4. Hukuk Dairesi 2025/5675 E. , 2026/1362 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/234 E. 2019/279 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı veki…
4. Hukuk Dairesi 2025/5675 E. , 2026/1362 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/234 E. 2019/279 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkiline ait çekici ve tankerin göçmen kaçakçılığı suçuna karıştığı gerekçesi ile el konulduğu, ceza yargılaması neticesi verilen kararı temyiz ettikleri ve aracın kendilerine teslimine karar verildiği, mahkeme tarafından 02.08.2010 tarihli araçlara el koyan karakola gönderilen müzekkereye bugüne kadar cevap verilmeyerek araçların iadesinin gerçekleşmediği, iade kararı kesinleşmesine rağmen günümüze kadar araçların iade edilmemesi, araçların ortadan yok olması, fiilen mülkiyetlerinin ortadan kalkmış olması, vergi mükellefiyeti doğmuş olması nedeni ile zararlarının oluştuğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 40.000,00 TL değer kaybı, 40.000,00 TL iade tarihinden sonraki kazanç kaybına ilişkin tazminatın araca el koyma tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın CMK 141/j maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinde açılması gerektiğini, görev itirazında bulunduklarını, zamanaşımı def'inde ve husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli ve 2011/503 Esas, 2015/248 Karar sayılı kararıyla dava konusu aracın İçişleri Bakanlığına bağlı ... Jandarma Karakolunda bulunduğu dönemde herhangi bir zarara uğramasının söz konusu olamayacağı zira çok kısa bir süre orada bekletildiği hemen sonra Cumhuriyet Savcılığının yazısına istinaden Urartu A Tipi Genel Antrepoya teslim edildiği bu sebeple olay ile ilgili sorumluluğunun sona erdiği, yine davalı olan Maliye Hazinesinin de aracın zarara uğramasında herhangi bir kusur ya da sorumluluğunun olmadığı, aracın zarara uğradığı dönemde Urartu A Tipi Genel Antrepoda olduğu ve halen orada bulunduğu anlaşıldığından davalılar aleyhine açılmış davanın husumetten reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 05.06.2017 tarihli ve 2017/1496 Esas, 2017/3659 Karar sayılı ilamıyla; "1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalılardan ...’na yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalılardan Maliye Hazinesi’ne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız el koymadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı şirket, kendisine ait araca göçmen kaçakçılığı suçunda kullanıldığı iddiasıyla el konulduğunu, yapılan ceza yargılaması sonucunda aracın teslimine karar verildiğini, ceza mahkemesince aracın kendilerine teslimi için araca el koyan karakola 02/08/2010 tarihinde yazılan müzekkereye bugüne kadar cevap verilmediğini, kendileri tarafından yapılan harici araştırmada aracın kayıp olduğunun anlaşıldığını iddia ederek, yoksun kalınan kârın ve araç bedelinin tazmini isteminde bulunmuştur. Davalı, aracın kayıp olmadığını, aracın gümrük sahası içinde konulabileceği yer olmadığından 13/12/2003 tarihinde Urartu A Tipi Genel Antrepoya teslim edildiğini ve halen bu antrepoda bulunduğunu, aracın antrepoya tesliminden sonra kaybolduğu yönünde bir iddia var ise davanın adı geçen antrepoyu işleten şirkete yöneltilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, aracın zarara uğradığı iddia edilen dönemde Urartu A Tipi Genel Antrepoda bulunduğu, Maliye Hazinesinin herhangi bir kusur ya da sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/296 esas, 2010/27 karar sayılı dosyası kapsamından; davacı şirkete ait aracın seyri sırasında kolluk güçlerince yol arama ve kontrol faaliyeti çerçevesinde yapılan aramada tankerdeki gizli bölmelerde 48 tane Irak uyruklu şahsın bulunduğu ve çekici ve tankere 09.06.2002 tarihinde el konulduğu anlaşılmaktadır. Ceza yargılaması sonucunda zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine, çekici ve tankerin ruhsat sahibine iadesi kararı verilmiş, karar temyiz edilmeksizin 05/07/2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı şirket vekili Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesine verdiği 28/04/2010 havale tarihli dilekçe ile müvekkiline ait aracın teslimini talep etmiş, ceza mahkemesince kararın kesinleşmesinden sonra ... Jandarma Karakol Komutanlığına yazılan 12/07/2010 tarihinde yazılan yazıyla, çekici ve tankerin ruhsat sahibine iadesine karar verildiği bildirilmiş, ancak aracın ruhsat sahibine teslimi gerçekleştirilmemiştir. Gümrük sahası içinde konulabileceği yer olmadığı gerekçesiyle davacı şirkete ait çekici ve tankerin Jandarma Komutanlığı tarafından 13/12/2003 tarihinde Urartu A Tipi Genel Antrepoya konulması ve zarara uğradığı iddia edilen dönemde anılan antrepoda bulunması, davalı ... Hazinesine husumet yöneltilemeyeceği anlamına gelmez. Açıklanan nedenlerle davalıya husumet düşer. Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilerek, işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile istemin husumet yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." denilerek bozma kararı verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli ve 2017/341 Esas, 2018/341 Karar sayılı kararıyla ceza yargılaması sonucu zamanaşımı nedeni ile kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, çekici ve tankerin ruhsat sahibine iadesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, araçların 12.07.2010 tarihinde iadesine karar verildiğinin bildirilmesine rağmen iadesinin gerçekleşmediği, çekici ve dorsenin halen iade edilmediği, rapor ile araçların kullanılamaz halde olduğu ve el koyma tarihi itibari ile 2. el piyasa rayiç değeninin 13.623,41 TL olduğu, kazanç kaybının belirlenmesi amacıyla mahkemece resen yapılan hesaplamada aracın iadesine ilişkin 12.07.2010 tarihli mahkeme yazısı ile 08.12.2011 dava tarihi arasında yapılan hesaplama uyarınca 49.473,33 TL belirleme yapıldığı, bozma ilamı gereği ... bakımından davanın husumet nedeni ile reddine karar verileceği gerekçesi ile davalı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın araçlarının bedeli olarak 13.623,41 TL'nin 12.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın kazanç kaybı talebinin kabulü ile 40.000,00 TL'nin dava tarihi olan 08.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir. C. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 06.05.2019 tarihli ve 2019/720 Esas, 2019/2586 Karar sayılı ilamıyla; "1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen davacının tüm, davalı ... Hazinesinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalı ... Hazinesinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız el koymadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın davalı Bakanlık yönünden husumet nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı şirket, kendisine ait araca göçmen kaçakçılığı suçunda kullanıldığı iddiasıyla el konulduğunu, yapılan ceza yargılaması sonucunda aracın teslimine karar verildiğini, ceza mahkemesince aracın kendilerine teslimi için jandarma karakoluna 02/08/2010 tarihinde yazılan müzekkereye bugüne kadar cevap verilmediğini, kendileri tarafından yapılan harici araştırmada aracın kayıp olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek, yoksun kalınan kazanç kaybı ve araç bedelinin tazmini isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili, aracın kayıp olmadığını, gümrük sahası içinde konulabileceği yer olmadığından 13/12/2003 tarihinde Urartu A Tipi Genel Antrepoya teslim edildiğini ve halen bu antrepoda bulunduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davanın husumet nedeniyle redddine dair verilen 16/04/2015 tarihli ilk karar, Dairemizin 05/06/2017 gün ve 2017/1496 esas, 2017/3659 karar sayılı ilamı ile “davalı ... Hazinesine husumet düştüğü, bu davalı yönünden işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, araç değerine ilişkin istemin kısmen kabulüne ve kazanç kaybı isteminin ise kabulüne karar verilmiştir. a-Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/296 esas, 2010/27 karar sayılı dosyası kapsamından; sanıklardan ...’in sahibi olduğu davacı şirkete ait çekici ve tankerin şoförlüğünü, diğer sanık ... ’un yaptığı, sanık ...’nin talimatı ile sanık ...’in çekici ve tankerle Van’a geldiği, Van’da ... isimli şahısla buluştuğu, ... ile beraber kenar bir mahallede 48 adet Irak uyruklu mülteciyi gizli kapak ve özel bölme yapılan tankere bindirdiği, mültecileri