Başvuru, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen ve bir terör örgütü olduğu kabul edilen Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması ile bağlantılı bir soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılmaya karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, soruşturma sırasındaki bazı işlemler nedeniyle
Başvuru; darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen ve bir terör örgütü olduğu kabul edilen Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması ile bağlantılı bir soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılmaya karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, soruşturma sırasındaki bazı işlemler nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Açıklamalar Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Kamu makamlarınca ve yargı organlarınca 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak özellikle son yıllarda yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda bu yapılanmanın özelliklerine ve faaliyetlerine ilişkin birçok tespit ve değerlendirmeye yer verilmiştir. Buna göre FETÖ/PDY'nin eğitim alanındaki faaliyetleri, yapılanmanın insan kaynağı ve maddi kaynak elde etmesinin başlıca aracı olmuştur. Bu nedenle başta FETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideri Fetullah Gülen olmak üzere örgüt yöneticilerinin yapılanmayla bağlantılı eğitim kurumlarına ayrı bir önem verdikleri ve örgütsel faaliyetlerin önemli bir bölümünün bu kurumlar üzerinden gerçekleştirildiği, bu kurumlarda örgütsel toplantıların yapıldığı bilinmektedir. 2012 yılının başlarında Hükûmet kaynaklarından dershanelerin kapatılmasıyla ilgili yasal düzenlemelerin yapılacağına dair açıklamaların gelmeye başladığı ve yapılan açıklamalarda 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren dershanelerin kapatılacağı yönünde çalışmaların yapıldığı bilinmektedir. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 6528 sayılı Kanun'un maddesiyle yapılan değişiklikle 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tutan dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı bu süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası (Aktif Eğitim-Sen) kurulmuştur. Aktif Eğitim-Sen resmî olarak 1/3/2012 tarihinde kurulmuştur. Sendikanın kuruluş yazısı Millî Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü tarafından 27/4/2012 tarihinde kayda alınarak kurulduğuna dair yazı tüm Millî Eğitim Bakanlığı personeline resmî kanallarla duyurulmuştur. Aktif Eğitim-Sen kurulduğu tarihten itibaren yaklaşık dokuz ay içinde üye sayısını otuz beş bine kadar çıkarmış, dokuz aylık sürede dokuz şube açan, seksen altı temsilcilik oluşturan ve kendi açıklamalarına göre otuz beş bin üyeye ulaşan Aktif Eğitim-Sen 31/3/2013 tarihinde yaptığı Olağanüstü Genel Kurulda aldığı kararla 31/3/2013 tarihinde kendini feshetmiştir. FETÖ/PDY, sendikaların yanında konfederasyon yapılanmasına da gitmiştir. 21/2/2014 tarihinde kurulan Cihan Sendikalar Konfederasyonu (Cihan-Sen) bünyesinde Aktif Eğitim-Sen, Ufuk Tarım-Orman Sen, Ufuk Enerji Sen, Ufuk Sağlık Sen, Ufuk Büro Sen ve Ufuk Yerel Sen'in yer aldığı bilinmektedir. 31/3/2013 tarihinde tefessüh eden Aktif Eğitim-Sen, 17-25 Aralık 2013 sürecinde 22/11/2013 tarihinde tekrar kurulmuştur. Aktif Eğitim-Sen yeniden kurulduktan sonra beş altı ay içinde yaklaşık yirmi üç bin üyeye ulaşmıştır. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hâl döneminde teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilen çok sayıdaki eğitim kurumu kapatılmıştır. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan bu eğitim kurumları arasında başta Cihan-Sen konfederasyonu ve bu konfederasyona bağlı Aktif Eğitim-Sen de yer almaktadır.B. Başvuruya Konu Süreç Öğretmen olarak görev yapan başvurucu 1/9/2016 tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair KHK ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucu, hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçuna yönelik olarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında Samsun Sulh Ceza Hâkimliğine tutuklanma talebiyle sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:"... suçlamayı hiçbir şekilde kabul etmiyorum, bu örgütle herhangi bir bağlantım yoktur, Aktif Eğitimciler-Sen' de başkan vekili olarak görev yapıyorum, kapatılmadan önce yine Aktif Eğitimciler Sendikasında yönetici idim, Bank Asya' da hesabım vardı, sendika ile ilgili harcamalarla ilgili şahsıma para yatırma işlemlerini sendika hesabından Bank Asya' daki hesabıma yapılmıştı, yaklaşık 5-6 yıl önce Fetullah Gülen' e ait bir cd almıştım, bu cd yi dinlememiştim bile, arama sırasında bu cd nin farkına vardım, sendika genel merkezinin almış olduğu karar doğrultusunda, özgür basına yönelik basın açıklamasına katıldım, 2012 yılında KEYDER' de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı yapmıştım, tarihini tam olarak hatırlamıyorum, ancak bir yıl bu görevde bulundum, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, bu örgüte maddi veya manevi yardımda bulunmadım, iddiaları kabul etmiyorum, serbest bırakılmayı talep ediyorum.." Samsun Sulh Ceza Hâkimliğince 1/8/2016 tarihinde, başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"...