T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/494 Esas KARAR NO:2025/908 DAVA:Genel Kurul Kararının Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti. DAVA TARİHİ:13/05/2010 KARAR TARİHİ :18/12/2025 DAVA:Davacı vekilinin ....Asliye Ticaret mahkemesine sunduğu ve önce 2010/... esasını alan dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in 28/09/2009 tarihinde davalı şirkette, o tarihte davalı şirketin %95 oranında hissesine sahip diğer davacı ... yi temsilen 3 yıl süre ile görev yapmak üzere …
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/494 Esas KARAR NO:2025/908 DAVA:Genel Kurul Kararının Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti. DAVA TARİHİ:13/05/2010 KARAR TARİHİ :18/12/2025 DAVA:Davacı vekilinin ....Asliye Ticaret mahkemesine sunduğu ve önce 2010/... esasını alan dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in 28/09/2009 tarihinde davalı şirkette, o tarihte davalı şirketin %95 oranında hissesine sahip diğer davacı ... yi temsilen 3 yıl süre ile görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, 13/02/2010 tarihinde davalı şirket ...'nin merkezinde gerçekleştirilen ve müvekkilinin usulüne uygun olarak davet edilmediği olağan üstü genel kurul toplantısında görevden alındığını, müvekkillerinden ...'in hali hazırda A grubu hisseye sahip paşdaş ve genel kurulun yapıldığı tarihte yönetim kurulu üyesi olarak iş bu davayı açmakta hukuki menfatinin bulunduğunu, diğer müvekkili ...'un ise bir takım usulsüz ve hukuka aykırı işlemler ile ...'deki ortaklık sıfatının iradesi dışında kaybetmiş olması dolayısı ile dava konusu genel kurulda alınan kararların yoklukla malül olduğunu tespitini istemekte yetkili olduğunu, 13/03/2010 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısının yok hükmünde sayılmasının nedenlerini (a)- Hukuka aykırı olarak tayin edilen yönetim kurulu tarafından yapılan toplantı davetinin geçersiz olduğunu, 13/02/2010 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali amacı ile dava açtıklarını bu genel kurul toplantısında usulsüz olarak yeni yönetim kurulu üyeleri atandığını ve iş bu huzurdaki davada konu edilen genel kurul davetinin söz konusu 13/02/2010 tarihinde ki yönetim kurulu tarafından yapıldığını, 13/02/2010 tarihli genel kurul iptal edildiği takdirde geçerli bir yönetim kurulu olmayacağını, 13/03/2010 tarihindeki genel kurul davetinin ve bu toplantıda alınan kararlarında geçersiz olacağını, (b)- Somut olayda geçerli bir davet bulunmadığından 13/02/2010 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısı ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali gerektiğini, toplantının geçerli olabilmesi için bütün pay sahiplerinin usulüne uygun şekilde davet edilmesi gerektiğini, bunun tek istisnasının TTK 370.maddesinde ön görüldüğünü, bununda geçerlilik şartının mevcut toplantıya tüm pay sahiplerinin katılması olduğunu, TTK 368.maddesine göre toplantının esas sözleşmede gösterilen şekil ve surette ve her halikarda 37.maddede belirtilen gazetelerde ilan edilmek üzere toplantı vaktinden en az iki hafta önce yapılması gerektiğini, ayrıca nama yazılı pay sahipleri ile önceden şirkete bir hisse senedi tevdi edilerek ikametgahını bildiren pay sahiplerinin taahhütlü mektup gönderilmesi sureti ile de toplantı gününün bildirilmesi gerektiğini, nama yazılı pay sahibi olan müvekkili ...'e ve ...'na taahhütlü mektup gönderilmediğini, diğer davacının ise usulsüz işlemlerle payını kaybettiğini, bu nedenle buna da toplantı gününün davet sureti ile bildirilmediğini, bu nedenle geçersiz davet üzerine toplanılan genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, ...'in davalı şirkette pay sahibi olup aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu, davet edilmediği 13/02/2010 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğinden haksız olarak aziledildiğini, 13/03/2010 tarihli toplantının 13/02/2010 tarihli toplantıdan bir ay sonra yapılması nedeni ile müvekkilinin kendisi aleyhine alınan kararlardan haberdar olmamasına ve toplantıya katılmaması nedeni ile şirketin ortaklık yapısında meydana gelen değişimi fark edemeyerek durumdan ...'nin %95 oranında pay sahibi ve ortağı olan diğer müvekkili ...'u süresinde bilgilendiremediğini, bu nedenle gerekli yasal işlemlerin başlatılamadığını, bu nedenle alınan kararların yok hükmünde olduğunu, (c)-Müvekkillerinden ...'un davalı şirkette ortak ve yönetim kurulu üyesi olarak davalı şirketin 13/03/2010 tarihli olağanüstü genel kurulda toplantıya davet edilmediğini, oy kullanma haklarının engellendiğini, (d)- Davalı şirketin 13/03/2010 tarihli olağanüstü genel kurulunda toplantı ve karar nisabının sağlanamadığını, TTK 372.maddesine göre "Umumi heyetler bu kanunda veya esas mukabelede aksine hüküm buluanan haller hariç olmak üzere şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin huzuru ile toplanırlar ilk toplantıda bu nisap oluşmadığı takdirde tekrar toplantıya davet edilirler, ikinci toplantı da hazır bulunan pay sahipleri temsil ettikleri sermeyenin miktarı ne olursa olsun müzakere yapmaya ve karar vermeye yetkilidirler." denildiğini, ana sözleşmenin 17.maddesinde toplantı ve karar alma yeter sayısının düzenlendiğini, buna göre A grubu hisselerinin çoğunluğunun temsil edilmesi kayıt ve şartı ile şirket hisselerinin çoğunluğuna sahip pay sahiplerinin katılımı ile toplanılacağını, kararında şirket hisselerinin çoğunluğunun olumlu oyu ile alınacağını, her hisse sahibinin bir oy hakkı bulunduğunu, ancak somut olayda ...'nin %95 oranında A grubu hisseye sahip ...'un toplantıya davet edilmediğini bu nedenle toplantı ve karar nisabı oluşmadığını, 13/02/2010 tarihinden önceki usulüne uygun hissedarlık yapısı irdelendiğinde ...'un 169.460.996,... Belediyesinin 8.919.000, ... 1,...'nin 1, ...'nun 1 olmak üzere toplam hisse adedinin 178.380.000 olduğunu, müvekkillerinden ...'in ve .... birlikte 13/02/2012 tarihene kadar ...'nin ... tarafından atanan yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını ayrıca ...'in A grubu 1 hisse ile halen ...'nin ortağı olduğunu,TTK ya aykırı olarak gerekli çağrılan yapılmadan yapılan 13/02/2010 tarihli genel kurul toplantısında ortaklık yapısının hazirun cetvelinde ... ... 169.460,996, ... Belediyesinin 8.919.000, ... 1,... ... 1, ... ... 1, ...'nun 1 olmak üzere toplam hisse adedinin 178.380.000 olarak gösterildiğini, iş bu davanın konusu olan 13/03/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yine ortak ve eski yönetim kurulu üyesi olan ...'e çağrı yapılmadığını, ...'un diğer temsilcisi ve eski yönetim kurulu üyesi aynı zamanda ortak olan ... ... tesadüfen toplantıya katıldığını, 13/03/2010 tarihinde yapılan toplantıda hazırlanan hazirun cetveli incelendiğinde ...'nin %95 oranında hissesine sahip ...'un ...'nin hissadarı olarak hazirun cetvelinde yer almadığının görüldüğünü, bunun yerine kim oldukları ve neden pay sahibi olarak yer aldıkları anlaşılamayan iki ayrı şirketin adının yer aldığının görüldüğünün, hazirun cetvelinin ortaklık yapısının .... 70.000,00, ... 99.460.996, ... Belediyesinin 8.919.000, ... 1,... ... 1, ... ... 1, ...'nun 1 hisse sahibi olarak yer aldığının tespit edildiğini, bu toplantıda ...'un davalı şirketteki yönetim kurulu üyeleri olan ... ... ve ...'in görevden alındıklarının öğrenildiğini, ...'un ...'deki hisselerini satma konusunda herhangi bir karar ve onay bulunmadığını, kaldi ki ...'nin ana sözleşmesinin 10/2.maddesinde hisse devrinin geçerli olması ve şirkete karşı hüküm ifade edebilmesinin devrin yönetim kurulunun önceden vereceği yazılı izin ile onanması ve şirketin tasdikli pay defterine kayıt edilmesi şartına bağlı olduğunu, yönetim kurulunun karar alabilmesi için ise ana sözleşmenin 23.maddesinde ki nisabın sağlanması gerektiğini, ...'in hisse devrinin tartışıldığı herhangi bir toplantıya katılmadığı gibi böyle bir karar da imzalamadığını, ... ... alınan tüm kararlara muhalefet ettiğini, son hazirun cetveli incelendiğinde ...'un sahip olduğu %95 oranındaki hissenin ... ile ...L adlı iki şirket arasında %40 ve %55 oranında paylaşıldığının anlaşıldığını, ... tarafından gönderilen 29/03/2010 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamede ...'nin yaklaşık %95 hissesinin icra ihalesinde satın alındığını, bilahare bu hisselerin %56'sının ...L'ye satıldığının bildirildiğini, sonrasında .... tarafından gönderilen mektupta ... ... Müdürlüğünün 2009/... esas ve 2009/... esas sayılı dosyaları ile ... aleyhine ... tarafından 16.985.937,50TL alacak için takip başlatıldığı, takiplere dayanak olarak ... ve ... arasında imzalanan 28/12/2007 ve 06/05/2008 tarihli iki sözleşme ve ödeme makbuzlarının gösterildiğini, takip sonucunda hisselerin ... tarafından iktisab edildiğinin belirtildiğini, 19/01/2010 tarihinde ....