(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/15769 E. , 2012/8293 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının Diyarbakır Çocuk Ha
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/15769 E. , 2012/8293 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde taşeron firma bünyesinde temizlik işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli sebep olmaksızın feshedildiğini, fesih bildiriminde sözleşmenin ihbar öneli tanınarak tazminatsız feshedildiğinin ifade edildiğini, işveren tarafından değişik tarihlerde işçinin haberdar olmadığı bir şekilde tutanakların tutulmuş olduğunu, bu tutanakların gerçeği yansıtmadığını belirterek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Tem. Ltd. Şirketi vekili, davacının asıl işveren ... Diyarbakır Çocuk Hastanesi Baştabipliğinin talimatıyla işten çıkarıldığını, feshin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. maddesine dayandığını, işçinin hastanede yoğun bakım ünitesinde temizlik personeli olarak görevlendirilmesine rağmen itiraz ederek görevi yerine getirmediğine dair tutanak tutulduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, idarenin firma personeli ile ilgili her türlü işlemlerini diğer davalı şirket ile doğrudan yaptığı yazışmalarla yürüttüğünü, 2010 mali yılı için de tamamının resmen kayıt altına alındığını ve davacının da altında imzasının bulunduğu yazılı savunma dilekçeleri ile bizzat haberdar olduğu yazışma evrakları düzenlendiğini ifade ederek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, işverence iş sözleşmesinin tutulan tutanaklar ve işçiye verilen ihtarlardan yaklaşık iki ay sonra, 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde yer alan altı işgünü sürenin geçirilmesinden sonra feshedildiği gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir. Hüküm, her iki davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih Yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar. Öncelikle kabule göre, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshini gerektirir olguların bulunması, feshin bu sebeple gerçekleştirilmesi, ancak altı işgünü içinde fesih işleminin yapılmamış olması durumu, geçerli feshe engel değildir. Somut olayda, alt işveren nezdinde temizlik işçisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi işverence, verilen görevleri yapmaması, işinin başında bulunmaması, hastane içinde diğer elemanların iş yapmalarını engelleyici davranışları sebebiyle, 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesine dayanılarak feshedilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan delillere göre, davacı hakkında temmuz ayından itibaren, en sonuncusu 16.09.2010 tarihine denk gelen çok sayıda tutanak tutulmuştur. Bu tutanaklardan işçinin yapılan vardiya değişikliğine itiraz ettiği, verilen görevleri yerine getirmediği, çeşitli tarihlerde görevi başında bulunmadığı, diğer çalışanları işlerini yapmamaya yönlendirmeyi amaçlayan davranışlar sergilediği anlaşılmaktadır. Davacının davranışları iş sözleşmesinin feshi için haklı sebep oluşturacak ağırlıktadır. İşverence bildirimsiz fesih hakkını altı iş günü içinde kullanılmamış olması feshi 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamından çıkarırsa da bu durum söz konusu eylemlerin fesih için geçerli sebep oluşturmasına engel olmaz. İşçinin hizmet süresine ve yapılan işin niteliğine göre bu eylemleri gerçekleştirmesi iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 30.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.