T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1501 KARAR NO : 2026/427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/11/2024 NUMARASI : 2021/785 E - 2024/827 K DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 17/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan incele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1501 KARAR NO : 2026/427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/11/2024 NUMARASI : 2021/785 E - 2024/827 K DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 17/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilleri ve davalıların ortak olduğu adi ortaklığının 2010, 2011, 2012, 2013 yıllarına ait kazançtan müvekkilleri hissesine düşen kar paylarının ve davalılar adına ortaklık hesabından haksız olarak geçirilen paralardan müvekkilleri hissesine düşen meblağın tespiti ile davalılardan dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26/04/2018 havale tarihli dilekçesi ile dava değerini 150.472,65-TL olarak arttırmıştır. Sözkonusu davada , 05/12/1997 doğumlu, ...'e velayeten babası ..., 01/04/1999 doğumlu, ...'e velayeten ve kendi adına asaleten ... davalı olarak gösterilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; 458.917,97-TL'nin davacı şirket ortağı hissesi 1/3 oranında 152.972,65-TL davacıya avans faizi ödenmesi gerekeceği yönündeki bilirkişi raporu doğrultusunda Davanın Kabulüne karar verilmiştir. Sözkonusu kararın istinaf edilmesi üzerine ,Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen kararda ; Davacı taraf ,davalı ...'in 2005’ten önce ortaklıktan ayrılmasına karşın bankada işlem yapmayı sürdürdüğünü iddia etmiştir. Ancak davalılar reşit olmayan ... ve ...'in davalı ...’e bankadan para çekmesi için vekaletname vermelerinin sözkonusu olmadığı, davalı ... hakkında ayrıca “kendi adına” denilerek “davalı” gösterilmesinin, ortak olmayan bu davalı yönünden vekaletin kötüye kullanılması iddiasına dayalı olduğu, .böylece davada; adi ortaklık yanında ,vekaletin kötüye kullanılmasına ilişkin tazminat talebini içeren talep de bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda ,davalı ...'nın vekaleten bankadan çektiği paraların adi ortaklığa ait olduğu iddia edildiğine göre ,mahkemece öncelikli olarak bu talep yönünden davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi ,adi ortaklığın alacaklı olduğu iddiası sebebiyle sözkonusu davada , adi ortaklık, 2005 yılından sonra davacı ..., ... ve ... arasında devam etmiş olduğundan zorunlu dava arkadaşlığı sözkonusu olduğundan tüm adi ortakların ,yani ... ve ...'in de davacı sıfatıyla yer almaları sağlanarak ,usulünce taraf teşkili sağlanarak , deliller celp ve değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereklidir, şeklindeki gerekçe ile ,karar kaldırılmıştır. Mahkemece ,bu talep yönünden tefrik kararı verilerek ,2021/785 sayılı esasa kaydedilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda ; "Davacının davasının KABULÜNE,2.500,00-TL nin 11/04/2014 tarihinden itibaren 150.472,65-TL nin ıslah tarihi olan 26/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... den tahsili ile davacı ...' a verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı davacı ... vekili ,davalı vekili, davacı ... istinaf etmiştir. 1-Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde ; " İşbu karar taraf yazımı ve hüküm altına alınan tutarın ortaklık tarafı ve davanın davalı olarak dava dilekçesinde hasım olarak yöneltilmiş ve yargılama safahatında reşit olan ... - ... ve ... - ... 'den müştereken ve müteselsilen (... ile ) tahsiline karar verilmeli idi. ... ve ..., adi ortaklık ortağı olarak birinin amcası birinin babası olarak parayı yöneten kişinin kendi hesabına aktardığı paradan sorumludur ve davacı müvekkilime karşı birlikte sorumludur. Raporlar ve ilk karar da bu yöndedir. Mahkemenizin dosyasında ilk yargılama safahatında sunulu bilirkişi ek raporu ve kök raporu ile tarafların ortak olduğu şirketin 2011,2012,2013,2014 yıllarında şirketin zararı düşüldükten sonra toplam 458.917,97-tl kar payı olduğu ve davacı müvekkilin 1/3 hissesi sebebiyle 152.972, 65-tl avans faizi ile birlikte alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Bu halde davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen ; davalı taraf olan ve dava dilekçemiz ile davalı olarak hasım olarak davanın yöneltilmiş olduğu ; ... ve ...'in de davalı olarak kararda gösterilerek, taraf sıfatları düzeltilerek kabulüne karar verilen ana para ve faiz ve tüm lehimize hüküm altına alınan alacak kalemleri masraf ve ferileri ile birlikte ; davalı ..., artık yargılama safahatında reşit olan davalı ... ve davalı ...' den tahsiline karar verilmesi " gerektiği şeklinde istinaf sebepleri ileri sürülmüştür. 2- Davacı ... istinaf dilekçesinde ; "Zorunlu dava arkadaşlığı kapsamında Mahkemece re'sen "davacı" olarak eklendiğim bu davada davalı ...'in Adi Ortaklığı zarara uğrattığına dair bir iddiam olmadığından, Davalı ...'in bankadan çektiği paraların "adi ortaklığa" ait olduğu iddiam bulunmadığından, Davacı ...'a yöneticiye karşı dava açabilmesi için özel bir yetki vermediğimden ve sair hususlarda resen nazara alınacak hukuki kapsamda işbu dava için zamanaşımı ve esas yönünden davalının itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi" için kararın istinaf edildiği beyan edilmiştir. 