İcra Müdürlüğü tarafından ...'ye yazı yazılarak ...'nin ...'a ait 169.460.996 adet nama yazılı hissesinin yapılan ihale sonucu ... tarafından iktisab edildiği ve bu durumun pay defterine ortak olarak tescili ve kaydının yapılmasına ilişkin müzekkere gönderildiğini, bu müzekkereden de müvekkillerinin haberinin olmadığını, ödeme emirlerinin hem ... hemde ...'nin yönetim kurulu üyesi olan ... ... ... tarafından alındığını, satış ilanında ... tarafından alındığını, ancak bu durumun müvekkiline bildirilmediğini, yasaya ve usule aykırı tebligat ile yapılan hukuk dışı icra takiplerinin iptaline ve icra ihalelerinin feshine dair ... tarafından ...İcra Hukuk Dairesi nezdinde 2010/..., ... esas numaralı davalar ile dava açıldığını, öte yandan cebri icra vasıtası ile hisse devir işleminin gerçekleşeceğinin kendilerinden saklandığını, daha sonra ... tarafından hisselerinin %55'inin 13/02/2010 ila 13/03/2010 tarihi arasında ...L'ye devir edildiğini, bu açıklamalar istinaden toplantı ve karar sayısı sağlanmadan yapılan 13/03/2010 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini veya iptalini talep ettiklerini ve şirketin yönetimininde kayyıma bırakılmasını talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde ... tarafından verilen vekaletnamenin geçerli olmadığını, ... hisselerinin tamamının icradan açık artırma yolu ile ....İcra Müdürlüğünün 2009/... ve ... sayılı dosyalarından 06/01/2010 ve 07/01/2010 tarihlerinde satıldığını, ...'un müvekkili şirkette payının bulunmadığını bu nedenle ...'un aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, 13/02/2010 tarihli genel kurula hisseleri satıldığı için ...'un davet edilmediğini, diğer davacının ise şirkette 1 adet hissesinin bulunduğunu, bu davacıya 13/02/2010 - 13/03/2010 ve 19/03/2010 tarihli genel kurul toplantılarının tamamının ... ana sözleşmesi ve TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca taahhütlü mektupla davet edildiğini, yerel gazeteyle ve ticaret sicil gazetesinde ilanların yapıldığını, ancak ...'in toplantıya katılmadığını, katılıp muhalefet şerhi verse dahi bir hissesi olması nedeni ile alınacak kararlarda hiçbir etkinliği olmayacağı belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava 13/03/2010 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malül olduğunun tespitine ilişkindir. Deliller; Davalı şirkete ait sicil dosyası ve ana sözleşme, 13/02/2010 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, 13/03/2010 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, toplantı tarihlerenin ...'e tebliğiyle ilgili posta alındıları, ticaret sicil gazeteleri, ....İcra Müdürlüğüne ait 2009/... ve ... esas sayılı dosyalar, ....İcra Hukuk Mahkemesine ait 2010/... esas, 2010/... esas, 2010/... esas, 2010/... esas, 2011/... esas, 2011/... esas, 2011/... esas, 2011/... esas,....İcra Hukuk Mahkemesine ait 2012/..., esas, 2012/... esas, 2012/... esas, 2012/... esas, ....İcra Hukuk Mahkemesine ait 2011/... esas, 2011/... esas nolu dosyalardan verilen karar ve bu dosyalarla ilgili Yargıtay ilamları, ....Asliye Ticaret Mahkemesine ait ... esas, 2017/... karar nolu ilam, bilirkişi incelemesi. Mahkememizce 14/03/2019 tarih 2014/... esas 2019/... karar sayılı ilamı ile ; " 13/02/2010 ve 13/03/2010 tarihli olağan genel kurul toplantılarındaki hazirun cetvelleri incelendiğinde katılanların pay adetleri dava dilekçesinde belirtildiği şekilde olduğu tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından verilen vekaletnamenin geçerli olmadığı iddia edildiğinden mahkemece bu konuda alınan 24/11/2010 tarihli raporda ... kanunlarına göre kurulmuş ...'un vekaletnamesinin a ve b grubu yöneticilerinin müşterek imzası ile verilmesi gerektiği ancak dava dosyasında böyle bir vekaletnamenin bulunmadığı, yönünde görüş bildirildiği, yine ... tarafından düzenlenen 27/09/2011 tarihli rapor incelendiğinde; ...'e 13/03/2010 tarihli genel kurul toplantı tarihinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, kaldı ki çağrı merasimine uyulmamasının söz konusu kararların iptali bakımından tek başına yeterli olmayıp iptal için ayrıca alınan kararın kanuna esas sözleşmeye ve ayrıca iyi niyet kuralına aykırı olması gerektiğini, usulüne uygun şekilde davetin yapılması nedeni ile usule aykırılık dolayısıyla bir kişinin genel kurul kararlarının iptalini dava etmesinin mümkün olmadığını, diğer davacı açısından ise söz konusu tarihte davacı ...'un pay sahibi olup olamadığının tespiti gerektiği, zira sahip olduğu pay oranı dikkate alındığında pay sahibi olmasına rağmen toplantıya katılmamış olması halinde yeter sayı yönünden alınacak kararların yokluğunu doğuracak nitelikte olduğunu, nama yazılı hisse senedine bağlı payların devir şeklinin kural olarak senedin maliki tarafından ciro edilerek devir alanın teslimi ile olduğunu ancak devrin ortaklığa karşı geçerli olması için pay defterine kayıt yapılmasının şart olduğunu, nama yazılı hisse senetlerinin bazı hallerde sahibinin iradesinin dışında da el değiştirmesinin mümkün olduğunu bunların hisse senedinin miras yolu ile kazanılması, mahkeme ilamı ile kazanılması, sermaye karşılıklarının ödenmemesi sebebi ile ve somut olayda olduğu gibi hisse senetlerinin cebri icra yolu ile devri halleri olduğunu, cebri icra yolu ile devirde devrin geçerliliği bakımından geçerli bir ciro silsilesine ihtiyaç duyulmadığını, ... tarafından ... aleyhine alacağın tahsili için ilamsız takipler başlatıldığı alacağın tahsili amacıyla ...'tun sahip olduğu davalı ... Aş nama yazılı hisse senetlerinin 21/12/2009 haciz edildiği, hisselerin 06/01/2010 tarihinde yapılan satışla ... tarafından satın alındığı, hisselerin icra dairesinde 19/10/2011 tarihinde alıcıya teslim edildiği ve icra müdürlüğünce ...'ye hitaben 19/01/2010 tarihinde söz konusu hususun pay defterine işlenmesi hususunda yazı yazıldığını, payların ...'a satılması nedeni ile ... vekilince satış dolayısı ile satılan hisselerin sahibi yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdiği, ortaklığın organsız kalmaması için yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi gerektiği, şirketin aldığı ruhsat ve imtiyazların kayıp edilme riskinin bulunduğu bu amaçla yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve yeni kararların görüşülmesi için genel kurulu toplantıya davet edilmesinin istenildiği, genel kurul kararının alındığı tarihte ...'un pay defterine kayıtlı hissesinin bulunmadığı bu sebeple alınan kararların iptalini dava edemeyeceği, ihalenin feshi ile ilgili yapılan yargılamalar neticesinde verilen red kararlarının yargıtayca bozulduğu, ihalenin feshinin geriye etkili olarak ihalenin meydana getirdiği sonuçları geçersiz hale getirerek bu suretle alıcının ihaleyle kazandığı mülkiyet hakkının son bulacağı eğer fesih edilen ihale taşınır mallara ilişkin ise kararın kesinleşmesi halinde taşınır malın mülkiyeti borçluya döneceği için icra memurunun alıcıya teslim edilmiş taşınırı zorla geri alıp borçluya teslim edeceğini, somut olayda da ihalenin feshi kararı üzerine yapılan işlemlerin geçmişe etkili olarak geçersiz sayıldığı, hisse senetlerine el konularak ...'a iadesine karar verildiği ancak icra dairesinin bu bildirimine karşılık uyuşmazlık konusu hisselerin ihalenin feshinden ve uyuşmazlık konusu genel kurul toplantısından önce ...L'ye devir edildiğini, nitekim 12/02/2012 tarihli genel kurul toplantısından farklı olarak dava konusu 13/03/2010 tarihli genel kurul toplantısının hazirun cetvelinde de bu şirketin yer aldığının görüldüğünü, nama yazılı hisse senetlerinin kanunen emre yazılı senet sayıldığını ve emre yazılı senetlerin iktisab edinen kimsenin iktisabında kötü niyetli olduğu ispat edilmedikçe mülkiyetinin korunduğunu, nitekim davacı yanca devrin kötü niyetli ve muvazaalı olduğu ileri sürülmekte ise de bu hususun ispat edilmediğini, bu nedenle ihalenin feshinin ancak icra satışı yolu ile hisseleri devir alan ... için hüküm ifade edeceğini, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı yani ...L'ye karşı hüküm ifade etmeyeceğini, dava konusu toplantı da alınan kararlar bakımından hisse senetlerinin ...'tan devir alan ...'in varlığının karar nisabının oluşmasına yeterli olduğunu ve alınan kararların geçerli olduğunu, ayrıca somut olayda bir ölçüde pay sahibi değişikliğinin ortaklık genel kurulunun toplanmasını gerektirdiğini ve dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere denetçilerin genel kurulu toplantıya davetinin zorunluluk olduğunu bu bakımdan daveti yapan organ açısından söz konusu durumun geçersizlik sebebi olarak değerlendirilemeyeceğini bildirildiği görülmüştür. Aynı bilirkişi heyeti 01/12/2016 tarihli raporunda toplantıya çağırının ana sözleşme ve kanuna uygun olarak yapıldığını, dava konusu 13/03/2010 tarihli genel kurul sırasında henüz iptal edilmemiş ve o tarihte icrası durdurulmamış 13/02/2010 tarihli genel kurul kararına dayanılarak yapılan davetin geçerli olduğu, Şubat ayında yapılan genel kurul toplantısından farklı olarak Mart ayında yapılan toplantı öncesinde hisselerin ...L ' ye devir ve hazirun cetvelinde yer aldığı, devir alanın kötü niyetinin kanıtlanmadıkça toplantı ve karar nisabının oluştuğunun ek raporda belirtildiği görülmüştür. Yargılamanın devamı sırasında daha önce heyetli olan Ticaret Mahkemelerinin tek hakimli mahkemeye dönüşmesi nedeni ile ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas nolu dosyası ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... esas nosunu almıştır. ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... esas nolu dosyasında aynı davacılar tarafından aynı davalı hakkında 13/02/2010 tarihli genel kurulla ilgili iptal/yokluk davası görülmesi nedeni ile, mahkemece 13/03/2010 tarihli genel kurul kararının yokluğunun tespitine ilişkin iş bu dava ... Ticaret Mahkemesinin 2011/... esas nolu dosyası ile birleştirilmiş ancak ... Asliye Ticaret Mahkemesince her iki dosya arasında bağlantı bulunmaması nedeni ile tefrik kararı vererek dosyayı yeniden iade etmiştir. ....Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2010/... esas nolu dosya incelendiğinde; davacılar vekili, müvekkili ...'in 28.09.2009 tarihinde davalı şirkette ortak olduğunu aynı zamanda da davalı şirketin %95 oranında hissesine sahip diğer davacı ....'i temsilen 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi seçildiğini, 13.02.2010 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısına usule uygun olarak davet edilmediğini ve görevden alındığını, diğer davacı müvekkili ....'ın ise, bir takım usulsüz ve hukuka aykırı işlemler sonucu davalı şirketteki ortaklık sıfatını iradesi hilafına kaybettiğini, davacılara TTK'nun 368. maddesine uygun şekilde davet yapılmadığını, davetin yetkili organ tarafından yapılmadığını, davacıların davalı şirkette ortak ve yönetim kurulu üyesi olarak 13.02.2010 tarihli olağanüstü genel kurulda konuşma, öneride bulunma, bilgi alma ve oy kullanma haklarını kullanamadıklarını, toplantı ve karar nisabının sağlanamadığını ileri sürerek, davalı şirketin 13.02.2010 tarihli genel kurul toplantısı ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı şirketin tüm yöneticilerinin yetkilerinin kaldırılarak dava konusu genel kuruldan önce görev yapmakta olan yönetim kurulunun görevinin devam etmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket vekili tarafından sunulan 09.04.2010 tarihli vekaletnamenin Türkçe çevirisinden, ... ...'in, Lüksemburg MK.'nun 1166. maddesine göre vekaletnamenin, ... ...'in genel müdürü... tarafından imzalandığı, yeni vekaletnamelerini sunmaları konusunda 30 gün kesin süre verildiği, davacı şirket vekili tarafından sunulan 14.02.2011 tarihli vekaletname çevirisinden, bu vekaletnamenin de yine davacı ... yöneticileri tarafından değil, ... ...'in temsilcisi ... tarafından imzalandığı, ....'ın ana sözleşmesi uyarınca şirketin (A) ve (B) ....'ın ortağı ve alacaklısı olan ... ... tarafından ... ... aleyhine, ... Holdings adına çıkarılan tüm vekaletlerle yasa dışı olarak temsil edilmesinin yasaklanması talebi ile açılan davanın yargılaması sonunda, Lüksemburg Bölge Mahkemesi'nce ... ...'in dolaylı davaya dayanarak Türkiye'de açtığı ancak ....'ın davacı taraf olarak görüldüğü davalar hakkında bir değerlendirme yapamayacağının belirtildiği, davacı ...'e 20.01.2010 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla çağrının gönderildiği, TTK.'nun 368. md. hükümleri ile ana sözleşmeye uygun şekilde davet yapıldığı, Lüksemburg MK.'nun 1166. md. ile, şahsa münhasır olan haklar için, alacaklı ... ... bu hakkı kullanamayacağı açıkça belirtildiği, somut olayda genel kurul kararının iptali davası açma hakkı ortaklık sıfatından dolayı, şahsa münhasır bir hak niteliğinde olduğu, bu nedenle davalı şirkette ortaklık sıfatı bulunmayan ve davada taraf olmayan ... ...'in 1166. md. hükmüne dayanarak ... adına vekaletname düzenleyerek şahsa münhasır bir hakka bağlı dava açması mümkün olmadığı, vekaletnamede, ... ...'in, borçlusu ... tarafından talep edilmeyen hakları talep, gerçekleştirilmeyen işlemleri gerçekleştirmede doğrudan menfaatin bulunması yani ...'ın kendi mal varlığının kaybına hareketsiz kalması halinde alacağı tehlikeye düşecek olan ... ...'in onun yerine ve adına hareket etme yetkisi düzenlendiği gerekçesiyle davacı ... yönünden, kanıtlanamayan davanın reddine, ... yönünden ise 6100 s. HMK'nun 114/f ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkemece verilen kararın , davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesince 21/02/2013 tarih 2012/15290 esas nolu ilam ile kararın bozulduğu, bozma ilamında " dava, 6762 sayılı TTK’nun 381. maddesi uyarınca açılan davalı şirketin 13.02.2010 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Davacı ortaklar, anılan genel kurulda davacı ...’na ait oyların gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığını, bu şirkete ait hisselerin satışına ilişkin ihalenin feshedildiğini, bu nedenle genel kurulda toplantı ve karar nisabının sağlanamadığını, müvekkillerine usulüne uygun çağrı yapılmadığını, genel kurul çağrısının yetkisiz organ tarafından yapıldığını ileri sürerek işbu davayı açmışlardır. Dosya kapsamından Lüksemburg’da düzenlenen vekaletnameye istinaden açılan davada, davacı şirkete ait payların satışına ilişkin icrada yapılan ihalenin feshedildiği ve kararın kesinleştiği hususu sabit olup, davacı ...’in davalı şirkette 1 adet pay sahibi olduğu davaya konu genel kurul hazirun cetvelinden de anlaşılacağı üzere çekişme konusu değildir. Bu durumda mahkemece, davacı ...’in öncelikle ortak sıfatıyla aktif husumete ehil olduğu ve ihalenin feshi davasının kesinleşmesi ile de genel kurulda %95 paya ait oyun gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığı sabit olduğu dikkate alınarak, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne karar vermek gerekirken yerinde bulunmayan “kanıtlanamayan davanın reddine” şeklinde soyut gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı .... yönünden yapılan incelemeye gelince; davacı şirket ortağı olduğu davalı ... ... ... A.Ş. ‘nin %95 oranında payına sahip olduğunu ve usulsüz icra takibinin kesinleştirilmesi sonucu yapılan ihale ile payların dava dışı ... ... şirketine geçirildiğini, bu şekilde genel kurulda şirketin haklarının ketmedildiğini, şirketin diğer ortağı ... ....’nun dava açmaya yanaşmaması nedeniyle MÖHUK. 9/4. maddesi uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer hukukuna (Lüksemburg) göre geçerli bir vekaletnamenin düzenlendiğini, gecikmesinde sakınca bulunması olgusuna da dayanarak Lüksemburg MK. 1166. maddesi gereği dava açılması için verilen vekaletnamenin geçerli olduğunu, Lüksemburg’da bu şekilde düzenlenen vekaletnamenin geçersiz olduğuna dair açılan davanın leyhlerine sonuçlandığını ileri sürerek genel kurulun yokluğunun tesbitini talep etmiştir. Her ne kadar genel kurul iptali davaları şahsın hukuku ile ilgili ise de, dava konusu genel kurulda alınan kararların, dosyada bulunan ceza soruşturması ve takip hukukuna ilişkin dosya kapsamlarına göre netice itibariyle davacı şirketin mal varlıksal haklarında etkili bulunduğunun açık olmasına göre olayda Lüksemburg MK. 1166. maddesi koşullarının oluştuğunun kabulü ile davacı şirket vekiline verilen vekaletnamede bir usulsüzlük bulunmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla mahkemece, dava konusu genel kurulda davacı şirketi temsil eden bir kısım yönetim kurulu üyelerinin azline karar verildiği ve alınan kararların mal varlıksal haklarını ihlal eder mahiyette bulunduğu, iddiaların ileri sürülüş şekli bakımından Lüksemburg MK.1166.maddesindeki koşulların oluştuğu, bu nedenle vekaletnamenin geçerli olduğu, kaldı ki Türkiye’de aynı vekaletname ile açılan davalarda bu yönden bir usulsüzlük görülmediği, kararların derecatten geçerek kesinleştiği nazara alınıp, bu davacının da aktif husumet ehliyetini haiz olduğunun kabulü ile yukarıda açıklandığı üzere, bu davacıya ait ve davalı ... Liman İşletmeleri A.Ş.’nin %95 payının gerçek hak sahibi tarafından genel kurulda temsil edilmemesi sebebiyle bu davacı tarafından açılan davanın da kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir." denildiği görülmüştür. Mahkemece bozma üzerine dosyaya yeni esas numarası verilerek yargılamaya devam olunduğu bu sırada 30/06/2016 tarihli celsede ... Holding ... vekili olarak Av....'nin davadan feragata ilişkin dilekçe ibraz ettiği ve ekinde vekaletname ibraz ettiği, aynı davacının diğer vekilleri tarafından feregat eden avukatın vekaletinin iptali açısından yurt dışında dava açıldığını bildirmesi nedeni ile mahkemece vekaletnamenin iptali yönünden açılan yurt dışındaki davanın bekletici mesele yapıldığı görülmüştür. İş bu dosyada da davacı ...'a ait vekaletnamenin geçerli olmadığı iddia edilmiş ise de yukarıda özetlenen ....Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere vekaletnamenin geçerli olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın buna yönelik iddialarına değer verilmemiştir. ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ... karar nolu dosya incelendiğinde; aynı davacılar tarafından ... ...man...Aş, ..., ..., ... Limited ve ... Limited aleyhine ...Aş'deki 169.460.996 adet hissenin 03/07/2012 tarihi itibariyle davacı ...'a ait olduğunun tespiti için dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda hisselerinin mülkiyeti için dava açıldığı mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıya ait payların mülkiyetinin davalılara geçtiği belirtilerek açılan davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada mevcut bilirkişi raporu ile uzman görüş raporu arasında çelişki bulunması nedeniyle , dosyanın mahkememizce resen seçilen genel kurul kararları konusunda uzman ... ve finans uzmanı ... 'a tevdi edilerek tüm dosya kapsamı ayrıca 15 ATM ye ait ... esas nolu dosyanın ( onanması /bozulması , 8 ATM nin dosyası her iki ihtimal dahilinde karara çıkması gibi durumlar değerlendirilerek ) 13/Mart 2010 tarihli genel kurul kararlarının iptali koşullarının oluşup oluşmadığının, davacıların davacı sıfatlarının olup olmadığının irdelenerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. 21/01/2019 tarihli heyet raporu dosyaya bırakılmıştır. Dava 13/03/2010 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkindir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06/02/2008 tarih 2016/6238 esas , 2018/... karar nolu ilamında da belirtildiği üzere, genel kurul kararlarının iptalini isteyen ortağın bu sıfatının iptal davasının kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekmektedir. 15 Asliye Ticaret Mahkemesine ait ... esas, 2017/.. karar nolu ilamda ... ... ...'nin ... Aş'de payının kalmadığı tespit edilmiştir. Davacı ...'un davacı sıfatının bulunup bulunmadığı açısından bu husus irdelendiğinde; ... tarafından ....İcra Dairesinin 2009/... ve 2009/... esas nolu dosyalarda ... aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin ... ... ... tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği, ...'a ait tek mal varlığı olan ... Aş hisselerinin haciz edilip satışının istenildiği, 06/01/2010 ve 07/01/2010 tarihlerinde yapılan ihaleler sonucunda ...'a ait davalı şirketteki 169.460,996 adet payın ... tarafından satın alındığı, ...'unda satın aldığı paydan 99.460,996 adet payı 22/02/2010 tarihinde ...L' ye sattığı, ilk satış üzerine ... tarafından ....İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/... esas, 2010/... esas nolu dosyaları ile ödeme emrinin tebliği ile ilgili tebligat parçasının usulsüz tebliğ edildiği iddia edilerek buna yönelik şikayet davası açtıkları, aynı mahkemesinin 2010/... ve 2010/... nolu dosyaları ile yapılan ihalelerin feshi için dava açıldığı icra hukuk mahkemesince açılan davaların reddine karar verildiği, Yargıtay 12.Hukuk Dairesince kararların bozulduğu, bozma ilamları incelendiğinde, ödeme emrinin tebliği ile ilgili tebligat parçalarının usulsüzlüğünden bahsedilerek şikayetin kabulüne ve ihalenin feshine karar verilmesinin gerektiğinin belirtildiği, bozma üzerine İcra Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak ihalenin feshine karar verildiği tespit edilmiştir. Bu karar üzerine icra müdürlüğünce tüm icra işlemlerinin geçmişe etkili olarak hükümsüz olduğuna, ihale edilen hisselerin malikinin halen ... olduğunun ... sicil kayıtlarına işlenmesi için ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere 06/01/2010 ve 07/01/2010 tarihlerinde yapılan ihaleler sonucunda ...'a ait davalı şirketteki 169.460,996 adet payı satın alan ... bu paydan 99.460,996 adet payı 22/02/2010 tarihinde ...L'ye devir etmiştir. İcra müdürlüğünün bozma kararı üzerine geçmişe etkili olarak işlem yapması akabinde ... Holding tarafından icra müdürlüğünün bu işleminin yasaya aykırı olduğu iddia edilerek kaldırılması için şikayet yolu ile .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... nolu dosyaları ile dava açılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karar Yargıtay 12.Hukuk Dairesince onanmış ancak karar düzeltm üzerine Yargıtay 12.Hukuk Daerisi 2012/31034 esas ve 2012/31033 esas nolu bozma ilamlarında "Borçlunun ... A.Ş.'deki hisse senetleri haczedilerek yapılan ihalede ... ...'ye satılmıştır. Hisse senetlerinin mülkiyetini kazanan ihale alıcısı, daha sonra bu hisse senetlerini ... AG'ye devretmiştir. Bu aşamadan sonra kesinleşen .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile ödeme emrinin 01.04.2010 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmasına ve hisse senetlerinin mülkiyetini ihale alıcısına geçiren ihalenin feshine karar verilmiş, icra müdürlüğünce tüm icra işlemlerinin geçmişe etkili olarak hükümsüz olduğuna, ihale edilen hisselerin malikinin halen borçlu olduğunun ... sicil kayıtlarına işlenmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 763. maddesi gereğince bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olur. 818 Sayılı BK'nun 225. maddesine göre cebri ihalede satım, memurun ihalesi ile gerçekleşir. Yine BK'nun 231. maddesine göre müzayede ile menkul bir mal alan kimse onun mülkiyetini ihale anında kazanır. İhale ile menkul mal, alıcıya teslim edildiği andan itibaren alıcı, bu menkul mal üzerinde temliki tasarrufta bulunabilir. Bu şekilde ihale alıcısından satın alan kişi dahi iyiniyetlidir ve o menkul malın mülkiyetini kazanır. Her ne kadar ihalenin feshi kararı, ihale alıcısı ... ...'yi etkilese de, hisseleri ihale alıcısından satın alan üçüncü kişi ... AG'nin kazandığı mülkiyet hakkını etkileyemez. Bir başka anlatımla, ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 01.04.2010 tarihinden önce yapılan işlemlerin (06.01.2010 ve 07.01.2010 tarihli ihaleler de dahil olmak üzere) yok hükmünde sayılması, ihale bedelini ödeyip malı teslim alan alıcıdan, söz konusu hisseleri satın alan iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımlarını etkilemez." denilerek onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür. Bu bozma kararından da anlaşıldığı üzere ...L'nin pay kazanımı geçerlidir. ...'da kalan 70.000,00 adet payın 60.000,00 adedi icra müdürlüğünce yapılan satış neticesinde 30/03/2011 tarihinde ... Limited'e satılmıştır. Yukarıda ayrıntıları ile yazıldığı üzere Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 21/02/2013 tarih 2012/31033 esas nolu bozma ilamında da açıklandığı üzere ... emin sıfatı ile zilyet olup bundan hisse senetlerini satın alan ... Limited'de , ...L gibi iyi niyetli üçüncü kişidir. ...L'nin satın alma tarihi 22/02/2010 ... Limited'in satın alma tarihi 30/03/2011 olup bu tarihlerde dava konusu ... Liman Aş nin hisselerinin devir edilmemesi hususunda uygulanan bir ihtiyati tedbir kararı yoktur. Nitekim ....Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/... esas ... karar nolu dosyasında ... ve ... ...'nin şikayeti üzerine " dolandırılıcılık, özel belgede sahtecilik, suç delilini yok etmek, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kamu kurum ve kuruluşlarının tüzel kişilerin araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık" suçlarından yapılan yargılama neticesinde 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında davalı olarak yer alan şirket yöneticileri hakkında beraat kararı verildiği ve beraat kararının Yargıtay 23.Hukuk Dairesine onanarak kesinleştiği, dolayısıyla 99.460.996 adet hisseyi 22/02/2010 tarihinde edinin ... ve 60.000,00 adet hisseyi 30/03/2010 tarihinde edinen ... Limited'in kötü niyetli oldukları davacı tarafça ispat edilemediği, ceza dosyası ile iyi niyetli üçüncü kişi oldukları sabit bulunduğu, iyi niyetli olmaları nedeni ile bu edinimlerinin korunması gerekeceği sonucuna varılmıştır. ... üzerinde kalan 10.000,00 adet hisse ise .... İcra Müdürlüğünün (eski ...İcra Müdürlüğü) 2009/... ve 2009/...351 esas sayılı dosyalarından ikinci defa yapılan 31/10/2013 tarihli ihaleye katılarak ... ... Aş ye ait 10.000,00 adet hisseyi ... Limited tarafından satın alındığı, bu satışla ilgili ...İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/... esas 2013/... karar nolu dosyasından ihalenin feshi için açılan dava nedeni ile yargılama yapıldığı, davanın reddine karar verildiği, ret gerekçesi olarak da " Davacının ihale konusu hisse senetlerinin geçersiz olduğuna, herhangi bir kıymeti bulunamadığına ilişkin iddiasının daha önce ...İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/... esas 2012/... karar ve 2012/... esas 2013/... karar sayılı ilamları ile incelenerek ret edildiği, bu yönü ile davacı iddiasının doğru olmadığı, alacağın temlikine ilişkin sözleşmenin geçerli olup ihalenin feshini gerektirecek başka bir neden de saptanmadığından davacının davasının reddine" denildiği söz konusu kararın yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, dolayısı ile 11 adet hisseninde mülkiyetinin ...'a ait olmadığı, sonuç olarak karar tarihi itibariyle davacı ...'un davalı ...'de hiçbir hissenin kalmadığı dolayısıyla Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06/02/2018 tarih 2016/6238 esas 2018/788 karar nolu ilamında da belirtildiği üzere, 13/03/2010 tarihli genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini isteyen davacı ...'un ortaklık sıfatının kalmaması nedeni ile bu davacı yönünden açılan davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Diğer davacı ...'in davalı şirketten bir adet payı olup bu davacının aktif husumet ehliyeti vardır. Bu davacı 13/02/2010 ve 13/10/2010 tarihli genel kurul toplantı tarihleri ve esas sözleşme ve TTK hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmiş ve ilan edilmiştir. Ancak davacı bu tarihli genel kurul toplantılarına katılmamıştır.13/02/2010 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespiti amacıyla açılan dava ....Asliye Ticaret mahkemesinin 2016/... esas sayılı dosyasında görülmekte olup, yargılamanın devamı sırasında davacılardan ... adına sunulan vekaletname ile açılan davadan feragat edilmiş, ...'un diğer vekilleri tarafından yeni sunulan vekaletnamenin geçersiz olduğu ve bu amaçla yurt dışında yürüyen dava bulunduğunun bildirilmesi nedeni ile mahkemece bu davanın neticesinin beklenmesine karar verilmiştir. 13/02/2012 tarihli genel kurul kararının yokluğunun tespitine karar verilmesi halinde iptalden farklı olarak genel kurul ve alınan kararlar baştan itibaren yok hükmünde olacaktır. Bu durumda yönetim kurulunun seçimine ilişkin kararda alınmamış sayılacaktır. Bir başka ifade ile yönetim kuruluna seçilen kimselerin seçimi yapılmamış olacak bu kimseler organ sıfatı kazanamayacaktır. Yönetim kurulunun seçiminin yok hükmünde olması 13/03/2010 tarihli genel kurulda alınan kararları da etkileyecektir. Zira toplantıya çağrı yetkili organ tarafından yapılmadığı için genel kurulda yok hükmünde olacaktır. Yokluğun sonucu bununla da sınırlı kalmayacaktır. 2010 tarihinden sonra gerçekleşen tüm genel kurallara sirayet edecektir. Şirketler hukukunda hukuk ve işlem güvenliği açısından butlan ve yokluk ikincil nitelikte olup ancak istisnai durumlarda uygulama bulur. Genel kurula çağrının yetkisiz organ tarafından yapıldığı gerekçesi ile 13/03/2010 tarihli genel kurulda alınan kararların yokluğuna karar verilmesi zincirleme olarak davanın açıldığı 2010 yılından bu yana gerçekleşen tüm genel kurulların ve bu genel kurullarda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğu sonucuna götürecektir. Bu bağlamda hukuk ve işlem güvenliği bakımından sicilin olumlu etkisine dayalı olarak üçüncü kişilerle yapılan işlemlerin geçerli olacağı kabul edilse bile örneğin sermaye artırımına ilişkin kararlarında geçmişe dönük olarak yok hükmünde olması sonucu doğacaktır. Hukuk ve işlem güvenliği bakımından son derece sakıncalı bu sonucun mutlak olmadığı düşünülmektedir. Nitekim TTK 410.maddesinde görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği hükme bağlanmıştır. Burada da esasen görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri organ sıfatını kaybetmektedir. Görev süresi dolması ile birlikte hiçbir yetki ve görevi kalmayan yönetim kurulu ile seçimi batıl olan yönetim kurulu arasında yetki ve görev bakımından hiçbir fark yoktur. O halde dogmatik olarak bakıldığında görev süresi dolmuş yönetim kurulu ile seçimi batıl ya da yok hükmünde olan yönetim kurulu arasında ticaret siciline tescil edilmiş olmak kaydı ile genel kurul toplantısına çağrı noktasında bir ayrım yapılmadan ilk durumda da genel kurula çağrıyı geçerli kabul etmek hukuk ve işlem güvenliği de dikkate alındığında uygun bir çözüm olarak görülmektedir. O halde ....Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava da 13/02/2010 tarihli genel kurulun yokluğunun tespitine karar verilmiş olması ihtimalinde de 13/03/2010 tarihli genel kurulu davalı şirket yönetim kurulunun ticaret siciline tescil edilmiş üyeleri tarafından çağrılmış olması nedeni ile hukuk ve işlem güvenliği açısından geçerli kabul edilerek ayrıca yukarıda da özetlendiği üzere 13/03/2010 tarihli genel kurula pay kazanımı geçerli bulunan ve davalı şirkette 99.460.996 adet hissesi bulunan ... ve hazirun cetvelinde ... Belediye'si ve ... katılarak alınan kararların niteliği itibari ile toplantı ve karar nisabı oluştuğu da dikkate alınarak bu davacı tarafından açılan davanın da reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile davacı ....nin davasının aktif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeni ile reddine, davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna gidilmesi üzerine, İstanbul BAM 43 H.D.'nin 2020/735 esas 2022/446 karar sayılı ilamı ile , istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş , istinaf ilamı incelendiğinde ; "Dava, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların yoklukla malül olduğunun tespiti davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı ...'ın davalı şirketteki hisselerinin usulsüz işlemlerle elinden çıkıp çıkmadığı, çağrının usulsüz olup olmadığı ve genel kurul kararlarının yok hükmünde olup olmadığı noktasındadır. Davalı ... A.Ş.'nin 178.380.000 hissesinden 169.460.996 adedi davacı ...'a,8.919.000 adedi ... Belediyesine, 1 adedi ...'e, 1 adedi ...'na, 1 adedi ... ..., 1 adedi ...'na ait iken, davacı ...'un %95'e tekabül eden hisselerinin .... İcra Müdürlüğünün (eski ... 6.) 2009/... ve 2009/... esas sayılı takip dosyalarında yürütülen icra takibi sonucunda 06/01/2010 ve 07/01/2010 tarihinde yapılan ihaleler ile ... tarafından satın alınması sonucu 169.460.996 adet hisseye ... ... malik olmuş ve davacı ...'un davalı şirkette hiç hissesi kalmamıştır. Bu icrai satışlardan sonra 13/02/2010 ve 13/03/2010 tarihlerinde davalı şirket genel kurulları yapılmıştır. Davacı tarafça, hisselerin devrinin yapıldığı icra işlemlerinin usulsüz olduğu, 13/02/2010 tarihinde alınan genel kurul kararlarının iptali halinde genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin 13/03/2010 tarihli genel kurula hazırlık işlemlerinin ve dolayısıyla çağrının da geçersiz olacağı, ...'un genel kurula davet edilmediği ve ayrıca toplantı ve karar nisabının sağlanmadığı iddiasıyla davalı şirketin 13/03/2010 tarihli genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. Genel Kurul kararlarının meydana gelişlerinde kurucu unsurlardan birinin olmaması veya konuları bakımından emredici hükümlere aykırı olan genel kurul kararları ise yokluk müeyyidesine tabidir. Bir genel kurul kararının yokluğu başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade eder. Genel kurul kararlarının geçerliliği iki zorunlu unsura bağlıdır. İlki genel kurul niteliğinde bir kurulun var olması, diğeri ise kurulu oluşturan pay sahiplerinin kararıdır. Bu kapsamda toplantıya katılanlar pay sahibi değilse, pay sahipleri TTK’nın genel kurulun toplanması için öngördüğü şekil ve usulde toplanmamışsa bir genel kurul kararının varlığından söz edilemez, yokluk yaptırımına tabi bir karar ortaya çıkar. Davaya konu genel kurul kararı öncesinde davalı ... A.Ş.'nin 178.380.000 hissesinden 169.460.996 adedi davacı ...'a, 8.919.000 adedi ... Belediyesine, 1 adedi ...'e, 1 adedi ...'na, 1 adedi ...'e, 1 adedi ...'na ait iken, davacı ...'un %95'e tekabül eden hisselerinin, davacı şirketin hissedarlarından dava dışı ... şirketinin davacı şirketten olan alacağının tahsili için başlatılan ve .... İcra Müdürlüğünün (eski ... 6.) 2009/... ve 2009/... esas sayılı takip dosyalarında yürütülen icra takibi sonucunda 06/01/2010 ve 07/01/2010 tarihinde yapılan ihaleler ile ... tarafından satın alınmış ve ihale alıcısı ... tarafından bu hisselerin 99.460.996 adedini 22/02/2010 tarihinde ...'e, 60.000.000 adedini de 30/03/2011 tarihinde ... Limited'e satılmıştır. Bu satışlardan sonra ihale alıcısı ... üzerinde 10.000.000 adet hisse kalmış, davacı ...'un ise davalı şirkette hiç hissesi kalmamıştır. Bahsi geçen icra takiplerine ilişkin olarak takipteki ödeme emrinin iptali konusunda 03/05/2011 tarihinde ... ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/..., ... ve ... esas sayılı dosyalarında davalar açılmış ve yargılama sonucunda ödeme emrinin tebliğinin geçersizliği ile ödeme emrinin borçluya 01/04/2010 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmasına karar verilmiş ve kararlar kesinleşmiştir. Ayrıca .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/... esas sayılı dosyasında açılan ihalenin feshi davasında 06/01/2010 ve 07/01/2010 tarihli ihalelerin sonuç itibariyle feshine karar verilmiş ve bu karar da kesinleşmiştir. Bu karar üzerine takip borçlusu davacının talebiyle icra müdürlüğünce davaya ve takibe konu ... A.Ş. hisselerine borçlu ...'a iade edilmek üzere el konulmasına, geçici ilmuhaberlerin veya temsil ettiği hisselerin bulunamaması halinde hisselerin borçlu ...'a ait olduğunun pay defterine işlenmesine karar verilmiştir. İcra müdürünün bu işlemine karşı ...'in şikayet yoluna başvurması üzerine .