10. Hukuk Dairesi 2023/7529 E. , 2025/2317 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2247 E., 2023/209 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/336 E., 2021/232 K. Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının ve aylık tutarı belirlenerek farkın ödenmesi gerektiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın d…
**10. Hukuk Dairesi 2023/7529 E. , 2025/2317 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2247 E., 2023/209 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/336 E., 2021/232 K. Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının ve aylık tutarı belirlenerek farkın ödenmesi gerektiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ilk işe giriş tarihinin 15.05.1993 olduğu, 109 gün SSK, 6421 gün Bağ-Kur ve 1590 gün Emekli Sandığı prim ödeme günü olmak üzere toplam 8.120 gün sayısının olduğu, mesleğinin eczacı olduğu, 2018 yılında eczanesini kapattığı, 17.11.2018 tarihinde 20 yıl ve 50 yaş koşulları olduğundan 1479 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunan Geçici 10/k maddesi uyarınca Bağ-Kur emekliliği için Kuruma başvurduğu, Kurum tarafından önce talebinin zımmen reddedildiği, onun yerine 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca maluliyete bağlı yaşlılık aylığı bağlandığı, işlemin sehven yapıldığı düşünülerek düzeltilmesi talebinde bulunulduğu, en son 09.09.2019 tarihinde gerçekleştirildiği, davacının hiçbir maluliyetinin bulunmadığı, hiçbir zaman da maluliyet başvurusunun olmadığı, yaşlılık aylığı bağlanması için 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesinin aradığı yaş şartının 58 olduğu, erken yaşlanma için aranan yaş şartının ise 55 olduğu, davacının 50 yaşında olduğu, Aralık 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında halen çalıştığı kaydının bulunduğu, oysa ki davacının eczanesini 2018 yılında kapatarak, 17.11.2018 tarihinde ilk emeklilik talebinde bulunduğu, 174 gün sağlık kesintisi olduğu kayıtlı görünse de, gerçekte böyle bir sağlık kesintisinin olmadığı, öğrenim durumunun üniversite olmasına rağmen hanesinde ilkokul yazıldığı iddiasıyla davacının Bağ-Kur emekliliği için başvurmasına rağmen, bunun reddiyle hakkında 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması işleminin usul ve esas yönlerinden hukuka aykırı olduğundan iptaline, 1479 sayılı Kanun'un yürürlükteki Geçici 10. maddesi uyarınca emekliliğe hak kazandığının tespitine ve bu yönde emeklilik işlemi yapılarak maaş bağlanmasına hükmedilmesine, iptal edilecek usule aykırı yaşlılık aylığı bağlama sonucu verilen maaşla hakettiği Bağ-Kur emekli maaşı arasındaki fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL farkın yaşlılık aylığı bağlanma tarihi itibariyle hesaplanarak yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulundukları, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğu, herhangi bir eksiklik bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın, davacıya bağlanan aylığın iptalinin gerekip gerekmediğinin, 1479 sayılı Kanun gereğince, davacıya emeklilik aylığı bağlanması gerekip gerekmediğinin, bağlanması gerekiyor ise maaşlar arasında fark bulunup bulunmadığının ve farkın faizi ile birlikte ödenmesi gerekip gerekmediğinin tespitine ilişkin olduğu, dava dilekçesi, davacı beyanları ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapıldığında davacının talebinin kendisine 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesi gereğince bağlanan aylığın iptali ile 1479 sayılı Kanunun Geçici 10. maddesi gereğince aylık bağlanması olup ayrıca bağlanan aylık ile bağlanacak aylık arasındaki farkın tahsiline ilişkin olduğu, bağlanan aylığa Kurum tarafından esas alınan süreye veya bağlanan aylığın miktarına, aylığından niteliğinden bağımsız olarak itiraz olmadığı, davacıya zaten Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 4/b (Bağ-Kur) kapsamında aylık bağlanmış olduğu, bilirkişi raporu ile de bağlanan aylığın ve aylık hesaplama yönteminin doğrulandığı, böylece davacının bağlanan aylığın niteliğine ilişkin iddiasının yerinde olmadığı, niteliğin değişmesine bağlı olarak eksik aylık bağlandığı iddiasının ise niteliğe ilişkin talebin kabul edilmemesi nedeniyle yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından şartlarını taşımadığı halde 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesi kapsamında aylık bağlanmadığı ve emsallerine göre yaşlılık aylığı tutarının düşük olduğu, herhangi bir maluliyeti bulunmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yaşlılık aylığına hak kazandığının ve aylık tutarı belirlenerek farkın ödenmesi gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.