2-Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde ; "bilirkişiler tarafından tanzim edilen ek bilirkişi raporunda kök rapora yönelik itirazlarımıza bire bir cevap verilmemiş olmakla en önemlisi, İst.40 Asliye Ceza 2018/29 Esas sayılı ceza yargılamasına konu eylem bambaşka bir mevzu olup işbu davada iddia olunan maddi vaka ile manevi bir bağ kurulması ve o olayda o suça ilişkin eylemleri oldu ise işbu davadaki vekaletname olayında da suçludur paralelliği kurularak bir kanaate varılması hukuki olmamıştır. İşbu dava konusu iddialarda bir sahtecilik söz konusu olmayıp ceza yargılamasında ise bambaşka bir meselede özel belgede sahtecilik eylemini kimin gerçekleştirdiği belirlenememiş ama yarar sağlayan kişi olarak davalı müvekkil ... kabul edilerek suçtan yarar sağlayan kişi olarak suç iddiası davalıya yıkılmıştır. Her mahkeme kararı doğru olmayabilir ama kesinleşebilir ve neticede bir ceza mahkemesi kararı olarak müvekkil ... "yarar sağlayan " kişi konumu tespitiyle ceza aldığı kanaatinin eldeki davaya bu şekilde uygulanması, eldeki dosyada suçlu gösterilmesi doğru olmamıştır. Davacının taleplerini kabul etmemekle birlikte, talepler zamanaşımına uğramıştır.Dava konusu alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte; dava ve/veya ıslah tarihinden geriye doğru 2 yıl gidilerek bulunan ( her halükarda 5 yıl ) süre öncesine ilişkin kar payı alacağı talepleri zamanaşımına uğramış haldedir. Davacı ve davalı arasında "vekalet ilişkisi" vardır. Adi ortaklıkla ilgili bir maddi vaka bulunmadığından davanın "Asliye Hukuk Mahkemesinde" görülmesi gerektiği kanaatindeyiz. Davalının davacıya hiç bir borcu bulunmamaktadır. Davacının beyanları esas alınarak bilirkişi raporu tanzim edilmiştir. Davalının bankadan vekaletnameyle çektiği paranın iadesi talep olunmaktadır. Davacı davasını ispatlayamamıştır. "şeklindeki istinaf sebepleri ile , kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava , vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı tazminat/alacak talebine ilişkindir. Sözkonusu davada ; davalı ...'nın vekaleten bankadan çektiği paraların adi ortaklığa ait olduğu iddia edilmekte olup,adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından,böyle bir talebe ilişkin davada zorunlu dava arkadaşlığı sebebiyle tüm adi ortakların birlikte yer alması gereklidir. Adi ortaklık, davalı ...'nın 2005 yılında adi ortaklıktan ayrılmasından sonra ,2005 yılından itibaren ..., ... ve ... arasında devam etmiş olduğundan tüm adi ortakların ,yani ... ve ...'in de davacı sıfatıyla yer almaları zorunludur. Kaldırma kararımız uyarınca ,bu davada esasen adi ortaklık alacaklı olduğundan davacı ... yanında ,diğer adi ortaklar ... ve ... de zorunlu dava arkadaşı olarak , taraf teşkilinin sağlanması açısından davacı konumunda yer almaktadır.Bu sebeplerde ,adi ortak konumunda bulunan davacı ...'ın bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dosyaya ibraz edilen Beyoğlu 27. Noterliğinde yapılan ,19/12/2002 tarihli Adi Ortaklık sözleşmesi'ne göre ;... ile ... arasında İstanbul ... adı ile elektrik malzemeleri üretmek ,alım ve satım yapmak üzere "İstanbul ... ... ve ... Adi Ortaklığı" adı ile ortaklık kurulduğu.süresinin 1 yıl olduğu,feshedilmediği takdirde aynı süre ile devam edeceği,ortakların münferiden temsil yetkisi olacağı kararlaştırılmıştır. Mahkemece yargılamada bilirkişi heyetinden rapor alınmış, ortaklığın 2010,2011,2012,2013 yıllarında nakit giriş çıkışı, adi ortaklığın bu yıllardaki kar ve zarar durumları , İstanbul ... ... ve ... Adi Ortaklığının ... Bankası A.Ş. Topkapı/Maltepe Şubesi nezdindeki ... nolu hesabın 04/03/2011 tarihi ile 04/12/2014 tarihleri arası banka ekstresi celp edilmiş, şirket hesabındaki paraların miktar ve akıbeti tesbit edilmiştir.28/10/2022 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; huzurdaki 2021/785 Esas sayılı dava dosyasından, Adi ortaklık hesabından davalı ... ..’nin Adi ortaklıktan ayrılmasından sonra adi ortaklık adına ... A.Ş Topkapı/Maltepe Şubesi nezdindeki ... nolu mevduat hesabı üzerinden, adi ortaklıktan ayrılmış olmasına ragmen 04.03.2011 tarihi ila 04.12.2014 tarihleri arasında olmak üzere toplamda 486.891.00 TL paranın hesaptan çekilerek kendi şahsına ait hesaba aktarılmak suretiyle adi ortaklığı zarara uğrattığı,davacı ...’ın bu paradan adi ortaklıktaki 1/3 hissesi oranında payına 162.297.00 TL'na tekabül ettiği tesbiti yapılmıştır. Bu durumda ,mahkemece, talep durumu sebebiyle adi ortaklardan ...'ın payı üzerinden hüküm kurulmuş olmasında usul ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda ; Adi Ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi davasında ,tasfiye bilançosunda adi ortaklardan ... yönünden, tasfiye alacağının hesabında bu miktarın esas alınması gerekeceği açıktır.Böylece ,mahkemece verilen kararda ,maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığından,tarafların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacıların ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacı ...'dan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı ... alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davalıdan alınması gereken 10.449,56 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.612,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.837,18 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkerelerinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf masraflarının istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/02/2026