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında şikayetin reddine karar verilmiş ancak kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/01/2013 tarih ve 2012/3104-2013/1418 sayılı kararı ile "her ne kadar ihalenin feshi konusunda ihale alıcısı ...'u etkilese de, hisseleri ihale alıcısından satın alan 3. kişi ...'in kazandığı mülkiyet hakkını etkilemeyeceği, 01/04/2010 tarihinden önce yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılmasının, ihale bedelini ödeyip malı teslim alan alıcıdan söz konusu hisseleri satın alan iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımlarını etkilemeyeceği, bu durumda icra müdürünün mülkiyet hakkına müdahale eder şekilde satışı yapılan ve ...L holdinge devredilen hisse senetlerinin de borçluya ait olduğuna ilişkin kararın iptal edilmesinin gerektiği" icra mahkemesi kararı bozulmuş ve en nihayetinde .... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında bozmaya uyularak şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün devredilen hisse senetlerinin borçluya ait olduğuna ilişkin kararının iptaline karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Söz konusu takip dosyalarında tebligat usulsüzlüğü nedeniyle yapılan hisse hacizlerinin de iptali gerektiğinden takip dosyalarında satılmayan ve üzerindeki haciz kalkan 10.000.000 hisse davacıya iade edilmiş, ancak bu kez takip dosyalarında borç ödenmediğinden bu hisseler tekrar haczedilmiş ve 10.000.000 hisseyi yapılan ihale sonucunda alacağı temlik alan ... şirketi 31/10/2013 tarihinde alacağa mahsuben satın almıştır. Davacılar ... ve ... Holdings tarafından davalılar ..., ...., ... ve ... hakkında, yargılaya konu olan hisselerin mülkiyetinin aidiyetinin tespiti istemiyle .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında görülen davada, davanın reddine karar verilmiş, bu kararın istinafı üzerine de İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2018/846 esas sayılı dosyasında "davacının davalıların kötü niyetli olduklarını ispatlayamadığı gibi, aralarında işbirliği olduğunu, şirketler arasında organik bağ olduğunu, sırf söz konusu hisseleri davacının elinden almak için asıl alacaklı ile işbirliği içinde hareket ettiklerini kanıtlayamadığı, kesinleşen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/.... -... sayılı kararı ile şirketler arasında davacının iddia ettiği gibi bir işbirliğinin bulunmadığı, yapılan takip ve devir işlemlerinde usulsüzlük olmadığı, aralarında organik bağ bulunmadığı, eylemlerin hukuki uyuşmazlık konusu olduğu, dolandırıcılık kastının bulunmadığının tespit edildiği, yapılan ilk ihale tebligat usulsüzlükleri nedeniyle iptal edilmiş ise de, emin sıfatı ile zilyet ihale alıcısından hisseleri devralan 3. kişilerin iyiniyetli kazanımlarının etkilenmeyeceği, ayrıca davacının, hakkında yapılan ve kesinleşen icra takiplerinden dolayı takip alacaklısına borcu olmadığını iddia etmediği gibi bu konda açılmış bir menfi tespit davasının da bulunmadığı, buna göre davacının borcundan dolayı kesinleşen icra takibi sonucunda iptaline karar verilen bu ihale ile hisseleri satın alan ve davacı tarafça kötü niyetli oldukları ispatlanamayan, ihale alıcısı emin sıfatı ile zilyet ...'tan edinen iyiniyetli 3. kişi konumunda olan davalılar ... ile ... ... bu kazanımlarının etkilenmeyeceği, birleşen davada ise, bu davanın davalısı ...'un, kesinleşen takipte takip alacaklısından alacağı temlik alarak hacizli hisseleri takipte yapılan ihale sonucunda borca mahsuben satın aldığı, davacının, asıl alacaklı ... ile davalı arasındaki temlik işleminin muvazaalı olduğunu ispatlayamadığı, ayrıca davacının takipte borçlu olmadığını da iddia etmediği, geçerli bir takip sonucu usulüne uygun şekilde haczedilmiş olan davaya konu hisseleri alacağı temlik alarak takipte yapılan ihale ile satın alan davalı ...'un da hisselerin gerçek maliki olup, davacının muvazaa iddiasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle asıl ve birleşen dava yönünden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak anılan istinaf kararına karşı temyize başvurulmuş olup, yargıtay aşamasında bulunan karar henüz kesinleşmemiştir. Bilindiği üzere genel kurul kararının iptali davasında, kararın iptalini talep eden ortağın, ortaklık sıfatının dava süresince devam etmesi gerekir. Uygulamada husumet olarak tanımlanan bu yetkinin, tüm dava sürecinde davacı üzerinde bulunması gerekmektedir. Dava açan kişinin ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki menfaati de kalmaz. Yukarıda ifade edildiği gibi yapılan icrai satışlar sonucunda davacı şirketin, davalı ... A.Ş.'de hiç hissesi kalmamıştır. Ancak davacı tarafın hisselerin mülkiyetinin aidiyeti istemiyle açmış oldukları .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası henüz kesinleşmemiş olup, bu davanın sonucuna göre davacı şirketin icrada ihale ile satılan hisselere malik ve dolayısıyla şirkete hissedar olma ihtimali bulunmaktadır. Bu halde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası sonucunun beklenmesi gerekir. Ayrıca .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açılan davanın sonucuna göre, davacı tarafça satışlardan sonra yapılan ilk genel kurul olan 13/02/2010 tarihli genel kurul karalarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemiyle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/...(eski esas 2013/...) esas sayılı dosyasında dava açılmış olup, bu dava da halen derdesttir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... esas sayılı dosyasında 13/02/2010 tarihli genel kurul karalarının yok hükmünde olduğuna karar verilmesi halinde, bunun bir sonraki genel kurula ilişkin olan eldeki davaya etkileri değerlendirilmelidir. Hal böyleyken, icradan ihaleyle satışı gerçekleştirilen hisselere ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyasında yargılamaya konu edilen mülkiyet ihtilafı çözülmeden davanın sonuçlandırılması isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine " şeklinde karar verildiği görülmüştür. İstinaf ilamı doğrultusunda, ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2014/... esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenilmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesince 21/12/2017 tarih ... esas 2017/... karar sayılı ilamı ile ; "İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve ... Esas, 2017/... Karar sayılı kararıyla; icra hukuk mahkemelerince 06.01.2010 ve 07.01.2010 tarihli ihalelerin feshine karar verildiği, davacı ...’a ödeme emrinin 01.04.2010 tarihinde tebliğ edildiğinin hüküm altına alındığı, bu kararlar ile davalı ...'un alıcısı olduğu ihalelerin iptal edildiğinin sabit olduğu, böylelikle ...'un alıcısı olduğu ihalenin iptali sonucu elinde kalan 10.000.000 adet hissenin davacı ...'a döndüğü, ancak bu şirket aleyhine 10.05.2011 tarihinde ikinci haciz işleminin yapıldığı, 31.10.2013 tarihli ihale ile bu (10.000.000 adet) hisselerin birleşen davada davalı ... Limited'e satıldığı, böylece davalı ... şirketinde karar tarihi itibariyle davaya konu davalı ... A.Ş’ye ait şirket hissesinin kalmadığı, bu sebeple davalı ... yönünden davanın esastan reddi gerektiği; davalılar ...L ve ... şirketlerinin edindikleri davalı ... A.Ş. hisseleri yönünden yapılan incelemede ise ihalenin feshi kararının kesinleşmesi üzerine hisselerin tekrar davalı ... A.Ş'ye iadesi işlemleri sırasında icra müdürlüğü tarafından hisse senetlerine el koyma işlemi aleyhine şikayet yoluna başvurulması sonucu davanın reddine dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bozma kararında “Her ne kadar ihalenin feshi konusunda ihale alıcısı ...'u etkilese de hisseleri ihale alıcısından satın alan 3. kişi ...L ... kazandığı mülkiyet hakkını etkileyemez, ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 01.04.2010 tarihinden önce yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılması, ihale bedelini ödeyip malı teslim alan alıcıdan söz konusu hisseleri satın alan iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımlarını etkilemez, bu durumda icra müdürünün mülkiyet hakkına müdahale eder şekilde satışı yapılan ve ...'e devredilen hisse senetlerinin de borçluya (... ...) ait olduğuna ilişkin kararın iptal edilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile istemin reddi hüküm tesisi isabetsiz olup” şeklinde karar verildiği, bozma kararında açıklandığı üzere ihale alıcısı davalı ...’un emin sıfatıyla zilyet, davalılar ...L ve ...’ın de emin sıfatıyla zilyetten hisseleri satın alan iyiniyetli üçüncü kişi oldukları, davalı ...L'in satın alma tarihi olan 22.02.2010 ve davalı ...'ın satın alma tarihi olan 30.03.2011 tarihlerinde dava konusu davalı ... A.