(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4478 E. , 2008/6170 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.03.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Turizim A.Ş vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebinin değerden red…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4478 E. , 2008/6170 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.03.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Turizim A.Ş vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı idare, 2560 Sayılı Yasanın kendisine verdiği görev sebebiyle ıslah çalışması yaptığı Poligon deresi ana yatağına ve İncirli yan kolu yatağına davalıların moloz ve hafriyat dökerek müdahale ettiklerini, dökülen moloz ve hafriyatların dere yataklarından kaldırılması suretiyle müdahalenin önlenmesine, davaya konu dere yataklarının eski hale getirilmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. Cevap veren davalılar, dere yataklarına dolgu malzemesi dökerek elatmaları olmadığını, açılan davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davalı ..., Akaryakıt İşletmeleri A.Ş. yönünden dava kabul edilerek, davalının Poligon deresi ana yatağına ve İncirli yan kolu yatağına inşaatlardan çıkan serbest kazı malzemesi dökmek suretiyle yaptığı müdahalesinin önlenmesine ve davaya konu dere yataklarının eski hale getirilmesine, davalı ... yönünden kişisel sorumluluğu saptanamadığından bu kişi yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı ..., Akaryakıt İşletmeleri A.Ş. vekili temyiz etmiştir. Davadaki istemin dayanağı, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun ek 5.maddesi uyarınca davacı idareye de uygulanacak 2560 Sayılı Kanundur. Gerçekten, anılan yasanın 2/a maddesine göre; içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapıp yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek davacı idarenin görev ve yetkileri arasındadır. Anılan hükmün “c” bendine göre de, davacı idare bölge içindeki su kaynaklarının deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini bu kaynaklardan su kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik idari ve hukuki tedbirleri almakla yetkilidir. Davacı idare yukarıda sözü edilen yasa hükümlerinden yararlanarak davalının su kaybına veya azalmasına yol açacak faaliyetlerinin giderilmesini, bu arada bu sonucu sağlayacak tedbirlerin alınmasını kuşkusuz mahkemeden dava yolu ile isteyebilir. Diğer taraftan, taşınmaz malikinin sorumluluğunu düzenleyen Türk Medeni Kanununun 730.maddesi hükmünce, bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşılan kimse durumun eski hale getirilmesine, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir. Yasanın komşu hakkına ilişkin 737.maddesine göre de herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıklardan kaçınmak zorundadır. Buradaki taşkınlıktan maksat mülkiyet hakkının aşırı kullanılmasıdır. HUMK.nun 388 ve 389.maddeleri uyarınca hüküm yerinde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılması gerekir. Aksi halde taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erdirilmiş sayılmaz ve hükmün infazı aşamasında yeni bazı uyuşmazlıklar meydana gelerek devam eder. Mahkemece kurulan hükümde, taraflara yüklenen hak ve borçlar açık olarak yazılmadığından hüküm tereddüt yaratacak nitelikte olup, ileride mahkeme denetimi dışında kalan bazı hadiselere bağlanmıştır. Bu hali ile kurulan hükmün HUMK.nun 388 ve 389.maddelerine uygun tesis edildiği söylenemez. Bu durumda, mahkemece yeniden keşif yapılarak, bilirkişilerden rapor alınmalı, münazaalı yer keşif sonucu düzenlenecek krokide gösterilmeli, davacı idare tarafından kanıtlanırsa şimdiki gibi elatmanın önlenmesine karar verilmeli, kaldırılması hüküm altına alınacak dolgu malzemelerinin hacmi ve yeri bilirkişilere ölçtürülüp krokiye işaret ettirilmeli, yanlar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirecek somut tedbirlerin yapılış biçimi projeye bağlatılmalı, diğer tedbirlerin neler olacağı da kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirtilmelidir. Bu yönlerin hüküm tesisinden sonraki bazı iş ve işlemlere bağlanması uyuşmazlığı gidermeyeceğinden kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.