmadıkları gerekçesiyle 20/4/2010 tarih ve E.2009/1007, K.2010/636 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Danıştay Dairesinin 13/2/2012 tarih ve E. 2012/94, K.2012/490 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme istemi, Danıştay Dairesinin 31/10/2012 tarih ve E.2012/4566, K.2012/8258 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar, 14/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 27/10/1988 tarih ve 3488 sayılı Uygulanma İmkanı Kalmamış Olan Kanunların Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun'un maddesi. 10/12/1925 tarih ve 675 sayılı mülga Mahalli İskânlarını Bila-Mezûniyet Tebdîl Eden Muhâcir ve Mültecilerle Aşâir Hakkında Kânûn'un birinci maddesi şöyledir:“Gerek kendi arzularile ve gerek bir zaruret veya muahede dolayısila Türkiyeye gelib kabul edilen ve badema gelecek olan mübadil veya gayrimübadil bilûmum muhacir ve aşair ve mülteciler Hükûmetçe gösterilmiş veya gösterilecek olan iskân mahallerinde beş sene müddetle oturmağa mecburdurlar.” 30/5/1928 tarih ve 1331 sayılı mülga Mübâdil, Gayr-i Mübâdil, Muhâcir ve Sâireye Kanunlarıyla Tevfîkan Tefvîz veya Âdiyyen Tahsîs Olunan Gayr-i Menkûl Emvâlin Tapuya Raptına Dâir Kânûn’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Mübadeleye tabi ahaliye verilecek emvali gayri menkule hakkındaki ….. kanunlarla kendilerine gayri menkul emval tefviz ve icar edilmiş veya edilecek olan ve tefviz ve icra muameleleri Dahiliye veya mülga İskân vekâletince alelusûl tasdik olunan mübadillerin ellerindeki tefviz vesikalarına mukabil tapu senedi verilir.” 11/7/1945 tarih ve 4796 sayılı mülga Mübadele ve Teffiz İşlerinin Kesin Tasfiyesi Hakkında Kanun'un maddesi şöyledir:“1771 sayılı ve 19 Mart 1931 tarihli kanun hükümleri uyarınca verilmiş olan tasfiye belgelerine bağlı birinci, ikinci ve üçüncü tertip kuponlar yüzde on beş nispetinde para ile ödenerek tasfiye edilir.” 4796 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Birinci madde hükümlerinden faydalanmak için ilgililerin bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten başlıyarak altı ay içinde tasfiye vesikalarına bağlı kuponları bulundukları yerin en büyük mal memuruna alındı karşılığında vermeleri gereklidir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde başvurarak kuponlarını vermiyenlerin hakları düşer.” 4796 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu kanunun yürürlüğe girmesinden başlıyarak altı ay içinde 1331 sayılı kanunun 9 ncu maddesinde yazılı sebeplerden dolayı genel zamanaşımı süresinde istirdat ve tazminat dâvası açılabilir ve açılmış dâvalara devam olunur. Altı ay geçtikten sonra her ne sebeple olursa olsun dâva açılamaz.”