8. Hukuk Dairesi 2018/577 E. , 2018/1948 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Maliye Hazinesi Temsilcisi, ... sınırlarında bulunan bir kısım taşınmazlar için ... Barajı ve HES göl alanı yapımı nedeniyle ka…
**8. Hukuk Dairesi 2018/577 E. , 2018/1948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Maliye Hazinesi Temsilcisi, ... sınırlarında bulunan bir kısım taşınmazlar için ... Barajı ve HES göl alanı yapımı nedeniyle kamulaştırma kararı alındığını ve işlemlerin devam ettiğini ancak davalılar adına tespit ve tescil edilen 148 parselin 8312 m2 lik kısmının nehir yatağında kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufunda olan bu yerde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 8312m2 lik kısmının tapusunun iptali ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmiştir. Davalılar vekili; dava konusu taşınmazın iktisap edildiği ve kadastro tespitinin yapıldığı tarihte nehir yatağının kıyı vasfında olmadığını haksız ve hukuka aykırı davanın reddini savunmuştur. Dava ilk olarak DSİ’yi temsilen Kurtalan ... tarafından açılmıştır. Mahkemece, ilk kararında DSİ ’nin davanın açıldığı tarih itibariyle kamu tüzel kişiliği olduğu, DSİ’yi temsilen ... tarafından dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce, davacının sıfatı bakımından temsilde hata olduğu ve HMK’nın 124/3 maddesi gereği, deliller toplanmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle dava Maliye Hazinesi ve davalılar arasında görülmüş olup dava konusu taşınmazın nehir yatağında kalmadığı, tarıma elverişli arazi olduğu, evveliyatında kadastrosunun yapıldığı gibi zeminin toprak yapıda olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; nehir yatağı altında kalan yerler bakımından tapunun iptali ve terkine ilişkindir. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması da mümkün bulunmamaktadır. Yine TMK 999/2 maddesinde belirtildiği üzere tapuya kayıtlı bir taşınmaz kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse bu durumda tapu sicilinden terkin edilir hükmü de düzenlenmiştir. Bu bilgiler ışığında somut olaya gelindiğinde; dava konusu 148 parsel, kadastro tutanaklarında senesizden ve fakat vergi kaydı bulunan tarla vasfında bir yer olup 06.04.1972 de davalılar murisi adına tespit ve tescil edilmiştir. Yine tapu kayıtlarında da davalılar adına sulu tarla vasfıyla 22.500m2 olarak 24.07.2002 de intikal etmiştir. Mahkemece ,dava konusu edilen bu parselin ... yatağı altında kalıp kalmadığının tespiti açısından 1 Fen, 1 Jeoloji, 1 Ziraat ve 3 Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi bilirkişi ile keşif yapılmıştır. Keşif sonrası düzenlenen raporlarda sırasıyla Fen bilirkişisinin 02.07.2015 tarihli raporunda; dava konusu taşınmaza tapu kaydının, krokilerin ve pafta ozalitinin uygulandığı, yer tespitinin yapıldığı, taşınmazın ...nın yatak değiştirmesi sonucu bir kısmının dere yatağında kaldığı belirlenmekle GPS cihazı ile yapılan ölçümler ve paftanın çakıştırılması neticesinde taşınmazın krokide A harfiyle gösterilen 10.248,29 m2 sinin ... içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. Jeoloji Mühendisi bilirkişinin 14.08.2015 tarihli raporunda; ...nın zaman içinde akış yönünün değiştiği daha önce ekili tarım arazisi olarak kullanılan arazinin bir kısmının sular altında kaldığı arazinin bir kısmın aşındırdığı akarsunun akış havzasında kumul olduğu ,arazinin su altında kalan kısmının kullanıma elverişsiz olduğu tespit edilmiştir. Ziraat Mühendisi bilirkişinin 07.07.2015 tarihli raporunda, taşınmazın hali hazırda bir kısmının buğday ekili olduğu bir kısmının ise... içerisinde kaldığı, taşınmazın 40-50 yıldır tarımsal olarak kullanıldığı, ekilebilir tarım arazisi niteliğinde olduğu, mera, kışlak yaylak ve ham toprak tespit edilmiştir. Son olarak 3 Jeodezi Mühendisinin birlikte hazırladığı 09.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise; 1973 ve 1984 yıllarına ait hava fotoğraflarının 1972 yılına ait kadastral pafta ile çakıştırıldığı, 1973 deki hava fotoğraflarının 1972 deki durumuyla birebir uyduğu ,1984 yılına gelindiğinde zeminin toprak olduğu, ...nın kuzeye doğru yatak değiştirdiği, dava konusu 148 parselin yaklaşık 135 m güneyinden geçtiği ve kadastral halinde değişiklik meydana getirmediği, yine 2013 yılına ait Google Earth uydu görüntüsünde ise ...nın kuzeye doğru oldukça yer değiştiği, 148 parselin yaklaşık yarısının ... altında kaldığı, kalan kısmın toprak zemin olduğu ,kadastral duruma hiç benzemediği, mevcut durumunun 2013 yılıyla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. O halde; dava konusu 148 parsel her ne kadar kadastro tespitinin yapıldığı tarihte nehir yatağı altında değilse de yukarıda da açıkça belirtilen ve keşif sonrası alınan raporlardan anlaşıldığı üzere hali hazırda taşınmazın yatak değiştiren aktif dere yatağı sınırları içerisinde olduğu ve 02.07.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazın A harfiyle gösterilen 10.248,29 m2 sinin ... altında kaldığı tespit edilmekle davacı Hazine temsilcisi tarafından dava dilekçesinde talep ettiği ve ıslah etmediği miktar olan 8312 m2 gözetilerek TMK 999/2 maddesi gereği tapulu taşınmazın sonradan kayda tabi olmayan taşınmaza dönüşen yer olduğu ve talep edilen miktar kadarı dikkate alınarak davanın kabulü ile 8312m2 lik kısmın tapusunun iptaline, tapudan nehir yatağı olarak terkinine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.