T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1387 KARAR NO : 2025/1844 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 27.06.2025 NUMARASI : 2025/569 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.06.2025 tarih 2025/569 Esas sayılı kararın Dairemizce …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1387 KARAR NO : 2025/1844 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 27.06.2025 NUMARASI : 2025/569 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.06.2025 tarih 2025/569 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif üyesi olduğunu, davalı kooperatifte 23.05.2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantıya davacılar ... ve ...'nun asaleten, davacı ...'nun ise, vekaletname ile yetkili kıldığı ... tarafından temsil edilerek katılım sağladığını, davalı ... kooperatifinin ana sözleşmesinin 28. maddesinde genel kurula çağrının taahhütlü mektupla, ayrıca gerektiğinde gazete ile, gazete olmayan yerlerde mahalli örf ve adete göre ilan yoluyla yapılacağının düzenlendiğini, bunun yanı sıra yazılı imza yöntemiyle de çağrı yapılabileceğinin düzenlendiğini, ancak usulüne uygun çağrı yapılmadığını, davalı kooperatifte yetkisiz kişilerce genel kurul toplantısına çağrı davetiyesi gönderildiğini, ...'nun kooperatif üyeliğini ve olmayan payını devrederek üye yaptığı ...'nin üyeliğinin bulunmadığını, üyeliği bulunmayan bu kişilerin katıldığı tüm oylamaların geçeriz olduğunu; genel kurulun 6. maddesinde tahmini bütçenin müzakereye açıldığını ve bir defaya mahsus olmak üzere 2025 yılı Ağustos ayı sonuna kadar her bir üyenin 3.000,00 TL ödemesine, fasıllar arası aktarma yetkisinin yönetim kuruluna verilmesinin oylamaya sunulduğunu, davacıların genel kurulun altıncı maddesinde red oyu kullanarak muhalefet şerhi koyduklarını, kanuna, dürüstlük kuralına ve iyi niyete aykırı bu kararın da yokluk yaptırımına tabi olduğunu; genel kurulun 7. maddesinde Seferihisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/133 E. 2024/7 K. sayılı kararına göre belirlenen kamulaştırma bedelinin, acele el koyma bedelinin mahsubu ile, kooperatif hesabına yatırılması konusunda yetki verilmesinden bahsedildiğini, davacıların 28.04.2025 tarihli ihtarname ile mahkeme kararı hakkında kendilerine bilgi verilmesini istediklerini, ancak ihtara cevap verilmediğini, davalı kooperatifte yapılan hukuka aykırı işlemlerin bir diğer sebebinin de davacılara güdülen husumet olduğunu iddia ederek, 23.05.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının davacı ...'nun hiç davet edilmemesi nedeniyle yokluğunun tespitine, aksi halde Kooperatifler Kanununun 53. maddesi uyarınca bozulmasına, 23.05.2025 tarihli genel kurul toplantısında yetkisiz kişilerin, ortak olmayan kişilerin oylamaya katılması, yetkisiz kişilerce genel kurul toplantısına çağrı davetiyesi gönderilmesi nedeniyle genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yokluğunun tespiti, aksi halde tüm davacılar yönünden Kooperatif Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca bozulmasına, davacılar ... ve ...'na yapılan davetiyelerin usulsüz yapılması nedeniyle, Kooperatif Kanunun 53. Maddesi uyarınca bozulmasına, İhtiyati tedbir yoluyla yetkisiz ve ortak olmayan, aynı zamanda yönetimde de bulunan kişilerin bu sıfatlarını kullanarak işlem yapmalarının engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, her ne kadar davalı kooperatifin 23.05.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına ilişkin çağrının yetkisi olmayan kişilerce yapıldığı, çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığı, kooperatif üyesi ...'na herhangi bir davetiye gönderilmediğini, toplantıda üye olmayan kişilerin oylamaya katıldığı ve bu kişilerin oyları ile davacıların muhalefeti ile karar alındığını beyanla iş bu kararların yok hükmünde olduğu ve iptali gerektiğinden bahisle yetkisiz ve ortak olmayan ve aynı zamanda yönetimde bulunan kişilerin bu sıfatlarını kullanarak işlem yapmasının tedbiren durdurulası talebinde bulunulmuş ise de, dava dilekçesinde usulüne uygun olarak davet edilmediği beyan edilen davacıların geçersizliği ve iptali istenen davalı kooperatif genel kurul toplantısına asaleten ve vekaleten iştirak ile kararlara karşı