Ş. hisselerinin devir edilmemesi konusunda uygulanan bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında davalı şirketlerin yöneticileri hakkında beraat kararı verildiği, mahkemenin ceza dava dosyasında tespit edilen maddi vakıalarla bağlı olduğu, onanan beraat kararı ile davalıların kötüniyetli olmadıklarının sabit hâle geldiği, davalı şirketlerin iyiniyetli olmaları nedeniyle bu edinimlerinin korunması gerekeceği, birleşen davada davalının ikinci defa yapılan 31.10.2013 tarihli ihaleye katılarak davalı ... A.Ş'ye ait 10.000.000 adet hisseyi satın aldığı, ihalenin feshini gerektirecek neden bulunmadığı, davacının dava dışı ... ile yaptığı alacağın temliki sözleşmesinin hukuka aykırı olmadığı, mahkemenin icra hukuk mahkemesi kararı ile tespit edilip kesin hüküm hâline gelen maddi vakıalarla bağlı olduğu, davacının iddialarının yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine." karar verilmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davalarda, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. İstinaf kararına karşı , asıl ve birleşen davalarda , davacılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay 11 H.D.'nin 01/06/2022 tarih 2020/7482 esas 2022/4328 karar sayılı ilamı ile ; "…1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince birleşen davada verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından birleşen dava yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Asıl dava, davalı ... A.Ş. hisselerinin davacı şirkete ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacılar vekili dava dilekçesi ve beyanlarında; müvekkili şirketin dava dışı ortağı ...’nın şirketten olan alacağı için ,... İcra Müdürlüğünün 2009/... E. ve 2009/... E. sayılı dosyaları üzerinden başlattığı icra takibinde ödeme emrinin müvekkili şirketin Lüksemburg’daki adresi yerine, şirkete alacaklı ... tarafından yönetim kurulu üyesi olarak atanan Rüştü İzmen’e usulsüz şekilde tebliğ ettirildiği ve bu kişi tarafından takibin şirketten gizlenmesi suretiyle itiraza uğramaksızın takip kesinleştirilerek, şirketin tek malvarlığı olan davalı ... Liman A.Ş.’deki %95 oranındaki hisselerinin haczedildiğini, 500 Milyon ABD doları değerinde limanı olan şirketteki hisse değerinin üç gün içerisinde kıymet takdirinin yapıldığını, kıymet takdir raporunun ise bu defa ... tarafından şirkete atanan diğer yönetim kurulu üyesi ... tarafından usulsüz olarak tebliğ alınması ve yine müvekkili şirketten gizlenerek itiraza uğramaması sağlanarak, 5 - 6 Ocak 2010 tarihinde düşük tirajlı bir gazetede satışın ilanı yapıldığını, ilandan yalnızca birer gün sonra 6 ve 7 Ocak 2010 tarihlerinde yapılan ihale ile hisselerin davalı 19.000 İsviçre Frank sermayeli, türü itibariyle ortaklık yapısı gizli (treuhand) ... ....’ye satıldığını, ihale alıcısının da bu hisselerin %56’sını (çoğunluğunu) çok kısa bir süre sonra 22.02.2010 tarihinde liman işletmesi konusunda hiçbir deneyimi ve tecrübesi bulunmayan 100.000 İsviçre Frank’ı sermayeli davalı ... AG’ye, %33,5 oranındaki hisselerini ise 30.03.2011 tarihinde hiçbir finansal hareketi, ticari faaliyeti ve çalışanı bulunmayan ... Ltd’ye devrettiğini, devirlerin muvazaalı olduğunu, ... İcra Mahkemesince ihalenin feshine karar verildiğini bu kararın Yargıtay 12. HD tarafından onanarak kesinleştiğini, bu defa ... tarafından ihale sonucu edinilen hisselerin İcra Müdürlüğü tarafından İİK m. 40 uyarınca yeniden müvekkili ...’a iadesine karar verildiğini, böylelikle haciz, kıymet takdiri, muhafaza, ihale gibi tüm işlemlerin geçmişe etkili olarak hükümsüz hale geldiğini, tebligatın müvekkiline 01.04.2010 tarihinde yapılmış sayıldığını, davacıya ait ... hisselerinin yeniden iadesini sağlamak üzere İcra Müdürlüğünce yapılan 23.06.2011 tarihli muhafaza işlemi sırasında usulsüz ihale ile ...’a, ondan da diğer davalılara geçen ... A.Ş.'ye ait ilmuhaberlerin ... yöneticilerinin kullandığı odadaki kilitli dolapta ele geçirilerek müvekkiline iadesinin sağlandığını, bu esnada ..., ... ve ... şirketleri yetkilileri tarafından, beyaza imza şeklinde ıslak imza ile atılmış ... A.Ş. hisselerinin devrini öngören ancak devir bedeli içermeyen boş devir/ciro belgeleri ile ihtiyaç anında kullanılmak üzere hazırlanmış yönetim kurulu kararlarının ele geçirildiğini, ancak davalıların bu ilmühaberleri etkisiz kılmak için, ilmuhaberlerin iptaline ve hisse senedi bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı almaksızın panik halinde geçmiş tarihte basılmış gibi hisse senetleri bastırdıklarını, tüm bu usulsüz işlemler nedeniyle davalı şirket yetkilileri ile hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde nitelikli dolandırıcılık ve özel evrakta sahtecilik suçundan kamu davası açıldığını, ...’un hiçbir şekilde ... AŞ hisselerinin maliki olmadığının ve yapılan devirlerin yok hükmünde olduğunun mahkeme kararıyla kesinleştiğini, kendisi malik olmayan ve TMK m. 988 uyarınca emin sıfatıyla zilyet olmayan ...’un, tabela şirketi olan ...ve ...’a yaptığı devirlerin de hükümsüz olduğunu, hisselerin hak sahibinin rızası ve iradesi dışında elinden çıkması nedeniyle bu hisselere iyi niyetle dahi malik olunamayacağını, kaldı ki tüm davalıların el ve işbirliği içerisinde kötü niyetle hareket ettiklerini, son derece kompleks bir liman işletmesi yatırımının hisselerinin hiçbir hukuki ve mali inceleme çalışması (due diligence) yapılmadan devralınmasının ticari teamüllere aykırılık taşıdığını, hisse devir işlemlerinin davacı şirketin hukuka aykırı şekilde kaybettiği hisselerine kavuşmasını engellemeyi amaçladığını, devirden 4 gün önce ...’nin imza yetkilisinin değiştirildiğini, ... ve ...’in iki ay içerisinde üç genel kurul toplantısı yaptığını, bunun son ikisinin üç gün arayla yaptığını, yine alacaklının sahibinin eşi tarafından kullanıldığına dair deliller olan odada bulunan evraklar gözetildiğinde bu devir işlemlerin birlikte planlandığının, sürecin birlikte yürütüldüğünün, davalıların alıcı ile birlikte hareket ettiğinin ortaya çıktığını ileri sürmüş ve ... A.Ş.’nin %95’ine tekabül eden hisselerin davacı ... ...’a aidiyetinin ve muvakkat ilmühaberlerin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin reddine karar verilmiş ise de, ihalenin feshi kararıyla ...’un hiçbir şekilde davaya konu hisse senetlerine malik ve iyi niyetli zilyet olmadığının kesinleştiği, her ne kadar ... A.Ş.’deki %95 hissenin davacı şirkete aidiyeti yönünde ... A.Ş.’nin pay defterine şerh düşülmesine dair İcra Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan Yargıtay 12. HD’nin 2012/31033 E. – 2013/1417 K. Sayılı ilamında, ...’tan hisse devir alan ...L ve ...’ın iyi niyetli kişi olduklarına dair tespitlere yer verilmiş ise de, kural olarak icra hukuk mahkemelerinin dar yetkili mahkemeler olduğu, verilen kararların sadece icra işlemleri açısından sonuç doğuracağı, İİK dışında genel kanunlar yönünden yapılan takdir ve değerlendirmeleri ile verdikleri kararların genel mahkemeler yönünden hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığı, ihalenin feshi kararlarının kesinleşmesiyle birlikte davalı ...’un iyi niyetli zilyet ve malik sayılmasının mümkün olmadığı, ...’un sonradan iptal olunan ihale ile ele geçirdiği 500 Milyon USD değerinde liman işletmesi olduğu ileri sürülen ... A.Ş. hisselerinin %56’sını ...L’e, %33’ünü ...’a çok kısa sürede devrettiği, anılan şirketlerin geçmişte hiçbir liman işletmesi tecrübesi, yeterli personeli bulunmayan ve oldukça düşük sermayeli şirketler olduğu, devir öncesinde ticari teamüllere aykırı şekilde hiçbir hukuki ve iktisadi inceleme (due diligence) raporu alınmadığı, hisse alım satımına ilişkin para trafiğine rastlanmadığı, ihalenin feshi kararı sonrası icra müdürlüğü tarafından yapılan muhafaza işlemi sırasında şirketin yeni hissedarlarına ait ıslak imzalı ... A.Ş.'ye ait liman tesislerine ait yirmi altı dönüm taşınmazın 5 milyon TL'ye satılmasına dair yönetim kurulu karar taslağı ile beyaza imza şeklinde ... A.Ş.’nin hisselerinin devrine dair ... yönetim kurulu başkanına ait ıslak imzalı çok sayıda devir tarihi ve bedel içermeyen, alıcı kısmı boş ciro belgelerinin ele geçirildiği gibi, davalılar ...’ın hayatın olağan akışına aykırı, kötü niyetli ve muvazaalı olarak birlikte hareket ettiklerine dair ciddi ve haklı itiraz ve iddiaları hususu dikkate alınmaksızın, üçüncü kişiler arasındaki muvazaanın her türlü delille ispat edilebileceği, delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararlarının hukuk mahkemelerini bağlamayacağı, kaldı ki .... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kararda da olayın hukuki ihtilaf olduğu ve değerlendirmenin hukuk mahkemeleri tarafından yapılması gerektiğinin ifade edildiği gözden kaçırılarak, iyi niyetin sonuca etkisi tartışılmaksızın, genel mahkemeler açısından bağlayıcılığı olmayan icra hakimliği ilamına istinaden davalı şirketlerin hisse senetlerini iktisapta iyi niyetli sonraki müktesip oldukları kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmediği gibi, dava ... A.