T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2140 KARAR NO: 2025/1484 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 24/05/2022 NUMARASI: 2018/1128 Esas - 2022/360 Karar DAVA Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonuc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2140 KARAR NO: 2025/1484 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 24/05/2022 NUMARASI: 2018/1128 Esas - 2022/360 Karar DAVA Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 07.09.2016 tarihinde ...'e ait, sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracı ile ... Mah. .... üzerinde ... istikametinden ... Mah. istikametine seyrederken yol güzergahında bulunan otomativ tamir atölyesinin yan girişi önüne geldiğinde, müvekkili ...'a aracının sağ ön kısmı ile çarparak müvekkilini taşıt yoluna düşürmüş olup, işbu trafik kazası neticesinde müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, kaza sonucunda müvekkilin sol ayağının kırıldığını, kaza ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/62 E. Sayılı dosyası ile ceza yargılaması yapıldığını, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinde maluliyet meydana gelmiş olup, 09.11.2017 tarihinde Sağlık Bakanlığı İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr. Lütfı Kırdar Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu tarafından müvekkile %8 oranında maluliyet raporu verildiğini, müvekkilinin maluliyetine neden olan söz konusu kaza sebebiyle uğramış olduğu maddi zararların giderilmemiş olduğunu belirterek belirsiz alacak davası olduğu hususu göz önüne alınarak fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olmakla müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacının herhangi bir maluliyeti olmadığından davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin ve oranının genel şartlara uygun olarak tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Dairesine tevdii ile rapor alınması gerektiğini, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ancak ve ancak gerçek ve doğrudan zarar kalemleri için teminat verdiğini, davacının tedavi gideri, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi süresinde ortaya çıkan bakıcı giderleri ve diğer tüm giderler tedavi teminatı kapsamında olduğundan ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli olduğunu, işbu giderlerden müvekkilinin herhangi bir şekilde sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 6.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı + 20.625,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 26.625,48 TL maddi tazminatın 13/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesaplamasının hatalı maluliyet oranı üzerinden yapıldığını, davacının maluliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun davacının muayenesi yapılmadan düzenlendiğini, davacı Adli Tıp Kurumu muayenesine gitmemiş olduğundan davacının iddia etmiş olduğu maluliyet durumunu ve davasını ispat edemediğinin kabulü ile huzurdaki haksız davanın reddinin gerektiğini, mahkeme kararına konu bilirkişi raporunda kusur oranlarının hatalı değerlendirildiğini, davacı yanın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olmakla müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi kusur raporu ile ATK kusur raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, çelişkinin giderilmesine ilişkin taleplerinin yerel mahkemece değerlendirilmediğini, davacının geliri hususunda farazi esnaf odası yazısının esas alınmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik talepleri tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, davacı tarafın talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi masraflarından da SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, kararda belirlenen faiz başlangıç tarihi hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat (sürekli iş göremezlik- geçici iş göremezlik, bakıcı zararı, ulaşım zararı) istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanunu'nda ne de Türk Borçlar Kanunu'nda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre; maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 16/09/2020 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre; davacının sürekli iş göremezliğinin %1, geçici iş göremezliğinin 3 aya kadar olacağı tespit edilmiştir.Her ne kadar ATK 2.İhtisas Dairesi'nin 27/05/2020 tarihli müzekkeresinde, davacının belirtilen tarihte muayeneye gelmediği belirtilmiş ise de, bu eksikliğin davacının Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilip yeniden yaptırılan muayenesi sonucu çekilen güncel grafilerinin ve raporunun temini ile giderildiği, ATK'nın davacıyı yeniden muayeneye çağırmadığı anlaşılmıştır.Bu kapsamda; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı Yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; olaya ilişkin soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul Anadolu CBS'ye sunulan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacı ...'ın asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'in tali kusurlu olduğu ve park halindeki plakası tespit edilemeyen aracın tali kusurlu olduğunun belirtildiği; mahkemece aldırılan 15/01/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre ise; kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'in %80 kusurlu olduğu, davacı ...'ın %10 kusurlu olduğu ve park halindeki plakası tespit edilemeyen aracın %10 kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza soruşturması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle çeliştiği anlaşılmakla; oluşan çelişkinin giderilmesi için İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan seçilecek 3 kişilik uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03/10/2019 tarih, 2016/19993 E. ve 2019/8923 K. sayılı kararında açıklandığı üzere "Trafik kazası sonucu iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Kişinin herhangi bir işi yoksa, zarar gören kişinin geliri asgari ücret kabul edilerek bu miktar üzerinden hesaplanacaktır. Zarar gören kişi gelirinin asgari ücret üzerinde olduğunu, bir başka anlatımla herhangi bir iş yerinde çalıştığı yada bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia ediyorsa bunu ispat etmesi gerekmekte olup yerel mahkemede bedensel zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır. Bu nedenle zarar gören davacı asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise çalıştığı iş yerinden trafik kazasının olduğu tarihteki ücret ve tüm gelirlerini gösterir ücret bordrolarını getirtilmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın, mesleğini icra eden kişilerden ise ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. Zarar görenin kaza tarihinde çalıştığı iş yerinde aldığı ücretler gelir olarak kabul edilebilir."Somut olayda, davacı vekili müvekkilinin kaza tarihinde "kağıt toplayıcılığı ve hurdacılık" yaptığını, aylık net maaşının 2.500,00 TL olduğunu iddia etmiş, bu konuda İstanbul ... Madeni Eşya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği ve Disk’e bağlı Genel İş Sendikası'ndan emsal ücret araştırması yapılmasını ve tanıklarının dinlenmesini istemiş; Mahkemece ücret konusunda davacı tanıkları dinlenmemiş, ücret araştırması için davacı vekilinin bildirdiği kurumlara yazı yazılmış, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihtimalli olarak asgari ücret ve emsal ücret almasına göre hesaplama yapılmış, mahkemece emsal ücrete göre yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. Gerçek zararın belirlenmesi için gelirin net ve ispata yarar somut delilerle ortaya konulması gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. SGK'dan gelen 12/02/2019 tarihli yazı içeriğinden anlaşıldığı üzere, davacının 5510 sayılı yasanın 4/a-b-c.maddelerine tabi bir çalışmasının bulunmadığı, sağlık desteğinin yeşil kart ile sağlandığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, kaza tarihinde davacı serbest meslek erbabı kabul edilerek emsal ücret araştırması yapılmalı, davacı tanıkları dinlenmeli, geliri somut delillerle ortaya konulmalı; aksi halde asgari ücretli olduğu kabul edilmelidir.KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan başvuru dilekçesi örneğine ve davalı sigorta şirketinin mail ekran çıktısı örneğine göre, davalıya 01/12/2016 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 12/12/2016 itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olması gerekirken 13/12/2016 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış ise de; davalı lehine olduğundan dikkate alınmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025