Gebze’ye götürmek üzereyken Doğubayazıt ilçesinde jandarma tarafından yapılan aramada yakalandıkları, çekici ve tankere 09/06/2002 günü el konulduğu, araç üzerinde yapılan değişikliğin sanık ...’in bilgisi dışında olamayacağı, sanık ...’in jandarmada olayın akabinde verdiği ilk ifadede, diğer sanık ...’nin talimatı doğrultusunda hareket ettiği ve Van’da iken sanık ...’nin ... isimli şahıs ile telefon görüşmesi yaptığını belirttiği, 2000 model tankerin 2002 yılında insan taşımaya uygun hale getirildiği, olay günü yapılan inceleme sonucu düzenlenen tutanakta tanker içerisindeki bölmelerde herhangi bir akaryakıt taşındığına ilişkin bir iz, koku vb olmadığı, tanker içinde pas izlerinin bulunduğu, daha önce tankerde herhangi bir akaryakıt taşımacılığı yapılmadığının anlaşıldığı, her iki sanığın birlikte yurda girmiş olan yabancı şahıslara kılavuzluk yaptığının sabit olduğu gerekçesiyle, her iki sanığın 5682 sayılı Kanuna muhalefet suçundan cezalandırılmalarına ve çekici ve tankerin müsaderesine 30/05/2006 günü karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden değerlendirme yapılmak üzere kararın bozulduğu, sonuçta yargılamanın uzaması dolayısıyla zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının her iki sanık yönünden düşürülmesine ve çekici ve tankerin ruhsat sahibine iadesine 19/01/2010 tarihinde karar verildiği, işbu kararın temyiz edilmeksizin 05/07/2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, dosya kapsamına göre aracın 5862 sayılı Pasaport Kanununa muhalefet suçunda kullanıldığı sabittir. Aracın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle sahibine iadesine karar verilmiştir. Ceza dosyası kapsamına göre, davacı şirket adına kayıtlı araca haksız olarak değil, haklı nedenle el konulmuştur. Ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması, el koymanın haksız olduğunu göstermemektedir. Düşme kararı suçun işlenmediğinin değil, davanın zamanaşımına uğradığının göstergesidir. Dolayısıyla, el koyma haksız olmadığından, davacı şirket kazanç kaybını isteyemez. O halde, sanıklardan ...’in davacı şirketin sahibi olduğu dikkate alındığında, aracın suçta kullanılmasına izin veren davacı şirketin el konulan dönemde aracını kullanamamaktan kaynaklanan zararı olduğu iddasıyla talep ettiği yoksun kalınan kazanç kaybına yönelik tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. b-Araç değerine ilişkin yapılan incelemede ise; ceza dosyası ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, oluşan zararda davacının yukarıda açıklandığı şekilde müterafik (bölüşük) kusuru bulunduğu açık olup, hükmedilen araç değerine ilişkin tazminat miktarından BK. 43, 44 (TBK 51, 52) maddeleri gereğince uygun miktarda indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu durumun gözardı edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir." denilerek bozma kararı verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5862 sayılı Pasaport Kanunu'na aykırı davranıldığı, davacı şirket adına kayıtlı araca haklı nedenle el konulduğu bu nedenle kazanç kaybı talebinin reddine karar verildiği, araç değerine ilişkin zararın oluşmasında davacının da kusuru bulunduğu bu nedenle tazminattan %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılmasına karar verildiği gerekçesi ile davalı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın araçların bedeli talebinin kısmen kabulü ile davacının müterafik kusurlu olduğu kabul edilip takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tespit edilen 10.898,72 TL'nin 12.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, kazanç kaybı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğu, en kötü ihtimal ile 05.07.20 10... .01.2012 tarihleri arası için haksız el koyma nedeni ile tazminata karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığı, kısmen kabul kararının hatalı olduğu gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5862 sayılı Pasaport Kanunu'na muhalefet suçunda kullanıldığı belirtilen davacıya ait araca el koyma nedeni ile davacının uğradığı araç değer kaybı ve kazanç kaybı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalı ...'nden harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.