Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.08.2020 tarihinde saat 22.10 sıralarında müvekkilleri ... ile ...'nin oğlu, İlayda'nın ise kardeşi olan müteveffa ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklet ile seyir halinde iken, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tam kusurlu olarak sinyal vermeksizin kontrolsüzce sola manevra yapması neticesinde oluşan kazada ...'in öldüğünü, kazaya neden olan ... plakalı aracın İMM sigortacısının davalı ... Sigorta Şirketi olduğunu
davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının hukuka aykırı olarak takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davacının, ... isimli şahsın borçlu olduğu 25,000,00TL bedelli senede kefil olduğunu, iş bu senet sebebi ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine icra takibi başlatılarak takibin kesinleştiğini, söz konusu icra dosyası incelendiğinde esas borçluya karşı dosyanın tahsiline yönelik icra takip işlemlerinin bir çoğunun yapılmadığını, buna karşı davacının taşınmazlarının satışa çıkarmak için gerekli icra takip işlemlerinin yapıldığını ve davacıya nihayetinde 103 ihbarnamesi gönderildiğini, bunun üzerine davacı tarafça asıl borçlu olan davalı aleyhinde ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamenin l7/08/2020 tarihinde davalıya tebliğ edilmesine rağmen cevap dahi verilmediğini, nihayetinde davacının taşınmazlarının satışına engel olabilmek için icra tehdidi altına Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasını infaz ederek satış işlemi emrini durdurmak zorunda kaldığını, davacının kefil olarak ödeme yaptığını ve akabinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nden ... tarihli rücu belgesini aldığını ve söz konusu rücu belgesine istinaden Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibini başlattığını, davalının borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının, davacının iyi niyetini suislimal ederek davacı üzerinden haksız olarak ekonomik çıkar sağlamaya çalıştığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, borca vaki itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine, alacak miktarı kadar olmak üzere dava sonuna kadar 'teminatsız olarak ihtiyati tedbir ve satış yasağı koyulmasına, borçlu davalının kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, huzurdaki dosyada davacı ile davalının müteahhitlik işinde ortak olduğunu, tarafların ortak olarak müteahhitlik işi yaptığı bir hususta tacir olmadığı varsayılarak dava açılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dilekçe ekinde sundulan sözleşme incelendiğinde davacı ve davalının müteahhit sıfatıyla Bina Yönetimine karşı sözleşme imzaladığını, Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/921 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde, davalının borçlu olduğu 25.000,00 TL bedelli senede istinaden kendisinin de kefil olduğunu, aleyhinde takibin kesinleştiğini, taşınmaz mallarının satılma riski altında kaldığı içinde ödeme yaptığını iddia ettiğini, ancak davalı ile davacı arasında davacının iddia ettiği gibi sadece asıl borçlu-kefil ilişkisi olmadığı gibi davacı aslında kefil değil asil sıfatıyla borçlu olduğunu, davacı ile davalının 2011 yılında yapımı biten bir işte ortak olarak müteahhitlik görevini üstlendiğini, dilekçe ekinde sunulan sözleşmede de "... İnşaat Sakinleri ile müteahhitler ... ve ... arasında sözleşme" şeklinde başlık atıldığını, yine davacının işbu sözleşmeyi müteahhit sıfatıyla imzaladığını, borcun doğumuna sebebiyet veren 25.000,00 TL bedelli bononun, davacı ve davalının sözleşmede belirtilen inşaattaki eksik imalatları tamamlamasını teminat amacıyla dava dışı bina yönetimine teslim edildiğini, sonrasında davalı tarafından söz konusu eksik imalatların giderildiğini ve sözleşmedeki edimlerin yerine getirildiğini, dava dışı bina yönetiminin ise haksız ve hukuka aykırı olarak 2017 yılında davalı ve davacı aleyhine elindeki teminat bonosu ile icra takibine başladığını, davalının ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde borca itiraz ederek Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/891 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, bu davanın halen devam ettiğini, davacının ise yasal olarak kendisine tanınmış bu hakka rağmen yasal süreler içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığından kendisi hakkındaki icra takibinin kesinleştiğini, dolayısıyla icra takibinin kesinleşmesinde ve mallarına haciz konulmasında kendi kusuruna rağmen davalıyı sorumlu tutmaya çalıştığını, şayet davacı, süresi içerisinde bononun yasal şartları taşımadığından yahut teminat bonosu olduğundan bahisle bir itirazda bulunmuş olsa idi, yaşanan sürecin önüne geçebileceğini, işbu sebeple davacının kendi kusurundan kaynaklı olarak yapmış olduğu ödemenin davalıya rücu edilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, davacı taraf ile davalı arasında ortaklık ilişkisi bulunduğundan Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasının oluşmasına sebebiyet veren bono ve bonoya bağlı dilekçe ekinde sunulan sözleşme dikkate alındığında en kötü ihtimalle dahi müşterek sorumlu olduklarını, davacının esasında davalıya ortaklık ilişkisinden kaynaklı olarak borçlu olduğundan taraflar arasında işbu bononun şayet ödenmesi gündeme gelirse davacının ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı yasal itirazlarında bulunmadığından kendi taşınmazlarını riske attığını ve alacağın varlığı kesinleşmediği halde ödeme yaptığını, ortaklığın yürütüldüğü ticari defterler ve tanıklar dinletildiğinde davacının kefil sıfatıyla değil müteahhit olarak asıl sıfatıyla borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalıya ortaklık ilişkisinden kaynaklı olarak borçlu olduğunun ortaya çıkacağını, hal böyle olunca davacı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak davalı aleyhine icra takibi başlatılmış olup, işbu icra takibi neticesinde haksız olarak huzurdaki davanın ikame edildiğini belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.