olumsuz oy kullandıklarını beyan edildiği, iş bu kapsamda davacıların iptal veya geçersizlik iddiası ile genel kurul kararlarına karşı dava açma hakkına sahip kooperatif üyeleri olup olmadığı, çağrının kooperatifi temsile ve ilzama yetkili kişilerce yapılıp yapılmadığı, toplantıda üye olmayan kişilerin oy kullanıp kullanmadığı, iş bu oyların toplantı sonucuna etkili olup olmadığı, kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunun yargılamayı gerektirdiği, yargılamanın bu sefahatinde davalı kooperatifi yönetim kurulu üyelerinin yetkisini sınırlandırmayı veya kaldırılması gerektiren sebeplerin varlığına dair tedbir kararı verilmesi için yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin davalı kooperatifi yönetim kurulu üyelerinin yetkisini sınırlandırılmasına dair ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, ilk derece mahkemesince, yargılamanın bu sefahatinde davalı kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin yetkisini sınırlandırmasını veya kaldırılmasını gerektiren sebeplerin varlığına dair tedbir kararı verilmesi için yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, ancak yargılama sefahatinin tamamlanmasının beklenilmesinin, tedbire ilişkin düzenlemelerin hükümsüz kalması ve tedbir ile korunması gereken hakların zayi olmasına neden olacağını, ihtiyati tedbirin amacının, dava sonuçlanıncaya kadar geçen sürede hak kayıplarını önlemek olduğunu, müvekkillerinin yönetim kurulu olarak seçildikleri toplantıları bile Ticaret Sicilde tescil ettiremezken, seçilmiş oldukları halde bu hakları yok sayılırken gelinen aşamada tamamen yönetim dışında bırakıldıklarını, kooperatifin bu haliyle müvekkilleri aleyhine işlem yapmamak için hiçbir sınırlamalarının bulunmadığını, her ne kadar alınan kararlar yok hükmünde olsa dahi, mevcut Ticaret Sicil Kayıtlarında gerçekte ortak olması mümkün olmayan kişilerin kooperatifi temsil etmeye yetkili göründüklerini, bu durumda üçüncü kişiler nezdinde yetkili görünen kişilerin, kooperatifi taahhüt altına sokabileceklerini ve her türlü borçlandırıcı işlem ile kooperatif sermayesini hukuka aykırı kullanabileceklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Diğer taraftan HMK'nun 396. Maddesi gerekçesine göre, tedbirin verildiği tarihten sonra, tedbirin verilmesini gerekli kılan şartlarda değişiklik meydana gelmesi halinde, bu değişikliğe uygun olarak tedbirin de değiştirilmesi ya da kaldırılması gerekebilir. Bu şekilde, hâl ve şartlar değiştiğinde tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılması için talepte bulunulması aranmıştır. Buna göre davada hal ve şartların değişmesi halinde talep üzerine mahkemece her zaman ihtiyati tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verilebilecektir. İhtiyati tedbirin alacağı güvence altına alma fonksiyonu da bulunmamaktadır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Talebi konu uyuşmazlığın dayandığı hakkın özü hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır. Somut olayda, davalı kooperatifin 23.05.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına çağrının ana sözleşmesinin 28. maddesine uygun çağrı yapılmadığı, davalı kooperatifte yetkisiz kişilerce genel kurul toplantısına çağrı davetiyesi gönderildiği, genel kurulun 6. ve 7. maddesinde alınan kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilerek, olağan genel kurul toplantısının yokluğunun tespiti, aksi halde alınan kararların iptali, ayrıca yönetimde bulunan kişilerin bu sıfatlarını kullanarak işlem yapmalarının engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir tedbir isteminde bulunulmuş olup, dava dosyasının bulunduğu aşama ve mevcut delil durumu itibariyle talep edenin haklılığına ilişkin kanun ile aranan yaklaşık ispat koşulunun bu aşmada oluşmamasına, davacıların ileri sürüdüğü hususların varlığının yargılamayı gerektirmesine, uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette neden olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin tabii bulunmasına göre ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90- TL'den peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 398,50 TL'nin ihtiyati tedbir isteyen davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/12/2025