Şüpheliler .. Ali Şeker, .. üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren; şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğundan dolayı 667 Sayılı KHK ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası üyesi ve yöneticisi oldukları, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün şüphelilerin silahlı terör örgütü ile işbirliği içerisinde hareket ettiklerinden, üyesi olduklarından dolayı görevden uzaklaştırıldıkları, şüphelilerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yakınlığı ile bilinen finans kuruluşundaki hesaplarının varlığı, yine yayın organlarına ilişkin abonelikleri, şüphelilerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı KEYDER' e üye oldukları, şüphelilerin 14 Aralık 2014 günü yapılan operasyonları protesto etmek amacı ile Aktif Eğitimciler Sendikası Genel Merkezinden gelen çağrı üzerine Samsun Adalet Sarayı önündeki eylemlere katıldıkları, bir kısım şüphelilerin evinde yapılan aramada, ilgili kuruluşlara ait dökümanların ele geçirilmesi gibi somut delillerin varlığı, şüphelilerin üzerine atılı suçun CMK' nun maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu, bu nedenle tutuklama nedeninin varsayılabilir olduğu, soruşturmanın genişliği nedeni ile delillerin tamamının toplanmamış olması, bu aşamada delilleri değiştirme karartma, kaçma gibi bir şüphesinin bulunması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun cezasının miktarı nazara alındığında, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK’nun ve devam eden maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına..." Samsun Sulh Ceza Hâkimliği 2/9/2016 tarihinde, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 9/9/2016 tarihinde karara itiraz etmiş, Samsun Sulh Ceza Hâkimliğince 22/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu 29/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 4/1/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Samsun Ağır Ceza Mahkemesince 13/1/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar verilmiş ve 17/1/2017 tarihli tensip incelemesiyle birlikte başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüş ve başvurucunun üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin olarak;i. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden başvurucunun FETÖ/PDY liderinin talimat verdiği dönemleri kapsayacak şekilde Bank Asya ile irtibatlı olması, bu Bankadan işlemlerini yürütmesi ve böylelikle terör örgütünü finanse etmesi,ii. 17-25 Aralık soruşturmaları sürecinden sonra örgüt yöneticilerinin talimatıyla kurulan Sendikaya yönetici üye olması,iii. FETÖ/PDY'ye yönelik olarak yürütülen bir soruşturma kapsamında yapılan operasyonları protesto etmek amacıyla 15-16-17-19/12/2014 tarihlerinde İlkadım ilçesi Bahçelievler Mahallesi Muhittin Özkefeli Bulvarı üzeri Samsun Adalet Sarayı önünde gerçekleşen eylemlere katılması,iv. Samsun ili ve bazı ilçelerinde kuruluşu bulunan, üyelerinden bazılarının FETÖ/PDY ile iltisaklı ve kapatılan eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler olan Karadeniz Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin (KEY-DER) Yönetim Kurulu başkan yardımcılığını yapması,v. FETÖ/PDY liderinin görüntülerinin bulunduğu CD'lerin evinde yapılan aramada ele geçirilmesi olgularına dayanıldığı görülmüştür. Başvurucu, Samsun Ağır Ceza Mahkemesince 27/3/2017 tarihinde yapılan duruşmada tahliye edilmiştir. Samsun Ağır Ceza Mahkemesinin 31/1/2018 tarihli duruşmada verdiği kararla başvurucunun silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6415 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ise beraatine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucunun;i. Örgütle irtibatlı KEY-DER isimli derneğin Yönetim Kurulu başkanlığını yapması,ii. Yine örgütle ilişkili olması sebebiyle kapatılan Aktif-Sen isimli sendikanın başkan vekilliğini yapması, 15/12/2014 günü Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonu hakkındaki soruşturmayı protesto etmek amacıyla Samsun Adalet Sarayı önünde Aktif-Sen organizesindeki eylemlere örgüt talimatı ile katıldığının belirlenmesi,iii. Evinde yapılan aramada Fetullah Gülen'in vaazlarını içeren iki adet CD'nin ele geçirilmesi hususlarının mahkûmiyet kararına esas alındığı görülmektedir. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararına karşı yapılan istinaf süreci devam etmektedir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Samsun İstinaf Mahkemesinde derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenar başlıklı maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:"(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),... (3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir." 5271 sayılı Kanun'un "Elkoyma kararını verme yetkisi " kenar başlıklı maddesinin (1), (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.... (3) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.... (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır...." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,...j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."