Ş.'ye ait hisselerin davacı şirkete aidiyetinin tespiti istemine ilişkin olması, ...'un eylemlerinin dava konusu ve bu hususta verilecek kararın ...'u da ilgilendirmesi sebebiyle, ... yönünden hisseleri devrettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de isabetli görülmemiş ve asıl davada verilen hükmün bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir,…" denilerek " (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın onanmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine " karar verilmiştir. ... ATM'since dosya ... nolu esasa kayıt edilerek, önceki kararında direnme kararı vermiştir. ... ATM'since verilen direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/05/2025 tarih 2023/11-... esas 2025/... karar sayılı ilamı ile direnme kararının onanmasına oy çokluğu ile karar verildiği, ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait ilamın 21/05/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait ... sayılı ilamı incelendiğinde ; " Davacı şirket ... yönünden yapılan incelemede; 6762 Sayılı TTK'nun 381. maddesi dikkate alındığında anonim şirket genel kurul kararlarının iptali ve butlanı talebiyle dava açma hakkının pay sahipleri, yönetim kurulu ve kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birine tanınmış olduğu açıktır. Eldeki davada da davacı ..., davalı şirketin % 95 oranında pay sahibi olduğunu ileri sürerek butlan talebiyle dava açmış bulunmaktadır. Ancak dosya kapsamında bulunan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2023 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararının incelenmesinden, söz konusu dosyadaki asıl davada, davacı ... tarafından, davalı ... A. Ş.'nin hisselerinin ...'ye ait olduklarının tespiti talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/05/2025 tarih ve .... Sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği ve kararın 21/05/2025 tarihi itibariyle kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Gerek .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2023 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı, gerekse davalı şirket pay defteri, ticaret sicil kayıtları ve hazirun listesi dikkate alındığında davacı şirketin genel kurul toplantı tarihi olan 13/02/2010 tarihinde davalı şirkette pay sahibi olmadığı, bu itibarla genel kurul kararının butlanı davası açma hususunda aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı ... yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamında toplanan delillerden, davacı ...'in, davalı şirkette nama yazılı bir (1) adet pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, 13/02/2010 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısına usule uygun olarak davet edilmediğini ve görevden alındığını, diğer davacı müvekkili ....'ın ise, bir takım usulsüz ve hukuka aykırı işlemler sonucu davalı şirketteki ortaklık sıfatını iradesi hilafına kaybettiğini, toplantıdaki oyların gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığını, toplantı ve karar nisabının sağlanamadığını ileri sürerek, davalı şirketin 13/02/2010 tarihli genel kurul toplantısı ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, genel kurul çağrı mektubunun davacı ...'e 20/01/2010 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla gönderildiği, 6762 Sayılı TTK.'nun 368. ve devamı maddesi hükümleri ile ana sözleşmeye uygun şekilde davet yapılmış olduğu, yine toplantı tarihinin 6762 Sayılı TTK.'nun 368. maddesi uyarınca Ticaret Sicil ve Yenigün Gazetelerinde 21/01/2010 tarihinde yayınlandığı anlaşılmıştır. Bu anlamda usulüne aykırılık dolayısıyla genel kurul kararının iptalinin dava edilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Davacı tarafın, toplantıda alınan kararların butlanı sebebi olarak ayrıca, davalı şirketin % 95 payının gerçek hak sahibi tarafından genel kurulda temsil edilmemesini ileri sürdüğü görülmektedir. Ancak kesinleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2023 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı ile, davalı şirkette % 95 oranında pay sahibi olduğunu ileri süren ...'nin, davalı şirkette pay sahibi olmadığının tespitine karar verilmesi karşısında, toplantıda kullanılan oyların % 95'inin gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığı yönündeki iddianın yerinde olmadığı, bu anlamda söz konusu butlan sebebinin eldeki davada söz konusu olamayacağı anlaşılmıştır. Yine dosya kapsamına göre, başka bir butlan sebebinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davacı ... tarafından açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 27/11/2013 tarih ve 2013/324 Esas, 2013/268 karar sayılı kararıyla; Mahkememizin 20/06/2012 tarih ve 2010/354 Esas, 2012/147 karar sayılı kararında direnilmesine ve davacı şahıs; ... yönünden, kanıtlanamayan davanın reddine, davacı şirket; ... yönünden, 6100 s. HMK'nun 114/f ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine, verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/04/2015 tarih ve 2014/11-163 Esas, 2015/1225 karar sayılı ilamı ile Mahkememizce verilen direnme kararının bozulmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine karar verilmesi nedeniyle, Hukuk Genel Kurulu kararına uyularak, bu kararda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmekte ise de, Mahkememiz kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/04/2015 tarih ve 2014/11-163 Esas, 2015/1225 karar sayılı kararından sonra, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen başka bir karar ile(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/05/2025 tarih ve 2023/11-802 E., 2025/335 K. Sayılı kararı), .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2023 tarih ve ... E., ... K. Kararının onanmasına karar verilmesi ve eldeki davada davacı ...'nin, davalı şirkette pay sahibi olmadığının tespit edilmesi nedeniyle, yapılan bu tespit doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılmak durumunda kalınmış ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/04/2015 tarih ve 2014/11-163 Esas, 2015/1225 karar sayılı ilamına aykırı şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davacı ... tarafından davalı hakkında açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... tarafından davalı hakkında açılan davanın esastan reddine " denilerek davacı ... tarafından davalı hakkında açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... tarafından davalı hakkında açılan davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkememize ait kararın istinaf edilmesi üzerine, yukarıda özetlenen istinaf ilamında özellikle ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait kararın kesinleşmesi beklenilmesi istenilmiş ve mahkememizce ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait (önceki esası ...) ... esas sayılı dosyanın kesinleşmesi beklenilmiş ve 21/05/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İstinaf ilamında bahsi geçen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı ilamı incelendiğinde, kesinleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ... sayılı kararına atıf yapılarak bu karar esas alınarak, davacı ... yönünden aktif husumetten, diğer davacı yönünden ise esastan davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce daha önce verilen karar ... ATM'nin ... esas sayılı dosyası ve ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait ... esas sayılı dosyasından verilen kararlar birlikte değerlendirildiğinde, 13/03/2010 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti için davacı ... tarafından dava açılmış ise de, önceki kararımızda belirttiğimiz üzere "karar tarihi itibari ile davacı ...'un davalı ...'de hiçbir hissesinin kalmadığı dolayısıyla Yargıtay 11 HD'nin 06/02/2018 tarih 2016/6238 esas 2018/788 karar sayılı ilamında da belirttiği üzere , 13/03/2010 tarihli genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini isteyen davacı ...'un ortaklık sıfatının kalmaması nedeniyle" bu davacı yönünden açılan dava da aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından , aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davacı ...'in talebi yönünden değerlendirme yapıldığında ise önceki kararımızda belirttiğimiz üzere , 13/03/2010 tarihli genel kurula , pay kazanımı geçerli bulunan ve davalı şirkette 99.460.996 adet hissesi bulunan ... ve hazirun cetvelinde ... Belediyesi ve ...'nun katılımı ile alınan kararların niteliği itibari ile toplantı ve karar nisabı oluştuğu da dikkate alınarak bu davacı tarafından açılan davanın da reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacı ....'nin davasının aktif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle reddine, 2-Davacı ... tarafından açılan davanın reddine, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden 45.000,00TL vekalet ücretinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iadesine, 6-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden , başta alınan 17,15TL'nin mahsubu ile kalan 598,25TL'nin davacılardan alınarak hazineye irad kaydına, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır